YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11265
KARAR NO : 2013/15869
KARAR TARİHİ : 16.09.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01/02/1979-30/08/2003 tarihleri arasında geçen çalışmalarının ve yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurum,, davacı ile davalı şirketin aşağıdaki bendlerin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 01/02/1979-30/08/2003 tarihleri arası bildirilmeyen sürelerin tespiti ile birleşen davada davacıya 24/10/2003 tarihli tahsis talebine istinaden 01/11/2003 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı balanması istemine ilişkindir.
Dairemizin, 14/01/2013 tarih ve 2011/6076 Esas 2013/1324 Karar sayılı bozma ilamı üzerine;
Mahkemece, davanın kabulüne ile davacının 01.02.1979 tarihi itibari ile bir gün, 13.04.1988 ile 08.10.2003 tarihleri arasında 5481 gün olmak üzere toplam 5482 prim ödediğinin tespiti ile 506 sayılı Yasanın geçici 81 a maddesine göre davacının tahsis başvuru tarihi olan 19.04.2006 tarihi itibari ile 20 yıllık sigortalılık süresi ve 5482 gün prim gün sayısı olması nedeni ile yaşlılık aylığı koşulları taşıdığından kendisine talebi takip eden aybaşı olan 01.05.2006 tarihi itibari ile yaşlılık aylığı bağlanmasının da gerektiğinin tespitine karar verilmiştir..
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/8. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.
Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı adına 01/02/1979, 13/04/1988 ve 01/02/1995 tarihli işe giriş bildirgelerinin Kuruma verildiği, 13/04/1988-08/10/2003 tarihleri arasında geçen çalışmaların tamamanın bildirildiği, davalı adına kayıtlı birden fazla işyeri bulunduğu,13/04/1988 tarihli hizmet sözleşmesi ve müracaat formunun dosyaya sunulduğu, 1979- 2003 yılları arası dönem bordrolarının getirtildiği, davacının gösterdiği bordro tanıkları beyanlarında, davacı ile 1979 yılından itibaren birlikte çalıştıklarını, davalının gösterdiği bordro tanığı ise, davacının 1988 yılında çalışmaya başladığını belirttikleri, davacının 24/10/2003 tarihinde Kuruma müracaat ederek hangi tarihte emekli olacağının kendisine bildirilmesini talep ettiği, 19/04/2006 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda, 1988 yılından sonraki çalışmaların tamamı bildirilmiş olduğundan, taraflar arasındaki uyuşmazlık 01/02/1979-13/04/1988 tarihleri arasındaki dönem yönünden çıkmaktadır. Öte yandan davacının 24/10/2003 tarihli talebi tahsis talebi olmayıp, hangi tarihte emekli olacağının kendisine bildirilmesine yöneliktir. Dolayısıyla mahkemece tahsis talep tarihi olarak 19/04/2006 tarihinin esas alınması doğrudur. Ancak 1979-1988 yılları arasındaki hizmet tespitine yönelik talep gereğince araştırılmamıştır. Çünkü tarafların gösterdiği bordro tanıklarının beyanları çelişmektedir. Dolayısıyla tanık beyanları arasındaki çelişkiler giderilmeden ve çalışma olgusu hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde araştırılıp belirlenmeden yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş, davalı adına birden fazla kayıtlı işyeri bulunduğu dikkate alınarak, öncelikle davacıyı çağırıp uyuşmazlık konusu olan (1979-1988 yılları arası) dönemde davalıya ait hangi işyerinde çalıştığını sorup tespit etmek, eğer bu işyeri dosyada dönem bordroları bulunan işyeri değilse, bu defa uyuşmazlık konusu dönemi kapsayacak şekilde bu işyerinden verilen dönem bordrolarını Kurumdan istemek, bordro tanıklarını resen tespit edip dinlemek, gerek görüldüğü takdirde Kurumdan sorulmak suretiyle veya zabıta araştırması ile tespit edilecek komşu işyerlerinin işverenleri veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarının beyanlarına başvurmak, davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın eksik araştırma ve inceleme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Öte yandan, eldeki davada davalı işveren yalnızca hizmet tespiti davasında davalı konumunda olduğundan, hizmet tespiti davasının kabulü nedeniyle aleyhine bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken iki defa vekalet ücretinden sorumlu tutulması hatalı olmuştur.
O halde davacı ile davalı Kurum ve davalı şirketin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacı ile davalılardan … Tekstil Örme San. ve Tic. A.Ş.’ne iadesine, 16/09/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.