YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/23370
KARAR NO : 2013/7625
KARAR TARİHİ : 16.04.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan … vekilince duruşmalı, … Sigorta A.Ş. vekili ile … tarafından da duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından, Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1) Dava 26.7.2007 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu iş göremezliğe uğrayan davacının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece;
a) Davacının manevi tazminat talebinin kabulü ile, 111.822,57 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen olay tarihi olan 26.7.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak (davalı … Sigorta Şti açısından poliçe limiti dahilinde, davalı … açısından da 1.000 TL ile sınırlı olmak üzere) davacıya verilmesine,
b) Davacının manevi tazminat talebinin kabulü ile, 30.000 TL manevi tazminatın davalılar …, … Harfiyat İnşaat Nak. Müh. Hiz. Tic. Sanayi Ltd.Şti ve …’dan olay tarihi olan 26.7.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin davalı … Sigorta A.Ş yönünden reddine karar verilmiştir. Yargılama giderleri ile ilgili hüküm kurulurken, maddi tazminata ilişkin yargılama giderlerinin tüm davalılardan,
manevi tazminata ilişkin yargılama giderlerinin … Sigorta A.Ş. dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine şeklinde hüküm kurulmuştur.
Dava konusu olay iş kazasıdır.
Her ne kadar Mahkeme, İş Mahkemesi olarak davaya baktığını belirtmemiş ve temyiz süresinin, kararın tebliği tarihinden itibaren 15 gün olduğunu belirtmiş ise de; dava konusu olayın iş kazası olması karşısında, görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğu, davacının da davasını iş mahkemesi sıfatıyla açtığı anlaşılmaktadır.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8. maddesi hükmüne göre ise İş Mahkemelerinden verilmiş bulunan nihai kararların 8 gün içinde temyiz olunması gerekir. Bu süre, ilgilisine kararın tefhim veya tebliğ edilmesi ile başlar.
Somut olayda hüküm, davalılar … Harfiyat İnşaat Nakliye Müh. Hizm. Tur. Tic. Ve Sanayi Ltd. Şti. ile … Sigorta A.Ş. vekillerinin yüzüne karşı 25.9.2012 tarihinde verilmiştir. … Harfiyat İnşaat Nakliye Müh. Hizm. Tur. Tic. Ve Sanayi Ltd. Şti. vekili 30.10.2012, … Sigorta A.Ş. vekili de 31.10.2012 tarihinde kararı temyiz etmiştir. Bu halde her iki davalı yönünden 8 günlük temyiz süresi fazlası ile geçmiştir.
O halde, 1.6.l990 Tarih ve l989/3 E. 1990/4 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı da gözönünde tutularak davalılar … Harfiyat İnşaat Nakliye Müh. Hizm. Tur. Tic. Ve Sanayi Ltd. Şti. ve … Sigorta A.Ş. vekillerinin temyiz dilekçesinin süre aşımı yönünden reddi cihetine gitmek gerekmiştir.
2) Davalı …’ın temyiz itirazlarına gelince;
Davalı … Harfiyat İnşaat Nakliye Müh. Hizmetleri Turizm Tic. Ve Sanayi Ltd. Şti.’de iş makinesi yağcısı olarak çalışan davacının olay tarihinde, kepçenin kovasının takılmasından sonra, olay yerindeki alet edevatı toplamak için uğraştığı, bu esnada davalı … Harfiyat İnşaat Nakliye Müh. Hizmetleri Turizm Tic. Ve Sanayi Ltd. Şti.’nin işçisi olan davalı …’ın park halindeki … plakalı tırı çalıştırmak istediği, ancak frenleri boşalan tırın geri kaçtığı, tırın üzerine geldiğini gören davacının kaçmaya çalıştığı, fakat davacının elinin tır ile kepçenin camı arasında kaldığı, bu şekilde meydana gelen kazada davacının yaralandığı anlaşılmıştır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı ile davalılardan …’ın davalı … Harfiyat İnşaat Nakliye Müh. Hizmetleri Turizm Tic. Ve Sanayi Ltd. Şti.’de çalıştığı, davalı …’ın kazaya karışan araçlardan … plakalı aracın ruhsat sahibi olduğu, …’ın adına kayıtlı olan kazaya karışan … plakalı aracı 22.7.2002 tarihinde Noterden … Oto Yedek Parçaları İnş. San. Tic. Ltd. Şti.ye sattığı, davacının sürekli iş göremezlik oranının Sosyal Güvenlik Kurumu Maluliyet Dairesi Başkanlığı’nın raporuna göre davacının % 28, 3. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 15.6.2011 tarihli raporuna göre % 45 olduğu, 5.12.2008 tarih 105843 İNC 56 sayılı müfettiş raporuna göre olayın iş kazası olduğu, 13.9.2010 tarihli Bilirkişi Heyeti raporuna göre; “olayın meydana gelmesinde davalı … Harfiyat İnşaat Nakliye Müh. Hizmetleri Turizm Tic. Ve Sanayi Ltd. Şti. Yetkililerinin % 60, 33 EUV 61 plakalı kamyon sürücüsü …’ın %40 oranında kusurlu oldukları, Ünal Güler ile Vedat Gündoğdu’nun kusurunun olmadığının” belirtildiği anlaşılmaktadır.
Davalı … adına trafiğe kayıtlı … plaka sayılı tırın, Tokat 3. Noterliğinde resen düzenleme şeklinde yapılan 22.7.2002 tarihli satış sözleşmesiyle ihbar edilen … Oto Yedek Parçaları İnş. San. Tic. Ltd. Şti.ye satılmış olduğu sunulan sözleşme örneğiyle sabit ve çekişmesizdir. Uyuşmazlık, anılan davalının kaza sırasında araç işleteni sayılıp sayılmayacağı noktasında toplanmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 20/d maddesine göre, trafiğe kayıtlı araçların satış ve devrine ilişkin sözleşmelerin geçerli olabilmesi için, noterce (resen düzenleme şeklinde) yapılması, zorunludur. Yine bu maddeye göre, işlemi yapan noter, siciline işlenmek üzere en geç 15 gün içerisinde, satış işlemini ilgili tescil kuruluşuna ve vergi dairesine bildirmekle yükümlüdür. Noterin ilgili vergi dairesine yapacağı bildirimden sonra, önceki araç malikinin vergi mükellefiyetine son verilir ve yeni malik adına vergi mükellefiyeti tesis edilir. Aynı maddenin (e) bendi, trafiğe tescilli araçları satın alanların, gerekli belgeleri sağlamak suretiyle, ilgili tescil kuruluşundan bir ay içerisinde kendi adlarına tescil belgesi almak zorunda olduklarını hükme bağlamaktadır.
Görüldüğü üzere, anılan 20. madde, hem resmi satış sözleşmesini yapan notere ve hem de, alıcıya tescille ilgili yükümlülükler getirmektedir.
Yine, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 5. maddesinin (a) bendi, araçların plaka ve belgelerini vermek ve bu amaca yönelik hizmetleri yürütmek üzere her ilde ve gerekli görülen ilçelerde tescil şube veya bürolarının kurulacağını öngörmekte; maddenin “Görev ve yetkiler” başlıklı (b) bendinde ise; araçların tescil işlemlerini yaparak belge ve plakalarını vermek (fıkra;7) ve Ülke çapında taşıtların ve sürücülerin sicillerini tutmak, teknik ve hukukî değişikliklerini işlemek, istatistiki bilgileri toplamak ve değerlendirmek (fıkra:9), trafik tescil şube ve bürolarının görevleri arasında sayılmaktadır. Bu hükümlere göre, araçların trafiğe tescil edilmesi ve sicillerinin tutulması, Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı olarak kurulan Trafik Hizmetleri Başkanlığı bünyesindeki Trafik Tescil Şube veya Bürolarının görevi ve yetkisindedir. Bu şube ve büroların, kanunla kendilerine verilen görevleri yerine getirirken yaptıkları işlemlerin ‘idari işlem’ niteliğinde olduğu kuşkusuzdur. Eş söyleyişle, bir aracın trafiğe tesciline veya trafikteki kaydının terkinine ilişkin işlemler, hukuksal nitelikçe idari işlemlerdir.
Somut olayda, resmi şekle uygun olarak düzenlenen 22.7.2002 tarihli araç satış sözleşmesiyle, dava konusu araç ihbar edilen … Oto Yedek Parçaları İnş. San. Tic. Ltd. Şti.ye satılmıştır. Sözleşmeyi düzenleyen Noter tarafından, yukarıda değinilen 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 20/d. maddesinde öngörülen bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmiş olup, olmadığı dosya içeriğinden anlaşılamamaktadır. Buna rağmen, aracın satıştan önce davalı … üzerinde bulunan trafik kaydının terkin edilmediği, eldeki davanın açıldığı tarih itibariyle de davalı … üzerinde kayıtlı göründüğü de dosya içeriğiyle sabittir.
Hal böyle olunca; geçerli satış sözleşmesine rağmen, araç kaydının satış sırasında bağlı bulunduğu İstanbul Trafik Müdürlüğündeki kayıtlarda davalı … üzerinde görünmeye devam etmesi, davalı …’ın yasal yükümlülüğüne aykırı davranmasından değil; İstanbul Trafık Tescil Şube Müdürlüğünün, satış işleminin gereklerini yerine getirmemiş olmasından kaynaklandığının kabulü gerekir. Dolayısıyla, böylesi bir işlemin yapılmamış olması, mülkiyetin alıcıya geçmediğinin kabulünü gerektirmez.
Kazaya karışan aracın noter huzurunda yapılan satışı, dava konusu kazadan yaklaşık 5 yıl önce 22.7.2002 tarihinde gerçekleşmiştir. O halde aracın kayıt maliki olarak görülen davalı …’a husumet yöneltilmesi ve bu davalı yönünden davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı …’ın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Davalılar … Harfiyat İnşaat Nakliye Müh. Hizm. Tur. Tic. Ve Sanayi Ltd. Şti. ile … Sigorta A.Ş. vekillerinin temyiz dilekçelerinin süre aşımı yönünden REDDİNE, davalı …’ın temyiz itirazları yönünden hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 16.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.