Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/1907 E. 2010/3831 K. 06.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1907
KARAR NO : 2010/3831
KARAR TARİHİ : 06.04.2010

Davacı … vekili Avukat … ile davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekili Avukat … aralarındaki tespit davası hakkında Yozgat 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinden verilen 30.06.2009 gün ve 353-403 sayılı kararın Onanmasına ilişkin Dairemizin 19.10.2009 gün ve 11732-13060 sayılı ilamına karşı davalı vekili tarafından süresi içinde maddi hatanın düzeltilmesi yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

K A R A R

Davacı … oğlu 1961 doğumlu … ile davalı …K. Başkanlığı arasında görülen, davacının 01.03.1986-12.05.1998 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamındaki zorunlu sigortalı çalışmaları dışında 2926 sayılı Yasaya tabi sigortalı olduğunun tespitine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda Yozgat 1.Asliye Hukuk İş Mahkemesince verilen 30.06.2009 gün 2009/353E, 2009/403K sayılı hükmün davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce davalının tüm temyiz itirazlarını reddederek 19.10.2009 gün ve 11732-13069 kararla yerel mahkeme kararının Onanmasına karar verilmiş ve bu karar üzerine Davalı Kurum vekili, davacının … … oğlu 1961 doğumlu … olduğu ve 506 sayılı yasa kapsamında 1988/2 dönemde 120 gün, 1988/3. dönemde 62 gün, 1990/3. dönemde 66 gün olmak üzere toplam 248 gün çalışması bulunduğu halde, temyiz edilen yerel mahkeme kararında: isim benzerliği nedeniyle … oğlu 1948 doğumlu …’a ait 506 sayılı yasa kapsamında olan 1986/3 dönemde 17 gün ve 1990/1 dönemde 30 gün olmak üzere toplam 47 günlük çalışmanın dışlanmak suretiyle hüküm kurulduğunu bildirerek Dairemizin düzelterek onama kararının maddi yanılgıya dayalı olduğundan bahisle düzeltilmesini talep etmiştir.
İş Mahkemeleri Kanununun 8/3. maddesi gereğince İş Mahkemelerinden verilen kararlara ve buna bağlı Yargıtay ilamına karşı karar düzeltme yolu kapalıdır. Ancak; Yargıtay onama ya da bozma kararlarında açıkça maddi hatanın bulunduğu hallerde, dosyanın yeniden incelenmesi mümkündür. Zira maddi yanılgıya dayalı olarak verilmiş onama ya da bozma kararları ile, hatalı biçimde hak sahibi olmak, evrensel hukukun temel ilkelerine ters düştüğünden karşı taraf yararına sonuç doğurmamalıdır. Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır.
Maddi yanılgı kavramından amaç; Hukuksal değerlendirme ve denetim dışında, tamamen maddi olgulara yönelik, ilk bakışta yanılgı olduğu açık ve belirgin olup, her nasılsa, inceleme sırasında gözden kaçmış ve bu tür bir yanlışlığın sürdürülmesinin Kamu düzeni ve vicdanı yönünden savunulmasının mümkün bulunmadığı, yargılamanın sonucunu büyük ölçüde etkileyen ve çoğu kez tersine çeviren ve düzeltilmesinin zorunlu olduğu açık yanılgılardır.
Uygulamada zaman zaman görüldüğü gibi, Yargıtay denetimi sırasında, uyuşmazlık konusuna ilişkin maddi olgularda, davanın taraflarında, uyuşmazlık sürecinde, uyuşmazlığa esas başlangıç ve … tarihlerinde, zarar hesaplarına ait rakam ve olgularda ve bunlara benzer durumlarda; yanlış algılanma sonucu, açık ve belirgin yanlışlıklar yapılması mümkündür.
Bu tür açık hatalarda ısrar edilmesi ve maddi gerçeğin göz ardı yapılması, yargıya duyulan … ve saygınlığı sarsacağı gibi, Adalete olan inancı ortadan kaldırır ve yok eder.
Bu nedenledir ki; Yargıtay; bu güne değin maddi yanılgının belirlendiği durumlarda soruna müdahale etmiş baştan yapılmış açık maddi yanlışlığın düzeltmesini kabul etmiştir. Kaldı ki kimi açık maddi yanılgıya dayalı ve yanlışlığı son derece belirgin haksız ve adaletsiz sonuçların giderilmesi kamu düzeni açısından zorunludur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2002/10-895E ve 2002/838K, 2003/21-425E ve 2003/441K sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dava nitelikçe, davacının 01.03.1986-12.05.1998 tarihleri arasında 506 sayılı yasa kapsamındaki zorunlu sigortalı çalışmaları dışında 2926 sayılı yasaya tabi sigortalı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının 01.03.1986 tarihi ile 12.05.1998 tarihleri arasındaki; 1986/3. döneminden 17 gün ve 1991/1. döneminden 30 gün olmak üzere toplam 47 günlük zorunlu SSK’lı sigortalılık süresi HARİÇ, kalan süredeki 2926 Sayılı Yasaya tabi tarım … sigortalılığının geçerli olduğunun tespitine karar verilmişse de eksik araştırma ile sonuca varılması hatalı olmuştur.
Gerçekten davacının gerek 2926 ve gerekse 506 sayılı Yasa kapsamındaki çalışmalarına ilişkin sigorta sicil dosyalarının getirtilmediği, buna karşılık davacı ile isim benzerliği olan … oğlu 1948 doğumlu …’a ait 2926 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalığına ilişkin sigorta sicil dosyası ile sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık konusu döneme ilişkin olarak davacının durumunun değerlendirilebilmesinin 2926 ve 506 sayılı Yasa kapsamındaki çalışmaları nedeniyle davacı adına oluşturulan sigorta sicil dosyalarının incelenmesi ile mümkün olabileceği açık ve seçiktir
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde 2926 ve 506 sayılı Yasa kapsamındaki çalışmaları nedeniyle davacı adına oluşturulan sigorta sicil dosyaları getirilerek incelenmeden davacının durumu değerlendirilerek eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki; Dairemizce davacının sigorta sicil dosyalarının getirilmediği dosya içerisine getirilen sicil dosyalarının isim benzerliği olan başka bir kişiye ait olduğu göz ardı edilerek davalının tüm temyiz itirazları reddedilerek yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
O halde davalı Kurumun maddi hata talebi kabul edilmeli, Dairemizin 19.10.2009 günlü onama kararı kaldırılmalı ve mahkeme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının maddi hata talebinin kabulüyle Dairemizin 19.10.2009 gün ve 2009/11732 Esas ve 2009/13069 Karar sayılı onama kararının kaldırılmasına, mahkemenin 30.06.2009 tarihli kararının BOZULMASINA, 06.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.