YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10850
KARAR NO : 2010/13811
KARAR TARİHİ : 08.11.2010
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği . Beldesi sınırları içinde bulunan ve genel kadastroda çalılık ve pırnallık olarak tapulama dışı bırakılan toplam 37 dekar yüzölçümlü 6 parça taşınmazı imar ihya ederek 20 yıldan fazla süreyle malik sıfatıyla zilyet ettiğini iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Yargılama sırasında ise davalı Hazine ve Orman Yönetimi vekilleri davanın reddi ile taşınmazın hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, fen bilirkişisi . ve . tarafından düzenlenen 06.07.2009 tarihli krokili raporda (A) ile işaretli 32091 m² yüzölçümlü taşınmaz yönünden tarıma elverişli olmaması nedeniyle davanın reddine, aynı raporda (B) ile işaretli 8474 m² yüzölçümlü taşınmazın ise dava konusu olmaması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 6831 sayılı yasaya göre 2000 yılında yapılıp 20/01/2002 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu 2/B uygulaması bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu işlemi 08/03/1975 tarihinde kesinleşmiştir. İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve eski tarihli memleket haritası ile amenajman planının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen orman bilirkişi ve … mühendisi bilirkişi raporlarında, yüksek eğimli çalılık olarak göründüğü, 1956 yılı arazi kadastrosunda taşlık, pırnallık ve çalılık niteliği belirtilerek kadastro dışı bırakıldığı, üzerindeki taşlık ve çalılıkların temizlenerek tarım arazisi yapısı kazandırılmaya çalışıldığı, ancak mevcut haliyle imar ihya tamamlanmadığı gibi taşınmazın belirlenen niteliğine göre bu yolla kazanılacak yerlerden de olmadığı, yörede halen orman kadastrosunun yapılmadığı, H.G.K.’nun 24/10/2001 gün ve 2001/8-964-751 sayılı ve 13/02/2002 gün ve 2002/8 – 183- 187 sayılı kararlarında değinildiği gibi, kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tesbit harici bırakılan bu tür yerlerin 6831 Sayılı Yasanın 1/1 ve 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/p ve 26/j maddesi gereğince orman kadastro sınırları içine alınması zorunlu olduğundan, 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7 ve devamı maddeleri gereğince orman olarak sınırlandırılma olanağı bulunduğu gibi, Hazine tarafından orman olarak kullanılmak üzere Orman Yönetimine de tahsis edilebileceğine ve davacı gerçek kişinin (B) ile işaretli bölüme ilişkin usulünce yapılmış ıslahı bulunmadığına göre davasının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ayrıca Hazinenin MK. 716/6 maddesine göre tescil talebi var ise de, bu konuda bir hüküm kurulmamasına karşı Hazinenin temyizi bulunmadığından bu konu bozma sebebi sayılmamış bulunmasına göre, davacı gerçek kişinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 08.11.2010 günü oybirliği ile karar verildi.