Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/14641 E. 2013/19389 K. 04.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14641
KARAR NO : 2013/19389
KARAR TARİHİ : 04.11.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan … vekili ile … ve … tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava; 25.12.2001 tarihindeki iş kazasında yaşamını yitiren sigortalının hak sahibi olan anne ve babasının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemleri ile faiz alacağına ilişkindir.
Mahkemece, hükmün maddi ve manevi tazminat davaları bakımından Yargıtay incelemesinden geçip kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına, 42.617TL faiz alacağının davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece yukarıda … şekilde verilen kararda davalılar … San.Tic.Ltd.Şti ve … bakımından bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte varılan bu sonuç aşağıda açıklanan nedenlerle diğer davalı … bakımından hatalı olmuştur.
Davacılar 16.12.2003 tarihinde açtıkları maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin davalarında faiz isteminde bulunmamışlardır. İşbu dava ile birleşen 15.10.2010 tarihli davada ise hüküm altına alınacak manevi tazminatların işlemiş yasal faizi olarak 42,617TL’nin davalılardan tahsili istenmiştir.
Davalılardan …’ın sorumluluğu haksız fiilden kaynaklanırken diğer davalıların sorumluluğunun sözleşmeden kaynaklandığı dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılmaktadır. Zira davalı şirket … San.Tic.Ltd.Şti. davacılar murisinin işvereni, diğer davalı … ise davalı bu işveren şirketin sahiplerinden ve işveren vekilidir. İşveren ve işveren vekili olan bu davalıların kazalı işçiye karşı sorumluluğu bu noktada akdi(sözleşmeye dayanan)bir sorumluluk olup diğer davalı … ile kazalı arasında böylesi akdi bir münasebetin bulunmamasına göre bu davalının(…) sorumluluğu’nun haksız fiile dayandığının kabulü gerekmektedir.
Bu yönüyle davalıların Türk Borçlar Kanununun 61.maddesinde düzenlenen eksik teselsül hükümlerine göre davacıya karşı sorumlu oldukları ortadadır. BK.’ nun 61.maddesi hükmü gereğince borçlulardan her biri borcun tamamından tek başına sorumlu olduğundan, borçlulardan birisinin borcunun zaman aşımına uğramış olması alacak miktarına etkili değildir. Bu kuralın doğal bir sonucu olarak da zamanaşımı def’i inden ancak kendi borcu zaman aşımına uğramış olan borçlu yararlanabilir ve her davalıya kendi hukuki durumlarına uygun zamanaşımı süresi uygulanır.
Somut olayda 25.12.2001 tarihindeki iş kazası nedeni ile uğranılan 20.000,00TL manevi zararın işlemiş faizine ilişkin olup 15.10.2010 tarihinde açılan davada tüm davalıların süresi içinde zaman aşımı def’inde bulundukları ve zamanaşımından bunu ileri süren davalıların yararlanacağı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık davalılardan hangisi için hangi zamanaşımı süresinin uygulanacağı ve bunun doğal neticesi olarak da hangi davalı bakımından borcun zamanaşımına uğradığı noktasında toplanmaktadır.
Davalı …’ın sorumluluğu yukarıda da ayrıntılı olarak açıklandığı üzere haksız fiilden kaynaklanırken diğer davalıların sorumluluğu ise sözleşmeden kaynaklanmaktadır. Hal böyle olunca yargılamaya konu kazada davalı … dışındaki tüm davalılar için uygulaması gereken akdi zamanaşımını süresinin düzenlendiği 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 125.maddesinde belirtilen 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması, davalı … için ise haksız fillerde zamanaşımı süresinin düzenlendiği aynı yasanın 60/1 maddesinde belirtilen zararın ve failin öğrenilmesi tarihinden itibaren bir yıl ve her halde 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği izahtan varestedir. Öte yandan Borçlar Kanununun 60/2 maddesinde de eylem aynı zamanda suç oluşturuyorsa o suç için öngörülen ceza zamanaşımı süresinin uygulanacağı hükmü mevcut olup olayımızda zararlandırıcı sigorta hadisesinin suç oluşturduğu hususunda da tartışma bulunmamaktadır. Bu bakımdan da dava konusu eylem için olay zamanında geçerli olan TCK. 102/4 maddesinde belirtilen ceza zamanaşımı süresinin uygulanması gerekli olup bu süre (5) beş yıl, sürenin başlangıç tarihi ise TCK. 103. maddesine göre olayın gerçekleştiği tarihtir. Bu açıklamalardan olarak davacılar, davalı … için geçerli olan ve haksız fiili öğrenmeden başlayan 1 yıllık süre ile uzamış 5 yıllık ceza zamanaşımı süresini yargılamaya konu faiz alacağı istemi bakımından fazlasıyla geçirmişlerdir. Buna göre faiz alacağına dair davanın davalı … bakımından zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek yerine Mahkemece hatalı değerlendirme yapılarak bu davalının diğer davalılar … San.Tic.Ltd.Şti ve … ile birlikte müteselsilen sorumluluğuna karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.(21.HD. 22.12.2009, 2009/8225-2009/16875)
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan …, … ve …’e iadesine, 04/11/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.