YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/272
KARAR NO : 2011/120
KARAR TARİHİ : 18.01.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 22.3.1985-1.8.1991 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalı olduğunun ve 15.2.2006 tarihli tahsis talebine göre yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava davacının 22.3.1985-1.8.1991 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı olduğunun ve 15.2.2006 tarihli tahsis talebine göre yaşlılık aylığının hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının 23.3.1985-1.8.1991 tarihleri arasında Bağ Kur sigortalısı olduğunun tesbiti, ile tahsis talep tarihini takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmiştir
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının 13.7.1979-2.12.1981 tarihleri arasında ve 1.8.1991 tarihinden beri vergi kaydının bulunduğu, Bursa Esnaf ve Sanatkarlar Odası kaydının 10.6.1993 tarihinden beri devam ettiği, 10.6.1993-10.2.2006 tarihleri arasında sicile kayıtlı olduğu, 10.10.1979-8.8.2005 tarihleri arasında Kınık Esnaf ve Sanatkarlar Odasına kayıtlı olduğu bildirilmiş ise de bu oda kayıtları üzerinde Kurumca yapılan inceleme sonucu davacının odadaki kaydının 31.12.1984 tarih 93 nolu kararla silindiği, aynı kaydın yenilenmeden ikinci defa 8.8.2005 tarihinde silindiğinin saptanması üzerinde oda kaydının 31.12.1984 tarihinde silindiğinin kabul edildiği ve bu oda kaydına göre yapılan sigortalılık tesciline göre 10.10.1979 tarihinden başlatılan sigortalılığı 20.4.1982 tarihinde terkin edilip vergi kaydına göre yeniden 1.8.1991 tarihinde yeniden başlatıldığı, pirim ödemelerine dair belgenin Kurumdan getirtilmediği anlaşılmaktadır
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren, 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesi ilk şekliyle, sigortalılığın oluşumu için, kendi ad ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmesi yanında, ayrıca, kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu da aramıştır. Bu kuruluşlara kayıt tarihi ise, sigortalılığın başlangıcı yönünden, yasal karine kabul edilmiştir. 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Yasa, …’lu olabilme yönünden, söz konusu 24. maddenin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu kaldırmış, sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulunun gerçekleşmesi durumunda, sigortalılığın oluşacağını yeterli görmüştür. Buna karşın, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa bağımsız çalışanların sigortalı olabilmeleri yönünden vergi yükümlülüğünü öngörmüş, vergiden muaf olanların da kanunla kurulu meslek kuruluşlarına
kayıtlı olmaları durumunda yine sigortalı sayılacaklarını kabul etmiştir. Nihayet, uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 22.03.1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı Yasa, sigortalılığa karine yönünden vergi kaydının, bu kaydın bulunmaması veya vergiden muaf olunması halinde, esnaf ve sanatkar sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtlarının esas alınacağını belirlemiştir.
Somut olayda davacının Kınık Esnaf ve Sanatkarlar Odası kayındın 31.12.1984 tarih 93 No’lu Yönetim Kurulu Kararı ile silindiğinin anlaşılmasına göre yeniden odaya kayıt olduğunu gösteren bir bilgi ve belge de sunulmadığından mevcut tüm kayıtlara göre davacının uyuşmazlık döneminde … sigortalılık koşullarına sahip olmadığı anlaşılmakla bu dönemde davacının sigortalı kabul edilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş, davacının Bağ Kur pirim ödeme belgelerinin getirtilerek, varsa yaptığı prim ödemelerinin uyuşmazlık konusu dönemi de kapsayıp kapsamadığının kurumdan sorularak, gerektiğinde, aktüerya uzmanı bilirkişiden bu hususta rapor alınarak sonucuna göre değerlendirme yapılmak, daha açık bir anlatımla, eğer davalı kurum geçmişe yönelik (uyuşmazlık konusu dönemi de kapsar şekilde) prim tahsil etmiş ve uzun süre bu primleri kullanmış ise, daha sonra davacının sigortalılığının iptal edilmesi Medeni Kanun’un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacağından, uyuşmazlık dönemindeki süreleri kapsayan pirimi ödenmiş günler açısından davanın kabulüne; geçmişe yönelik prim tahsil edilmediği, edilmiş olsa dahi kurum tarafından uzun süre bu primlerin kullanılmadığının saptanması halinde ise sigortalılık istemine dair istemin reddi ile yaşlılık aylığı koşullarının değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 18.1.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi