YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9937
KARAR NO : 2011/11169
KARAR TARİHİ : 24.11.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 20.10.2004- 9.7.2005 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 20.10.2004-09.07.2005 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde kapıcı olarak geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulü ile,davacının davalı işyerinde 20.10.2004-09.07.2005 tarihleri arasında asgari ücretle hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının tesbitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 09.07.2005 tarihinde davalı işyerinde işe girdiğine dair işe giriş bildirgesinin 08.07.2005 tarihinde Kuruma verildiği, 19.10.2004 tarihinde davadışı işyerinden çıkışının bulunduğu,09.07.2005-09.08.2007 tarihleri arasında davalı işyerinden bildiriminin yapıldığı, 09.07.2005 tarihinden sonra verilen dönem bordrolarında sadece davacının adının yer aldığı,önceki dönemlere ait dönem bordrosu verilmediği,davalı işyerine ait …. işyeri sicil numaralı işyerinin 09.07.2005 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ilc çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527,30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda, dönem bordro tanığı bulunmadığından mahkemece zabıta araştırması sonucu tespit edilen tanıklardan davacının iddiasını doğrulayan tanık olmadığı gibi mülk sahibi olarak dinlenen tanıklar da davacının işe girdiği gün sigortasının yapıldığını söylemiş, davacının 2004 yılında davalı işyerinde işe girdiğini söyleyen davacı tanıklarının ise komşu işyeri tanığı olup olmadıkları hususu belgelendirilmeden davacının işe giriş bildirgesinin verildiği tarihten önce çalışması olup olmadığı hususu hiçbir şüphe ve tereddüde yer vermeyecek şekilde tespit edilmeden yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği gözetilerek soruşturmayı genişletmek, yeniden davalı apartmanda uzun süre ikamet edenler, komşu apartmanda uzun yıllar oturanlar veya komşu ya da yakın yerlerde çalışanları tespit edip beyanlarına başvurmak, daha önce dinlenen ve iddiayı doğrulayan komşu işyeri tanıklarının tanıklık yaptığı dönemle ilgili belgeleri getirtmek, davacının işe giriş bildirgesinin verildiği tarihten önce çalışması olup olmadığını tespit etmek ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir.
Kabule göre de, 5502 sayılı Yasa’nın 36.maddesine göre davalı Sosyal Güvenlik Kurumu harçtan muaf olduğu halde yargılama giderlerinin içinde harç ödemekle yükümlü kılınması hatalı olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 24.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.