YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/117
KARAR NO : 2010/284
KARAR TARİHİ : 21.01.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalı işverenler nezdinde 03.07.1997-10.10.2005 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı davalı … Mahalle Muhtarlığı ve ihtilaflı dönemde Muhtar olarak görev yapan …,… aleyhine açtığı davada 3.7.1997-10.10.2005 tarihleri arasında muhtarlığa ait iş yerinde aralıksız çalıştığını hiç bildirim yapılmadığını ileri sürerek bildirilmeyen sürelerin tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece,husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine ,davacının ilgili Belediye hakkında dava açmakta muhtariyetine karar verilmiş ise de,dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçelerle varılan bu sonuç doğru değildir.
4541 sayılı Kanun’un 1. maddesinde Şehir ve Kasabalarda kurulu bulunan ve Belediye Kanunun 8.maddesine göre kurulacak olan mahallelerde bir muhtar ve muhtarın başkanlığında bir ihtiyar heyetinin bulunacağı belirtilmiş olup bu kanunla mahalle muhtarlıklarına bir tüzel kişilik verilmemiştir.Mahalle muhtarlıklarının davada taraf ehliyeti yoktur.Bu nedenle … Mahalle Muhtarlığı yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine ilişkin olarak verilen karar doğrudur.Ancak davacı dava dilekçesinde ilgili Mahalle Muhtarlığı yanında ihtilaflı dönemde görev yapan mahalle muhtarlarını da davalı olarak göstermiştir.4541 sayılı Şehir ve Kasabalarda Mahalle Muhtar ve İhtiyar Heyetleri Teşkiline Dair Yasanın 21.maddesi ile harçlar münhasıran muhtarlara aittir.Muhtarlık işlerinin tedviri için lüzumlu kira,ısıtma aydınlatma hademe ücreti gibi masraflar bu harçlardan ödenir hükmünü içermektedir.Yine Şehir ve Kasabalardaki mahalle Muhtar ve İhtiyar Kurulları Tüzüğünün 38.maddesi de aynı hükmü ihtiva etmektedir.Bu yasal düzenlemelerden davalının çalıştığı dönemlerde iş veren olarak sorumluların davalı Muhtarlar olduğu açıkca ortadadır.Nitekim davalı mahalle Muhtarları gerek muhtarlık binasının temizliğinde ve ofis işlerinde gerekse kanunen yapmakla yükümlü oldukları seçmen listelerinin güncellenmesi gibi işlerde davacıyı çalıştırmayı yeğlemişlerdir. Muhtarların görev yaptıkları süre nazara alınarak 3.7.1997-28.3.2004 döemi yönünden davalı …’ın,29.3.2004-10.10.2005 tarihleri arasındaki dönem yönünden ise davalı … Şirinlerin iş veren olarak sorumluluğunun bulunduğunun kabulü gerekir.
Somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasına gelince ;
Davanın yasal dayanağını oluşturan; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge veya yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kim diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Davacı tanıkları,davacının 1997-2005 tarihleri arasında davalı Muhtarlar yanında aralıksız çalıştığını bildirirken davalı tanıkları ise davacının haftada 2-3 gün temizliğe gelirken gördüklerini seçim dönemlerinde askı listesinde görev aldığını bildirmişlerdir.Davacının çalıştığı konusunda tanıklar bir kanat vermekle beraber süresine ilişkin yeterli beyanda bulunmamışlardır.
Yapılacak iş;davanın niteliği gereği kamu düzenine ilişkin olduğu gözetilerek soruşturma derinleştirilmeli uyuşmazlık konusu döneme ait S.G.K.’ya verilen dönem bordroları bulunmadığından zabıta, maliye ve meslek Odası aracılığı ve Muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tesbit edilerek çalışmanın niteliği ile süresi yönünden yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 21.01.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.