YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3641
KARAR NO : 2010/3818
KARAR TARİHİ : 06.04.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, 01.11.1976 olan sigortalılık başlangıç tarihi dikkate alındığında 2003 yılında yaptığı başvuru nedeniyle 01.01.2004 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, 01.07.2008 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığının iptali ile 01.04.2004 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin saptanması ile 01.04.2006 ile 30.06.2008 tarihleri arasındaki aylıkların ödenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının tescilden sonra yaşının düzeltilmiş olması nedeniyle tescil tarihindeki doğum tarihine göre 13.03.2003 tahsis talep tarihinde aylık bağlanması için gerekli yaş koşulunun oluşmadığından, 19.06.2008 tarihli tahsis talebine göre yaşlılık aylığı bağlayan Kurum işleminin yasaya uygun olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiş ve bu karar süresinde davacı vekilince temiz edilmiştir.
Davacının 13.03.2003 tarihli tahsis talebinin önce, 1976 tarihli işe girişi kabul edilmeyerek ve sigortalılığı 1983 yılından başlatılarak talep tarihi itibariyle 25 yıl sigortalılık süresinin bulunmadığından talebinin reddedildiği, 25 yıl sigortalılık süresi ve 47 yaş şartını yerine getirdiğinde yeniden başvuruda bulunmasının gerektiğinin davacıya bildirildiği, davacının sigorta başlangıcının kesinleşen ilamla 01.11.1976 olduğunun belirlenmesi üzerine ise davalı Kurum’un bu kez 506 sayılı yasanın geçici 81. maddesi gereğince davacının 13.03.2003 tahsis talep tarihinde 44 yaşını doldurmadığından bahisle tahsis istemini kabul etmeyerek, sigortalının 19.06.2008 tarihinde yeniden tahsis talebinde bulunması üzerine, 01.07.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı uyuşmazlık konusu değildir.
Uyuşmazlık; sigortalının tahsis talebinde bulunduğu tarihte, yaşlılık aylığı bağlanması için gereken koşullardan birine sahip olmaması durumunda, yeniden tahsis dilekçesine gerek olmaksızın koşulun oluştuğu tarihi takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerekip, gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Bu yönüyle davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 60 ve devamı maddeleriyle, geçici 81. maddesine göre, sigortalının yaşlılık aylığına hak kazanması ve yaşlılık aylığı bağlanması için prim ödeme gün sayısı, yaş, sigortalılık süresi, talep ve işten ayrılma koşullarının birlikte gerçekleşmesi koşuldur.
Somut olayda, sigortalının (Yaş tashihinin tescil tarihinden sonra yapılmış olmasına göre, yaş tashihinden önceki doğum tarihi olan 11.03.1960 tarihi esas alındığında,) başvuru tarihi olan 13.03.2003 tarihinde 506 sayılı Yasa’nın geçici 81/b,a maddesinin öngördüğü 44 yaşını doldurma koşulu hariç diğer koşullara sahip olduğu, 44 yaş koşulunun da bir yıl sonra 11.03.2004 tarihinde gerçekleştiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Başka bir anlatımla, sigortalının 11.03.2004 tarihinde yukarıda sözü geçen maddelerin aradığı tüm koşullara sahip olduğu açık-seçiktir. Hal böyle olunca, sigortalıya yeniden tahsis dilekçesi vermeksizin, giderek önceki dilekçesi göz önünde tutularak, koşulların oluştuğu tarihi takip eden 01.04.2004 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiği davalı Kurum’un Anayasa’dan kaynaklanan sosyal güvenlik ödevinin zorunlu sonucu olduğu açıktır. Aksinin kabulü, Anayasa’dan kaynaklanan sosyal güvenlik ödevinin zorunlu sonucu olan, koşulların oluşması tarihini takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığı bağlamamaktan kaynaklanan kusurundan davalı Kurum’un yararlanması sonucuna yol açar. Bu durumun ise hak ve nesafet kuralları ile bağdaşmadığı ortadadır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 11.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.