Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/4897 E. 2010/7725 K. 03.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4897
KARAR NO : 2010/7725
KARAR TARİHİ : 03.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişiler vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … 27.12.2004 havale tarihli dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Beldesi (…) … mevkiinde bulunan toplam 8439 m2 yüzölçümündeki taşınmazın öncesi taşlık ve çalılık iken, 1963 yılında para ve emek sarfıyla imar ihya ederek tarım alanı olarak zilyet ettiği, yararına kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunu iddiasıyla adına tapuya kayıt ve tescilini istemiş, davacı ölmekle, mirasçıları taşınmazın adlarına tescili istemiyle davayı devam ettirmişlerdir. Mahkemece davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişiler vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, arazi kadastrosunda tapulama harici bırakılmış taşınmazın, imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, Medeni Yasanın 713. maddesi gereğince tapuya tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 3116 Sayılı Yasaya göre 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidi bulunmaktadır. Daha sonra 1974 yılında yapılıp, 20.10.1975 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1988 yılında yapılıp 14.02.1988 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon, orman kadastrosu yapılmamış yerlerin kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
Taşınmazın bulunduğu Çam Köyde 1 ila 135 sayılı parsellerin kadastro çalışmaları 1963 yılında yapılıp, sonuçları 23.11.1963 ila 23.12.1963 tarihleri arasında ilan edilmiş, ikinci arazi çalışması 1976 ila 1980 yıllarında yapılıp, sonuçları 17.06.1980 tarihinde ilan edilmiş dava konusu taşınmaz 1964 yılında yapılan çalışmada tapulama dışı bırakılmıştır.
İncelenen dosya kapsamına kararın dayandığı gerekçeye ve kesinleşmiş orman kadastrosunun uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı, 1963 yılı genel arazi kadastrosunda çalılık ve taşlık olarak tapulama dışı bırakıldığı, her ne kader ziraat uzmanı bilirkişi tarafından çekişmeli taşınmazın çalılık ve taşlık araziden en az 30 yıl önce imar ihya edildiği ve tarım alanı olarak zilyet edildiği, yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmazın öncesinde tarla olarak, daha sonrada bir bölümünün üzerine sera yapılmak bir bölümü de tarla olarak, 20 yıldan fazla süreyle zilyet edildiği bildirilmişler, taşınmazın eski ve … tarihli memleket ve … fotoğraflarında ne şekilde nitelendirildiği ve ne şekilde görüldüğü
araştırılmamış, imar ihya ve zilyetlik süresi konusunda yerel bilirkişi ve tanıkları somut olaylar dayalı olmayan soyut ifadeler vermişler, bu hususlarda teknik bilirkişilerin bilimsel bulgudan ziyade, yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına dayalı soyut görüşler bildirmişlerse de, gerek taşınmazın keşi mahallinde çekilen fotoğraflarına göre, çalılık alandan iş makineleri ile tefsiye edilip bir bölümüne sera yapıldığı, daha önce tarımda kullanıldığına ilişkin belirti olmadığı çıplak gözle bile görülebildiği gibi, çekişmeli taşınmaza 600 metre uzaklıkta aynı bölgede yer alan dava dışı bir yer için, kiralama isteminde bulunulması üzerine, Hazine tarafından 1987 yılında yapılan tesbit ve teknik elemanların belirlemelerine göre, kiralanmak istenen yerin ve bu arada çekişmeli taşınmazın da bulunduğu çevrenin taşlık ve çalılık olduğunun saptanması nedeniyle, çekişmeli taşınmazdaki zilyetliğin ancak 1987 yılından sonra başlayacağı, u tarihten dava tarihine kadar 20 yıllı zilyetlik süresinin dolmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına, davacı vekilinin mazeret dilekçisinin kabul gördüğü ve davacı vekilinin istemi üzerine mazeretinin bulunduğunu bildirdiği günden iki gün sonraya ertelendiği, bu halde iddia ve savunma hakkının kısıtlandığından söz edilemeyeceğine, davacı vekilinin gelmediği son celse Hazine vekilinin davayı takip edeceğini bildirdiğine göre davacı tarafın yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle uul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz eden gerçek kişilere yükletilmesine 03/06/2010 günü oybirliği ile karar verildi.