Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/18179 E. 2013/21028 K. 18.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/18179
KARAR NO : 2013/21028
KARAR TARİHİ : 18.11.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalı Kurum tarafından gönderilen ödeme emrinin iptaline, borçlu olmadığına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, HMK 150/5. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar vermiştir.
Hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, HMK 150/5.maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 150. maddesinin 1.fıkrası gereğince, “Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir.” Aynı maddenin 5. fıkrası gereğince de “İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır. ” hükmünü içermektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesine göre; “(1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler.
(2) Bu hak;
a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını,
b) Açıklama ve ispat hakkını,
c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir. ” hükmünü içermektedir.
Tarafların, oturuma yöntemince çağrıldığının kabul edilebilmesi için davetiyelerin 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve 25.01.2012 tarih 28184 Resmi Gazete sayılı Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in öngördügü yöntemlere uygun bir biçimde taraflara tebliğ edilmesi gerekir.
Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina hallerinde tebliğin yapılma yöntemini düzenleyen 7201 sayılı Yasa’nın 21.maddesinin 1.fıkrası gereğince “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” denilmektedir. (Ek fıkra: 11/1/2011-6099/5 md.) ile değişik 2. fıkrasında ise; ” Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” hükmünü içermektedir.
25.01.2012 tarih 28184 Resmi Gazete sayılı Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in “Tebliğ mazbatasında bulunması gereken bilgiler ve tanzimi” başlıklı 35. maddesinde tebliğ mazbatasında nelerin bulunması gerektiği ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır. Maddenin “g” bendinde “Tebligatın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine yapılması durumunda buna ilişkin kaydı,”nın yer alması gerektiği belirtilmiştir. Yine 79. maddenin 2. fıkrasında “Bu Yönetmeliğe ekli örneklere göre bastırılacak evrakın beyaz renkte olması gerekir. Ancak, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemine göre düzenlenecek tebliğ zarfı açık mavi renkte bastırılır.” denilmektedir. 16. maddenin 2. fıkrasında ise; “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Ayrıca başkaca adres araştırması yapılmaz. 79 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre renkli bastırılan tebligat zarfında, adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek bu adrese tebligat yapılacağına dair meşruhata yer verilir.” hükmünü içermektedir.
Anılan Yönetmeliğin 30. maddesinin 1. fıkrasında; “Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir.” denilmektedir.
Anlaşılacağı üzere; 7201 sayılı Tebligat Kanunu 21/2 maddesine göre, bir kişinin adres kayıt sisteminde kayıtlı adresine tebigat çıkartılabilmesi için, teligatı çıkaran merci tarafından, ilgili tebligatın, açık mavi renkte ve adresin, adres kayıt sisteminde kayıtlı adres olduğunu gösterir meşruhatlı olması gerekir. Aksi takdirde tebliğ memurunun 7201 sayılı Tebligat Kanunu 21/1 maddesine göre tebligatı yapması gerekir. 21/1 maddesine göre tebliğ yapıldığı durumda, “…adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir.” hükmünün yerine getirilmesi gerekir. 21/2 maddesine göre tebligat yapılması durumunda ise böyle bir zorunluluk yoktur.
Somut olayda, mahkemece, duruşma gün ve saatinin davacıya tebliğine yönelik davetiyenin 7201 sayılı Tebligat Kanunu’un 21/2 maddesine göre tebliğ edildiğine dair tebliğ mazbatasına meşruhat yazılmadığı, buna rağmen tebligat memurunca 21/2 maddesi gereğince işlem yapıldığı,adreste bulunmama halinde, keyfiyetin, davacıya haber verilmesini sağlayacak, mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilmediği, dolaysıyla, davacıya yapılan tebliğ işleminin usulüne uygun olmadığı anlaşılmıştır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın, yöntemince duruşmaya çağrılmayan davacının davasını takip etmediği gerekçesiyle HMK 150/5 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 18/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.