YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/18589
KARAR NO : 2013/21246
KARAR TARİHİ : 19.11.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı-karşı davalı; iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine, davalı-karşı davacı; başlatılan takibe itiraz davasının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı-karşı davalı ve davalı-karşı davacı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre, davacının(karşı davalı) tüm, davalının(karşı davacı) aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonucunda, 60.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 12.11.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı işverenden tahsili ile davacı sigortalıya ödenmesine, birleşen karşı davanın ise sübut bulmadığından reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; SGK Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından olayın iş kazası olduğunun tespit edildiği, SGK Maluliyet Daire Başkanlığı raporunda davacının sürekli iş göremezlik oranının % 26 olduğunun belirtildiği, mahkemece hükme esas bilirkişi kusur raporunda davalı işverenin % 80, davacı işçinin % 20 oranında kusurlu bulunduklarının belirtildiği, mahkemece verilen ilk hükümde 80.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verildiği, iş bu kararın davacı sigortalı ve davalı işverence temyizi üzerine, davacının temyiz itirazlarının tümünün reddine, davalının temyiz itirazları yönünden hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının çok fazla olması nedeniyle bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Gerek mülga B.K’nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı T.B.K’nun 56. maddesi hükmüne göre Hakim: ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebilir. Hakimin manevi zarar adı ile ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin Duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde, Dairemizin bozma ilamına uyulmasına karar verilmesine rağmen Mahkemece bozma ilamı gereğinin yerini getirilmediği ve davacı yararına hükmedilen 60.000,00 TL manevi tazminatın çok fazla olduğu ortadadır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı – karşı davacıya iadesine, 19.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.