YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10619
KARAR NO : 2011/2004
KARAR TARİHİ : 08.03.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle 279.535.65 TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davalı vekilince istenilmesi ve de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 08.03.2011 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı vekili Avukat … ile karşı taraf vekili Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıda karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, temyizin kapsamı ve temyiz nedenlerine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 25.11.2004 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen …’un hak sahipleri ile aynı kazada % 13,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan …’un maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacıların dava dilekçesinde belirttiği ve tanık beyanı ile doğrulanan ücret dikkate alınmak suretiyle, sigortalıların asgari ücretin 2,83 katı düzeyinde ücretle çalıştığı kabul edilerek bilinen devredeki ücretlerin belirlendiği ve tazminatın hesaplandığı hesap raporu hükme esas alınmak suretiyle maddi ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, tazminatın belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.Tazminatın saptanmasında ise; zarar ve tazminata doğrudan etkili olan işçinin net geliri, bakiye ömrü, iş görebilirlik çağı, iş görmezlik ve karşılık kusur oranları, Sosyal Sigortalar tarafından bağlanan peşin sermaye değeri gibi tüm verilerin hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde öncelikle belirlenmesi gerektiği tartışmasızdır. Öte yandan tazminat miktarının, işçinin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluştuğu yönü ise söz götürmez.
Başka bir anlatımla, işçinin günlük net geliri tespit edilerek bilinen dönemdeki kazancı mevcut veriler nazara alınarak iskontolama ve artırma işlemi yapılmadan hesaplanacağı, bilinmeyen dönemdeki kazancının ise; yıllık olarak %10 arttırılıp %10 iskontoya tabi tutulacağı, 60 yaşına kadar (aktif) dönemde, 60 yaşından sonrada bakiye ömrüne kadar (pasif) dönemde elde edeceği kazançların ortalama yöntemine başvurulmadan her yıl için ayrı ayrı hesaplanacağı, hesap raporunun Yargıtay denetimine elverişli olması gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir.
Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının, maddi zararının hesabında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı işyeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret göz önünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Somut olayda, davacı … ile davacıların yakınları ….’un kalıpçı ustası oldukları, olay tarihinde iş yerinde üç ayı aşkın bir çalışmalarının bulunduğu, Mahkemece kalıpçı ustasının olay tarihinde alabileceği ücrete ilişkin olarak dava dilekçesinde belirtilen ve tanık beyanı ile doğrulanan ücretin olay tarihindeki asgari ücrete oranlanarak, bilinen devrede yürürlüğe giren asgari ücretler bu oran dahilinde artırılmak suretiyle maddi tazminat hesabının yapıldığı hesap raporunun karara esas alındığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, sigorta müfettişinin iş yeri kayıtları üzerinde yaptığı incelemeye göre ücret bordrolarının asgari ücret üzerinden düzenlendiği ve bu bordrolarda sadece davacılardan …’un imzasının bulunduğu diğer işçilerin ise imzalarının bulunmadığı belirlenmiştir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 288. maddesinde yazılı sınırları taşan ücret alma iddialarının, beyine başlangıcı sayılabilecek ödeme belgeleri ve sair bu nitelikte bir belge yoksa yazılı delille ispatlanması gerekir. Ne var ki müfettiş raporunda sözü geçen bordrolar getirtilerek imzaların aidiyeti konusunda …’un beyanı alınmadığı gibi imzaya itiraz halinde de gerekli inceleme yapılmamıştır. Hal böyle olunca, davacı …’un ile ölen sigortalı …’un ücretinin: dava dilekçesindeki davacıların iddiası ile tanık anlatımları dikkate alınarak asgari ücretin 2,83 katı olarak saptanmasına yasal olanak olmadığı ortadadır.
Yapılacak iş öncelikle sigorta müfettiş raporunda söz edilen ücret bordroları getirtilerek imzalı olanlardaki imzaların kazalılar … ve …’a ait olup olmadığını belirlemek, bordrolarda imzaların bulunduğu ve kazalılara ait olduğunun anlaşılması halinde bordroda imzası bulunan sigortalı bakımından olay tarihindeki ücretin bordrodaki ücret olduğu kabul edilerek maddi zararı hesaplatmak, ücret bordrosunda imzanın bulunmaması veya bulunan imzanın imzayı atan sigortalıya ait olmadığının anlaşılması halinde ise, kazalıların kalıpçı ustası oldukları ve asgari ücretle çalışmalarının hayatın olağan akışına ve yaşam deneyimlerine uygun olup olmadığı da dikkate alınarak, sigortalıların yaşları, mesleki kıdemleri, eğitim durumları ilgili meslek odasından bilinen devrede sigortalıların alabileceği ücretleri sormak, benzer işyerlerinde çalışan ve emsal işi yapanların ücretlerini araştırmak suretiyle ölen ve yaralanan işçilerin gerçek ücretlerini belirlemek, gerçek ücretle yaralanan davacı ile ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi zararlarını yeniden hesaplatmak, hüküm tarihine en yakın tarihteki verilere göre gerek davacı sigortalıya ve gerekse ölenin hak sahiplerine SGK tarafından hesaplanarak bildirilen peşin sermaye değerini hesaplanan bu zarardan indirmek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın fiili duruma uygun olmayan ücretlerle tazminatın hesaplandığı 10.03.2010 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 825.00 TL. duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 08.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.