Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/11117 E. 2011/2009 K. 08.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11117
KARAR NO : 2011/2009
KARAR TARİHİ : 08.03.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; bozmaya uyarak ilamda yazılı nedenlerle, davalılardan Obitaş A.Ş. hakkında açılan davanın feragat nedeniyle reddine, 27.968,21TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte diğer davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacı ile davalılardan S.S.İstanbul Alüminyumcular Toplu İşyeri Yapı Koop. Vekillerince istenilmesi ve davacı vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 08.03.2011 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı vekili Avukat … ile davalılardan S.S.İstanbul Alüminyumcular Toplu İşyeri Yapı Koop.vekili Avukat Fatih Mehmet Yoğurtcu geldiler. Diğer davalı adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

1- Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere ve temyizin kapsamına göre, davalı S.S. İstanbul Alüminyumcular Toplu İşyeri Yapı Kooperatifi’nin tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 14.12.2001 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu yardıma muhtaç % 100 oranında beden gücü kaybına uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararının giderilmesi istemine ilişkindir.
Dairemizin bakım giderinin olay tarihinden itibaren hesaplanması gerektiği, bakım giderinin kazalının hakettiği maddi tazminatın % 50 si ile sınırlandırılamayacağına ve manevi tazminatın bölünemeyeceği, tahsilde tekerrüre yol açmamak kaydıyla manevi tazminata karar verilmesi gerektiğine ilişkin bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda Mahkemece maddi ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davacı ile davalılardan S.S. İstanbul Alüminyumcular Toplu İşyeri Yapı Kooperatifi vekillerince süresinde temyiz edilmiştir.
Yerel Mahkeme’nin manevi tazminata ilişkin kararı uyulan bozma kararına uygun olup doğrudur. Maddi tazminatın belirlenmesinde ise hataya düşüldüğü görülmektedir.
Dava, sigortalının, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle uğramış olduğu zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, tazminatın belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. Tazminatın saptanmasında ise; zarar ve tazminata doğrudan etkili olan işçinin net geliri, bakiye ömrü, iş görebilirlik çağı, iş görmezlik ve karşılık kusur oranları, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bağlanan gelirin tüm peşin sermaye değeri gibi tüm verilerin hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde öncelikle belirlenmesi gerektiği tartışmasızdır.
Diğer yandan tazminat miktarının işçinin rapor tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluştuğu yönü ise söz götürmez. Başka bir anlatımla, işçinin günlük net geliri tespit edilerek bilinen dönemdeki kazancı mevcut veriler nazara alınarak iskontolama ve artırma işlemi yapılmadan hesaplanacağı, bilinmeyen dönemdeki kazancının ise; yıllık olarak %10 arttırılıp %10 iskontoya tabi tutulacağı, 60 yaşına kadar (aktif) dönemde, 60 yaşından sonrada bakiye ömrüne kadar (pasif) dönemde elde edeceği kazançların ortalama yöntemine başvurulmadan her yıl için ayrı ayrı hesaplanacağı sigortalının sürekli iş göremezlik nedeniyle yardıma muhtaç olduğu belirlenmiş ise, ayrıca asgari ücretin brütü üzerinden bakıcı gideri hesaplanacağı Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir.
Açıklanan zarar ve tazminatın hesaplanması yönteminde, işçinin yaşlılık aylığı alması veya işçinin yaşı ve işçide oluşan meslekte kazanma gücü kayıp oranına göre ileride çalışıp yaşlılık aylığına hak kazanması üstün olasılık içinde bulunsa dahi pasif dönemin zarar hesabına dahil edilmesi gerekir. Sigortalıya bağlanan yaşlılık aylığında meslek hastalığı ve iş kazası kolundan alınan primlerin hiçbir etkisi bulunmamakta olup tamamen uzun vadedeki sigorta kollarından ödenen primler sonucu aylık bağlanmaktadır. Pasif dönemde herhangi bir işte çalışılmasa bile, ekonomik bir değer taşıyan salt yaşamsal faaliyetlerinin sürdürülmesi nedeniyle emsallerine göre fazla efor sarf edeceği ve bu durumun sigortalı bakımından zarar oluşturacağı açıktır. Bu nedenlerle pasif devre zararının da hesaplanması ve bu hesaplamanın, fiili bir çalışmanın olmadığı gözetilerek asgari geçim indirimi nazara alınmaksızın belirlenecek asgari ücret esas alınarak yapılması gerekir.
Somut olayda, hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunda, davacının başkasının yardımına muhtaç olması nedeniyle asgari ücretle bakıcı gideri hesaplanması doğru ise de, bakım giderinin sigortalının aktifinden çıkan bir miktar olduğu göz ardı edilerek bakıcı gideri olarak asgari ücretin brütü yerine netinin kabul edilmek suretiyle hesaplama yapılması hatalıdır.
Öte yandan 1975 doğumlu olan davacının, askerlik döneminin bilinen devre içerisinde kaldığı, askerlik hizmetinde geçeceği varsayılan ve bilinen devrede kalan süre için zarar hesabı yapılmamak gerektiği açıktır.
Oysa hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunda: bilinen en son ücrete göre belirlenen iskontolu devre zararı iki yıl noksan hesaplanarak askerlik süresinin gözetildiği anlaşılmaktadır. Bu şekildeki yapılan hesaplamanın ise kazalının maddi tazminatının daha az çıkmasına yol açacağı ortadadır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde ve özellikle davacının bakım giderinin hesabında ve askerlikte geçen sürenin gözetilmesinde hataya düşülerek maddi tazminatın noksan çıkarıldığı hesap bilirkişi raporunun hükme esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davacı yararına takdir edilen 825.00 TL. duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden ilgiliye yükletilmesine, 08.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.