Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/2250 E. 2010/760 K. 28.01.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2250
KARAR NO : 2010/760
KARAR TARİHİ : 28.01.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 2/3 oranında malül olduğunun tespiti ile malullük aylığının bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, depresyon ve ona eşlik eden anlık ve yakın bellek işlevleri ile ilgili bozukluk nedeniyle malul olan davacıya Kurum tarafından malullük aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin reddine karar verilmiştir.
Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasa’nın 95. maddesidir. Anılan maddeye göre, “Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak şevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usul ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak şevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usulüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Sağlık Bakanlığı ile Kurumun birlikte çıkaracağı yönetmelikle düzenlenir. Bu yasal düzenleme gereğince düzenlenen Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 55. maddesine göre sigortalının malullük durumunun Kurumca yetkilendirilen Sağlık sunucularının sağlık kurulunca usulüne uygun düzenlenecek raporların Kurum Sağlık Kurulunca incelenmesi sonucu Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinde belirlenen usul ve esaslara göre tespit edileceği, anılan yönetmeliğin 5. maddesinde sigortalı ve hak sahiplerinin çalışma gücü oranlarının a) Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastaneleri, b) Devlet Üniversitesi, c) Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı asker hastaneleri, ç) sigortalıların ikamet ettikleri illerde (a), (b), (c) bentlerinde belirtilen hastanelerin bulunmaması durumunda Sağlık Bakanlığı tam teşekküllü hastanelerin yetkili olduğu, bildirilmiş, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 56. maddesinde ise Kurum Sağlık Kurulunca verilen karara karşı yapılan itirazların Yüksek Sağlık Kurulunca inceleneceği bildirilmiştir.
Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu giderek Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
Öte yandan gerek ihtilaf tarihinde yürürlükte bulunan 1479 sayılı Yasa’nın 28/2.maddesinde gerekse 5510 sayılı Yasa’nın 25.maddesinde sigortalılığın başladığı tarihte malul sayılacak derecede hastalık ve arızası bulunduğu önceden veya sonradan tespit edilen sigortalının bu hastalık veya arızası nedeniyle malullük sigortası yardımlarından yararlanamayacağı bildirilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının ceza mahkemesi kararı aldığı cezanın infazının ertelenmesi için Cumhuriyet Savcılığınca Adli Tıp Kurumu 3. Ihtisas Dairesinden alınan 29.7.2002 tarihli raporda polinöropati, Wernicke- Korsehoft Sendromu nedeniyle T.C.Anayasasının 104/b maddesinde kayıtlı sürekli hastalık durumunda bulunduğunun, Taksim Eğitim Hastanesince düzenlenen 29.12.2005 tarihli Özürlü Sağlık Kurulu raporunda mevcud arıza nedeniyle % 80 oranında çalışma gücünü kaybettiğinin, İ.Ü.Cerrahpaşa Tıp Fakültesinden alınan ll.10.2006 tarihli Sağlık Kurulu raporunda mevcud arızası nedeniyle % 80 oranında beden güç kaybına uğradığının, A.Ü.Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanlığını 9.7.2008 tarihli Sağlık Kurulu raporunda mevcud arızasının malulen emekliliğini gerektirmediğinin, A.Ü.Tıp Fakültesi hastanesinin 29.7.2008 tarihli raporunda “ataksis yürüyüş” teşhisi konduğu, Kurum Maluliyet Dairesince 20.2.2007 tarihinde malul olmadığına, 30.5.2007 tarihihde ise sigortaya giriş tarihinde maluliyet gerekecek derecede arızası bulunduğuna karar verilerek aylık talebinin reddedildiği, davacının 4.10.2000 tarihinde sigortalı olduğu, mahkemece yukarıda açıklanan şekilde prosedür gereğince, Yüksek Sağlık Kurulu ve Adli Tıp Kurumundan rapor alınmaksızın sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş;yukarıda açıklandığı şekilde sigortalının çalışma gücü kaybı oranını, çalışma gücünün 2/3 sini kaybedip kaybetmediğini 2/3 oranında kaybetmiş ise işe başlama tarihi olan 04.10.2000 tarihinde 2/3 malul olup olmadığı davacının çalışma gücünün 2/3’sini kaybetmediğinin belirlenmesi halinde % 60 oranında maluliyeti bulunup bulunmadığını işe giriş tarihinde bu oranın % 60 olup olmadığı ve hangi tarihten itibaren 2/3 veya % 60 oranında malul sayılması gerektiğini tesbit etmek için öncelikle Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulundan, gerektiğinde ATK 3. İhtisas Kurulu ve giderek Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan rapor almak ve gerekirse 5510 sayılı Yasa’nın 25.maddesinde çalışma gücünün % 60 oranında kaybedenlerin malul sayılacaklarına ilişkin düzenleme ve yasanın yürürlüğe giriş tarihide gözetilerek sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 28.01.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.