YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1591
KARAR NO : 2011/7861
KARAR TARİHİ : 10.10.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davacıların tüm, davalının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, işkazası sonucu 10.11.2002 tarihinde ölen işçi …’ in kardeşlerinin manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir
Mahkemece, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile kardeşlerin herbirisi için 5.000,00 TL manevi tazminatın 10.11.2002 kaza tarihinden yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
Davacıların kardeşi olan …’ in davalı …Ş.’ de çalışmakta iken 10.11.2002 günü meydana gelen iş kazası sonucunda öldüğü, bilirkişi raporuna göre kazanın meydana gelmesinde işverenin % 75, ölen işçinin % 25 oranında kusurlu oldukları, davacılardan Ferdi’ nin 9.3.2004, Merve’ nin 18.1.2008 tarihinde işkazası sonucu ölüm olayından sonra doğduğu anlaşılmaktadır.
Ölüm hallerinde manevi tazminatın yasal dayanağı BK. 47. maddedir. Buna göre “Hâkim, hususi halleri nazara alarak cismani zarara düçar olan kimseye yahut adam öldüğü takdirde ölünün ailesine manevi zarar namiyle adalete muvafık tazminat verilmesine karar verebilir.” Manevi tazminata hükmedebilmek için ortada bir manevi zarar olmalıdır. Manevi zarar, malvarlığı dışında kalan değerlerin yani kişi varlığı değerlerinin zedelenmesi sonucu doğan rahatsızlık, duyulan elem ve acı (ızdırap) olarak gözükmektedir. Manevi tazminat ise, zarar görenin kişi varlığı değerlerindeki zedelenme sonucu oluşan elem ve acının (rahatsızlığın) genellikle ödenen bir tazminatla değerlendirilmesinden ibarettir. Ölüm halinde bundan çok ciddi surette elem duyacak kimseler vardır. Manevi tazminat isteyecek olan kimseler, ölümden son derece üzüntü ve elem duyan kimselerdir. Ölümden hakikaten elem duyacak olanlar ölünün yakınlarıdır. Bu yakınlık ise kanunla değil fiili durumla belli olur. BK. 47. madde, “…adam öldüğü takdirde ölenin ailesine …” deyişini kullanmaktadır.
Burada adı geçen aile kavramı hukukumuzda önceleri sınırlı olarak ele alınıyor ve Aile Hukukunun ilkeleri çerçevesinde aralarında nafaka yükümlülüğü bulunan kişiler olarak anlaşılıyordu. Ancak Yargıtay’ ın kökleşmiş içtihatları çerçevesinde ölüm halinde manevi tazminat davasının davacıları sadece ölene kan ya da sıhrî hısımlık bağı ile bağlı olanlar değildir. Burada önemli olan, yakınlığın Aile Hukuku çerçevesinde hukuksal bir yakınlık değil, duygusal bir yakınlık olmasıdır. Bu duruma göre, ölen işçinin eşi, çocukları, ana babası ve kardeşleri böyle bir davada davacı sıfatını taşıyabilecekleri gibi; nişanlı, evlatlık ve diğer yakınları da davacı olabilirler. Kardeşin manevi tazminat isteminde bulunabilmesi için mutlaka ana-baba bir kardeş olması bir koşul değildir. Sadece baba bir, ya da sadece ana bir kardeş de, diğer koşulları varsa manevi tazminat isteminde bulunabilir. Dolayısıyla manevi tazminat isteminde bulunabilecekler bir genel kuralla belirlenmeyip her somut olayda o olayın özelliğine göre saptanırlar. Manevi tazminat isteminin temel koşulu, ölen kişi ile davacı arasındaki ilişkinin manevi acı ve elem duymasına yeterli ölçüde bulunmasıdır. Yani manevi tazminat isteminde bulunmak için, “hayatta iken onunla (ölenle) samimi münasebetler kurmuş ve ölümü ile yakından ilgilenmiş olmak” gerekir. Yargıtay’ımız kardeşin açtığı manevi tazminat davalarının genellikle doğal olduğu görüşündedir.
Hatta Yargıtay’ a göre kardeşinin yaşının küçük olması da dava hakkını ortadan kaldırmamaktadır. Yine talepte bulunan kardeşin, ölen kardeşinin ölümü nedeni ile manevi tazminat isteyebilmesi için yaşının hiçbir önemi yoktur. Ancak, işçinin ölümü anında henüz kardeş doğmamışsa, Yargıtay çocuklarla ilgili olarak yaptığı yorumdan farklı olarak ileride doğan bu kardeşin manevi tazminat istemeye hakkı olmadığını düşünmektedir. (Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin, 9.2.1978 Tarih, E.7341/K.799 sayılı kararına göre: “ 21.6.1973 ölüm tarihinden sonra ve 20.10.1975 tarihinde doğmuş bulunan kardeşin, ölüm nedeniyle manevi zarara uğrayacağı düşünülemez.”)
Bu ilkeler gözetildiğinde, davacıların abisi …’ in 10.11.2002 günü meydana gelen iş kazasından ölümünden sonra 9.3.2004 tarihinde doğan davacı … ile 18.1.2008 tarihinde doğan davacı Merve’ nin ölenle aralarında manevi acı ve elem duymasına neden olacak ölçüde ilişki oluşmadığı anlaşıldığından; davacılar Ferdi ile Merve’nin manevi tazminat isteminin tümden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı …Ş.” nin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davacıya yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine
10.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.