Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/14728 E. 2011/15582 K. 22.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14728
KARAR NO : 2011/15582
KARAR TARİHİ : 22.12.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … Kooperatifi 31.12.2009 tarihli dilekçesiyle … … köyü 9248 ada 1 sayılı parseli tapu kaydına güvenerek satın aldığı, tapu kaydında orman ile ilgisi olduğuna ilişkin bir şerh bulunmadığı halde, Hazine tarafından taşınmazın öncesinin orman sayılan yerlerden olduğu, tapu kaydının iptali ve Hazine adına tescili istemiyle açılan davanın kabulüne, parselin tapu kaydını iptaline ve bu nitelikle davacı adına tesciline ilişkin … 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.09.2008 gün ve 2006/136-372 sayılı kararının, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 07.05.2009 gün ve 2008/17507 sayılı kararı ile onanıp karar düzeltme isteminin de aynı Dairenin 08.09.2009 gün ve 2009/12353-12279 sayılı kararı ile red edildikten sonra kesinleştiği, tapu kaydının iptal edilip Hazine adına tescil edildiği, tapu sicilinin tutulması nedeniyle zarara uğradığı, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 400.000,00.-TL. zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden alınarak kendisine verilmesini istemiş, davasını ıslah ederek tazminat miktarını 814.854,63.-TL.’ye yükseltmiştir. Mahkemece davanın KABULÜNE, 814.854,63.-TL. tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya ve dosya kapsamına göre dava, tapu kaydının mahkeme kararı ile iptali nedeniyle, Medeni Yasanın 1007. maddesi gereğince açılan tazminata ilişkindir.
Arsa niteliğinde ve 8889 m2 yüzölçümünde, tapuda davalı kooperatif adına kayıtlı olan çekişmeli parsel, genel kadastroda Aralık 1944 tarih ve 119 sıra numaralı tapu kaydı ile … mirasçıları adına tespit edilip, … ’ın davasının reddine ilişkin tapulama mahkemesinin 16.08.1969 gün ve 1966/1030-233 sayılı kararının kesinleşmesiyle, … mirasçıları … ve arkadaşları adına tescil edilen 7400 m2 yüzölçümündeki … köyü 4 parsel, Eşe Akın adına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tesbiti itirazsız kesinleşerek ve tescil edilen 7100 m2 yüzölçümündeki 156 parsel, … ve … gerçek kişiler adına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle itirazsız kesinleşen 45600 m2 yüzölçümündeki 176 sayılı parsel ve genel kadastroda 1947 yılı orman kadastrosu sınırları içinde olduğu için tapulama dışı bırakılan alanların 2981 sayılı Yasa hükümlerine göre tevhit ve ifrazıyla oluşmuş, 176 sayılı parseldeki payı nedeniyle … ve S.S. … Yapı Kooperatifi adına tescil edilmiş, taksim ile tamamı S.S. … Yapı Kooperatifi adına tescil edildikten sonra beyanlara 17.02.1995 tarihinde 1085 yevmiye ile 2/B şerhi konulmuştur.
Mülkiyet hakkı Anayasanın 35. maddesi ve bu maddeye uygun olarak çıkarılan yasalarla korunduğu gibi, 5170 sayılı Yasa ile değişik Anayasanın 90. maddesi ile kanun hükmünde olduğu kabul edilen, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 1 Numaralı Protokolün 1. maddesiyle de güvence altına alınmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM), TURGUT VE DİĞERLERİ-TÜRKİYE Davası kararında, Devlet tarafından tazminat ödenmeksizin taşınmazın geri alınmasının, orantısız bir müdahale olduğunu ve söz konusu davada tazminat ödememeyi gerektirecek istisnai şartların bulunmadığına işaret ederek, kamu yararı ile bireysel haklar arasındaki … dengenin kurulamamasını ihlal nedeni olarak saymış, KÖKTEPE-TÜRKİYE davasında ise, başvuranlara uygulanan mülkiyetten yoksun bırakma işlemine gerekçe olarak, gösterilen tabiatın ve ormanların korunması amacının 1 No.’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi anlamında kamu yararı kapsamına girdiğine dikkat çekmekle birlikte, mülkiyetten yoksun bırakma halinde, ihtilaf konusu tedbirin … edilen dengeye riayet … etmediğinin ve bilhassa da başvuranlara orantısız bir yük yükleyip yüklemediğinin belirlenmesi için, iç hukukta öngörülen telafi yöntemlerinin dikkate alınması gerektiğini hatırlatarak, mülkün değerine karşılık gelen makul bir meblağın ödenmeden, mülkten mahrum bırakmanın aşırı bir müdahale teşkil edeceğini ifade etmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 1007. maddesinde (743 sayılı TKM m.917) yer alan “Tapu sicilinin tutulmasından … bütün zararlardan Devlet sorumludur. Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder” hükmü gereğince, tapu sicilinin yanlış tutulması nedeniyle zarara uğrayan kişinin bütün zararlarından devlet sorumludur. Tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse, tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar; tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı, zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı, zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak ise, aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 05.03.2003 gün ve 2003/19-152 E., 2003/125 K.; 29.09.2010 gün ve 2010/14-386 E., 2010/427 K.; 15.12.2010 gün ve 2010/13-618 E., 2010/668 K. sayılı kararı),
Tazminat miktarının belirlenmesinde öncelikli konu, tapusu iptal edilen gayrimenkulün niteliğinin ve değerinin belirlenmesi olup, araştırma yöntemi taşınmazın arsa yada arazi olmasına göre farklılık arz edecektir.
Somut olayda, tapusu iptal edilen taşınmazın arsa niteliğinde olduğu yönünde taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı gibi, mahkemenin kabulü de bu yöndedir. Uyuşmazlık bu taşınmazın değerinin saptanmasında kullanılan yöntem ve bu yöntem ile belirlenen değeri, dolayısıyla davacı tarafın zararını miktarı konusundadır.
Tapusu iptal edilen taşınmaz arsa niteliğinde olduğundan değerinin, tapu iptal kararının kesinleşme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması zorunludur. Bu itibarla emsal satışların değerlendirme tarihindeki karşılıklarının fiyat artış endekslerinin uygulanması suretiyle tesbiti, bundan sonra emsal ile dava konusu taşınmazın eksik ve … yönlerinin neler olduğu ve oranları açıklanmak suretiyle değer biçilmesi gereklidir.
Ne var ki, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporlarında bu yönteme uyulmadan değer biçilmiştir. Bu durumda taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için olanak tanınması, gerekli görülürse resen emsal getirtme yoluna gidilmesi ve bu emsallere göre değer biçilmesi için yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu vasıtasıyla keşif yapılarak, denetlemeye olanak veren bilimsel verileri içeren rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve yetersiz bilirkişi raporuyla hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarını kabulü ile hükmün BOZULMASINA 22.12.2011 günü oybirliği ile karar verildi.