Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/5336 E. 2010/9139 K. 28.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5336
KARAR NO : 2010/9139
KARAR TARİHİ : 28.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki orman şerhinin iptali, tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı …, … Beldesi 1291 parsel sayılı 484 m2 yüzölçümündeki taşınmazın, tapuda adına kayıtlı olduğunu, tapu kaydı üzerine 06.06.1991 tarih ve 1376 yevmiye numarası ile konulan orman şerhinin iptalini istemiştir. Müdahil Hazine ise taşınmazın yörede 1949 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde iken, 1953 yılında 5653 Sayılı Yasaya göre makiye tefrik edilen saha içinde kaldığını ancak, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin kararlılık kazanmış içtihatlarına göre…ilçesinde görev yapan Maki Tefrik Komisyonunun 3116 Sayılı Yasanın 5653 Sayılı Yasa ile değişik 1/e maddesi gereğince çıkartılan yönetmelik hükümlerine uygun olarak kurulmadığı için yaptıkları işlemlerin yasal olmadığı ve geçersiz olduğunu belirterek, taşınmazın halen orman sınırı içinde bulunduğundan, davacı adına olan tapu kaydının iptali ile orman niteliği ile Hazine adına tescili istemiyle davaya katılmıştır. Mahkemece, davacı …’ın davasının reddine, müdahil Hazinenin davasının kabulüne ve dava konusu parselin tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, orman şerhinin iptali, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1949 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda, dava konusu taşınmaz orman sınırları içinde bırakılmış, 1953 yılında yapılan ve maki tefrik çalışmalarında ise P.XIII olarak maki tefrik sahasında bırakılmıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre…Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.06.2000 gün 1999/62-304 sayılı kararının temyiz incelemesi ile ilgili olarak verilen ve Y.K.D.’nin Ocak 2003 sayısında yayınlanan Dairenin 01.04.2002 gün ve… sayılı kararında açıklandığı gibi “… ilçesinde görev yapan makiye ayırma komisyonunun 3116 Sayılı Yasanın 5653 Sayılı Yasa ile değiştirilen 1/e maddesi uyarınca çıkartılan yönetmelik hükümlerine uygun olarak kurulmadığı için bu ilçede makiye ayırma işlemine değer verilemeyeceği” açıktır.
1966 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise taşınmazın, daha önce yapılan orman kadastrosu sınırları içinde olduğu gözönünde bulundurulmadan, hata ile ikinci kere kadastrosu yapılarak kişi adına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman ve … bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın 1949 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, yörede yapılan maki tefrik işleminin geçersiz olduğu, taşınmaz daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde olduğu halde, 1966 yılında arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, Ekim 1950-15 nolu tapu kaydı revizyon görerek hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp, yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, tapu ve zilyedlikle ormandan … kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması, dayanak tapu kaydının 1949 yılında kesinleşen orman sınırları içinde iken 1966 yılında yolsuz şekilde oluşturulması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihden itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y. 931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen davacı …’ın temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edene yükletilmesine 28.06.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.