Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/3549 E. 2010/7957 K. 08.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3549
KARAR NO : 2010/7957
KARAR TARİHİ : 08.06.2010

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Yörede 2009 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında çekişmeli… Köyü 110 ada 1 parsel sayılı 369 hektar 0739.12 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, orman niteliğinde Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı Köy Tüzelkişiliği taşınmazın yaklaşık 50- 60 dönüm miktarında bir bölümünün köyün yararlandığı … Yaylası olduğunu ileri sürerek tespitin iptali ve bu bölümün köylerinin yararlanma hakkı bulunan yer olarak Hazine adına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, çekişmeli parsele ait tespitin iptali ile yayla niteliğinde … malı olarak tespit ve sınırlandırılmasına karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosu yapılmamıştır.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadığına gibi delillerin değerlendirilmesinde de yanılgıya düşülmüştür. Orman mühendisi … … ile ziraat mühendisi … … tarafından düzenlenen raporlarda taşınmazın üzeride münferit ve dağınık halde meşe ağaçlarının bulunduğu, bu yerin … çıkışları haricinde tüm yönlerden meşe ağaçları ile çevrili olduğu ancak köylüler tarafından yayla olarak kullanıldığı, orman sayılmayan yerlerden olduğu belirtilmiştir. Ancak, meşe ağacı tohumu, ağır tohumlu ağaçlar grubu içerisinde yer alır ve tohum kanatlarının olmaması nedeni ile uzak mesafelere rüzgar v.s. gibi etkenlerle taşınarak çalılık alanlar içerisinde çimlenip yetişmesi mümkün değildir. Dolayısı ile davalı taşınmaz üzerindeki meşe ağaçlarının daha önceki yıllarda tahrip edildiği, keşif sırasında uygulanan memleket haritası ve … fotoğraflarının bu yıllarda çekilmiş olduğu, daha sonraki yıllarda … altında kalan kök ve yüzeyde bulunan gövde kesitlerinden çıkan kök ve sürgünlerinden yeniden bugün üzerinde görülen meşe ormanının meydana geldiği anlaşılmaktadır. Taşınmaz bu hali ile eylemli biçimde orman niteliği taşımaktadır ve her ne kadar resmi belgelerde açık alanda ise de 18/11 2003 tarihinde yürürlüğe giren 4999 Sayılı Yasanın 3. maddesindeki “ Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanların, hususi ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tespiti ile 2 nci madde uygulamaları ile ilgili olarak kadastrosu kesinleşmiş yerlerde tespit edilen fenni hataların düzeltilmesi işleri orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü ile aynı yasanın 6. maddesindeki “fiilen orman olduğu Orman Genel Müdürlüğünce tespit edilen yerler, talep üzerine Maliye Bakanlığınca Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilir. Tahsisi yapılan bu yerler Hazine adına tapuya orman vasfıyla tescil edilir.” hükümleri gereğince her zaman işlem yapılabilecektir.
Bu husus haricinde kabule göre dahi hüküm hatalıdır.
1) Ormanların mülkiyeti Hazine, kullanım hakkı Orman Yönetimine ait olduğundan her ne kadar Orman Yönetiminin davada taraf olarak yer alması gereklidir.
2) Mahkemece dinlenen yerel bilirkişiler aynı köyden olup dava sonucunun kendilerini de etkilemesi söz konusu olacağından tarafsız beyanda bulunmaları düşünülemez.
3) Yerel bilirkişi anlatımlarının denetlenmesi açısından tespit bilirkişileri ile yine komşu köylerden seçilecek tarafların gösterecekleri tanıklar taşınmaz başında dinlenmemiştir.
4) Çekişmeli taşınmazın bir bölümü hakkında dava açıldığı halde tamamına ait tespitin iptali ile yayla niteliğinde sınırlandırılmasına karar verilmiştir. Ancak bozma kararının niteliğine göre bu yönler sonuca etkili bulunmamaktadır.
Yukarıda değinilen yönler gözetilerek köy tüzel kişiliğinin davasının reddi ile çekişmeli taşınmazın tespit gibi orman niteliğinde Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülerek davanın kabulü yolunda kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 08/06/2010 günü oybirliği ile karar verildi.