YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8586
KARAR NO : 2010/6040
KARAR TARİHİ : 27.05.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (…) Mahkemesi
Davacı, davalı işveren nezdinde 1975-1989 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 1975-1989 yılları arasında davalı benzin istasyonu işyerinde satış elemanı olarak sürekli çalıştığının tesbiti istemine ilişkindir.
Davacının 01.08.1975-31.12.1989 tarihleri arasında 8209 sicil nolu dava dışı ölü … Bezirgan işyerinde çalıştığı, ölü …’nin tek mirasçısı olan davalı … aleyhine temyize konu davanın açıldığı ve davalı …’ın ortağı ve müdürü olduğu … Petrol Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin davaya dahil edildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulü ile davacının 01.07.1977-31.12.1988, 31.02.1989-31.12.1989 devresi devam eden fiili sigortalılık süresi içerisinde Kuruma bildirilmeyen 1539 günlük sigortalı hizmet karşılığı 2.547.636.-TL (2,55.-YTL) prime esas kazanç üzerinden çalıştığının tesbitine karar verilmiştir.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı HUMK.’nun 388. maddesinde belirtilmiştir. Kararın hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Aynı kural, HUMK.’nun 389. maddesinde de tekrarlanmıştır. Nitekim, HUMK.’nun 381. maddesinde, kararın tefhiminin en az 388. maddede belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olacağı hükmü öngörülmüştür. Ayrıca, HUMK.’nun 388. maddesinin 2. bendinde ise, kararda, tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerinin yer alacağı da belirtilmiştir. Bu biçim, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve uyuşmazlıklar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.
Çalışmanın sürekli olduğunun tesbiti talebinden ibaret olan temyize konu davada, hüküm fıkrasında ise davacının tüm eksik çalışmaları toplanıp prime esas kazancı üzerinden tesbiti şeklinde hüküm kurulmuşsa da, bu çalışmaların hangi işveren nezdinde geçtiği, ne kadar sürenin bildirilip, ne kadar sürenin bildirilmediği anlaşılamamakta olup, bu hali ile hükmün infazı mümkün bulunmamaktadır. Ayrıca, dahili davalı … Petrol Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti. gerekçeli karar başlığında ayrı bir numara ile taraf olarak gösterilmeyip, davalı …’ın isminin yanında anılan davalının adresi görüntüsü verecek şekilde yazılmıştır.
Öte yandan, 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu’nun 36. maddesine göre Sosyal Güvenlik Kurumu, her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır. Bu durumda, karar ve ilam harcından davalı işverenin yanında davalı Kurumun da sorumlu tutulması da Mahkemenin kabul şekli bakımından hatalı olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın hükmün infazında tereddüt uyandıracak biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı Kurumun öteki itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,27.05.2010 gününde oy birliği ile karar verildi.