YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6039
KARAR NO : 2010/8234
KARAR TARİHİ : 08.07.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar, oda kaydının usulsüz olması nedeniyle murislerinin … hizmetinin ve dolayısıyla ölüm aylıklarının iptaline ilişkin Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacılar, oda kaydının usulsüz olması nedeniyle murislerinin … hizmetinin ve dolayısıyla ölüm aylıklarının iptaline ilişkin Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemişlerdir.,
Mahkemece davanın kabulü ile, davacılar murisinin 22.3.1985-30.12.1989 tarihine kadar … sigortalılığın iptaline ilişkin Kurum işleminin iptaline karar verilmiştir
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren, 1479 sayılı yasanın 24. maddesi ilk şekliyle, sigortalılığın oluşumu için, kendi ad ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmesi yanında, ayrıca, kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu da aramıştır. Bu kuruluşlara kayıt tarihi ise, sigortalılığın başlangıcı yönünden, yasal karine kabul edilmiştir. 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı yasa, …’lu olabilme yönünden, söz konusu 24. maddenin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu kaldırmış, sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulunun gerçekleşmesi durumunda, sigortalılığın oluşacağını yeterli görmüştür. Buna karşın, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı yasa bağımsız çalışanların sigortalı olabilmeleri yönünden vergi yükümlülüğünü öngörmüş, vergiden muaf olanların da kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmaları durumunda yine sigortalı sayılacaklarını kabul etmiştir. Nihayet, 22.03.1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı yasa, sigortalılığa karine yönünden vergi kaydının, bu kaydın bulunmaması veya vergiden muaf olunması halinde, esnaf ve sanatkar sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtlarının esas alınacağını belirlemiştir.
Davacılar murisinin şahsi sicil dosyasının incelenmesinden, Kuruma murisin 15.05.1998 tarihinde ölümünden sonra 30.07.1999 tarihinde verilen giriş bildirgesine istinaden, oda kaydına göre 22.3.1985 tarihi itibariyle … sigortalısı olarak kayıt ve tescilinin yapıldığı, murisin 01.01.1978 tarihinden itibaren oda kaydının bulunduğu, vergi ve sicil kaydının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davacılara 22.3.1985-30.12.1989 tarihleri arasında 1718 gün Bağ Kur sigortalılık süresi üzerinden 07.02.2003 tarihinde ölüm aylığı bağlandığı, davacının oda kaydı üzerinde 20.09.1999 tarihinde yapılan tetkikte Kurum Şube Müdürü, Şefi ve Oda Başkanın birlikte tuttukları tutanakta davacının 25.01.1986 tarihinde noterce onaylanan defterde 48. sırada 01.01.1978 tarihinden beri kayıtlı olduğunun belirlendiği ancak bu defa aylık tahsisinden sonra düzenlenen müfettiş raporunda ise davacının üye kayıt defterinin sayfalarının sökülerek farklı cins kağıtlar ilave edilerek yeniden dikildiği, eski üye kayıt defterinin bulunmadığı, iş takipçisinin evinde çeşitli belgeler bulunduğu neticede sahte üye kayıtlarının yapıldığının tesbit edildiği gerekçesi ile davacılar murisinin geriye dönük kayıt edildiğinin bu nedenle oda kaydının geçersiz sayılması gerektiğinin bildirildiği, davacılar murisi ve diğer bir kısım sigortalı ve kurum çalışanları hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/757 Esas sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiği, davacı murisleri hakkında ölü olması nedeniyle takipsizlik kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Davacılar murisinin, geriye dönük odaya kayıt yaptırıp yaptırmadığının saptanabilmesi için ceza soruşturmasındaki ifade ve tüm belgelerin getirtilmesi, davacılar murisi ile ilgili karar ve üye kayıt defterinin getirtilerek incelenmesi, bu inceleme sonunda kaydın sahte olarak düzenlendiğinin belirlenmesi durumunda sahte belgelere dayalı olarak sigortalılık süresi elde edilmesi olanaklı olmadığından davanın reddine karar verilmesi, bu yönde kesin bir sonuca varmak mümkün değilse ceza yargılamasının sonucu da beklenerek tüm delillerin değerlendirilmesi ve bir sonuca varılması gerekirken, …’a davacılar tarafından ibraz edilen belgeler üzerinde yapılan inceleme ve tanık sözleri ile yetinilerek sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın özellikle eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 08.07.2010 gününde oy birliği ile karar verildi.