Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/10470 E. 2011/2002 K. 08.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10470
KARAR NO : 2011/2002
KARAR TARİHİ : 08.03.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacı vekilince istenilmesi ve de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 08.03.2011 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı vekili Avukat … geldi. Davalılar adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıda karar tesbit edildi.
K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 20.08.2001 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının eşinin maddi zararının tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, maddi zararının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılandığı kabul edilerek davacı eşin maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiş ve bu karar süresinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı …’in eşinin iş kazası sonucu ölümünden sonra davalılardan … ile resmi evlilik sözleşmesi olmaksızın birlikte yaşamaya başladığı ve bu nedenle çocuklarının ihtiyaçlarıyla ilgilenmediğinden bahisle Karadeniz Ereğli 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.06.2003 gün ve 114-389 sayılı kararı ile çocuklar üzerindeki velayet hakkının kaldırılmasına karar verildiği, anılan kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık kocasının ölümünden sonra resmi evlilik sözleşmesi olmaksızın bir başkası ile yaşamaya başlayan kadının maddi zarar hesabının ne şekilde yapılacağına ilişkindir.
Dava nitelikçe Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Davacı …’e eşinin ölümü nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından gelir bağlandığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık resmi evlilik sözleşmesi olmaksızın birlikte yaşama durumunda davacı eşin maddi zararının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. Bu yönüyle davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 23. ve 5510 sayılı yasanın 34. maddelerinde ölen sigortalının dul eşine SGK’ca gelir bağlanacağı bildirilmiştir. Resmi evlilik sözleşmesi olmaksızın birlikte yaşama hali SGK’ca bağlanan gelirin kesilmesine neden olan haller arasında sayılmamıştır. Ayrıca davacının birlikte yaşadığı belirlenen … adlı kişinin resmi nikahlı eşinin ve iki çocuğunun olduğunun anlaşılmasına göre de böyle bir birliktelik bir güvence teşkil etmeyeceğinden davacı kadının bakım ihtiyacının ortadan kalktığı söylenemez.
Hak sahibi eşin ölüm geliri alırken bir başkası ile birlikte yaşama olgusu, maddi tazminatın ret nedeni değil, yapılan hesaplama sonunda sigorta tahsisleri ile karşılanmayan zararın ortaya çıkması halinde koşulları varsa takdiri indirim nedeni olabilir. Hal böyle olunca davacı …’in maddi zararının hesaplanarak tüm peşin sermaye değeri indirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davacının fiili desteğinin bulunduğundan ve fiili desteğin başladığı tarihe kadar olan zararın da kurumun bağladığı gelirlerle karşılandığından bahisle maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Kaldı ki; mahkemenin kabulüne göre de, kaza tarihi ile fiili desteğin başladığı kabul edilen tarih arasındaki zararın hesaplanarak anılan dönemde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından fiilen yapılan ödemeler indirilmek suretiyle, sigortalının ölüm tarihi ile fiili desteğin başladığı kabul edilen tarih arasında kalan dönemde davacının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararının bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekirken, hesap raporu alınmaksızın ve anılan dönemde fiilen yapılan ödemeler getirilmeden maddi zararın kurum gelirleri ile karşılandığından bahisle, maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi de hatalıdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davacı yararına takdir edilen 825.00 TL. duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 08.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.