YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15835
KARAR NO : 2011/15737
KARAR TARİHİ : 26.12.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili ve … Belediye Başkanlığı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … beldesi’nde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Yargılama sırasında davacı 13.10.2009 tarihli dilekçesi ile dava açtığı yerin 1016 ada 3 ve 4 parsel sayılı imar işlemi ile oluşmuş taşınmazlara yönelik olduğunu belirterek davasını ıslah etmiştir. Mahkemece davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın davacı gerçek kişi adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine vekili ve … Belediye Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 20.10.1999 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu işlemi 1961 yılında yapılmış ve sonuçları 17.08.1961 – 16.09.1961 tarihleri arasında ilan edilmiş ve kesinleşmiştir.
Dava konusu taşınmaz 1961 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı (kadastro harici) bırakılmıştır. Böyle bir taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Yasasının 17. maddesine göre imar-ihyası tamamlandıktan sonra zilyetlikle iktisabı mümkündür. Ancak, 3402 sayılı Yasanın 17/2 maddesinde belirtildiği gibi, ihya edilen taşınmaz, il ya da ilçe kasabaların imar alanının kapsadığı alan içinde ise, o tür bir taşınmaz imar-ihya ile kazanılamaz. İmar kapsamı içine alınma tarihi de anılan madde de önem arz eder. İmar-ihya olgusunun tespit veya dava tarihine göre nazara alınması gerekir. İhya olgusunun tamamlandığı tarihten itibaren, TMK’nun 713/1 ve 3402 sayılı Yasanın 14. maddesindeki koşullar altında zilyet edilmiş olması halinde o yerin mülkiyetinin iktisabı mümkün olabilecektir. Dava konusu edilen taşınmazın imar planı 03/12/1982 tarihinde İller Bankası tarafından onaylanmış ve kesinleşmiştir. Yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına göre, davacının zilyetliğinin taşınmazın imar planı içine alındığı tarihten sonra, 1985-1986 yıllarında başladığı anlaşılmaktadır. Taşınmazın imar planı içine alınmasından sonra sürdürülen zilyetlik hukuken değer taşımaz. İmar-ihya ve zilyetlikle iktisap koşulları taşınmazın imar planı içine alındığı, 03.12.1982 tarihinden önce davacı yararına gerçekleşmemiştir. Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Kabule göre de; dava, Hazine ve ilgili belediye hasım gösterilerek tescil davası olarak açılmış yargılama devam ederken taşınmazın idari yoldan Hazine adına tescili üzerine 26.12.2008 tarihinde tapu iptali ve tescil davasına dönüşmüştür. Dolayısı ile … veya Kahramanmarş Belediye Başkanlıklarının davada pasif husumet ehliyetleri kalmamıştır. Belediye Başkanlıklarına karşı açılan davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerekirken bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar Hazine ve … Belediye Başkanlığı vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 26/12/2011 günü oybirliği ile karar verildi.