YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2791
KARAR NO : 2010/3861
KARAR TARİHİ : 06.04.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar, murisinin, iş kazası sonucu ölümünden … maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan … İnş.Tic.Ltd.Şti ile Nosab … San.Tic.Ltd.Şti vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahibi olan davacıların maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacıların murisi … dava dışı mülk sahibi …’in Organize Sanayi Bölgesinde bulunan ve olay tarihinde davalı … Limited Şirketine kiraladığı fabrika binasının bahçe istinad duvarı inşaatında 23.6.2005 günü davalı … İnşaat Limited Şirketinden sipariş edilen betonun mikser kamyonuyla döküldüğü, davalılardan …’in mikser operatörü olarak çalıştığı, ölen …’in de beton döküm hortumunu tuttuğu sırada, hortumun … tellerine teması sonucunda akıma kapılarak öldüğü, S.G.K’ca olayın iş kazası olarak kabul edildiği, teftiş sırasında ifadesi alınan fabrika sahibi …’in “kazanın meydana geldiği fabrikanın sahibi olduğunu bahçe duvarı yapılması konusunda ölen … ile götürü usulü sözlü olarak 2.000 TL ye anlaştıklarını kalıpları ölenin temin ettiğini betonu ise işveren olarak kendisinin temin edeceğini beton dökülürken dökme mikserinin hortumunun … tellerine teması sonucunda hortumu tutan …’in akıma kapılarak öldüğünü” belirttiği, davacı tanıklarından … … ifadesinde “ölen …’in yardımcılığını yaptığını, bu tür işleri götürü usulü aldığını, olay yerinde beton pompasının kurulu vaziyette olduğunu, olay yerinde … firmasından sorumlu kimsenin bulumadığını” belirttiği, davalı … İnşaat Limited Şirketi tanıklarından … … ifadesinde “davacıların murisi bizim şirkette işçi olarak çalışmıyordu, o inşaat kalfasıydı, onun işvereni bizim betonu sattığımız firmaydı, kim olduğunu bilmiyorum” şeklinde beyanda bulunduğu, Sönmezin yanında çalışan tanık da “biz …’in kabala aldığı işlerde yanında gündelikle çalışırız, işi kimden aldığını bilmiyorum”
şeklinde beyanda bulunduğu, İş Güvenliği Uzmanı makine-fizik yüksek mühendislerinden oluşan bilirkişi heyetinden alınan raporda davalı … Limited Şirketinin % 30 oranında, … İnşaat Limited Şirketinin % 30 oranında, davalı …’in % 10 oranında, ölenin de % 30 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, davalı … Limited Şirketinin temyiz dilekçesinin ekinde sunduğu sözleşmeye göre iş kazasının meydana geldiği fabrikanın 20.5.2002 ve 30.5.2007 tarihleri arasında mülk sahibi …, … ve … tarafından … Limited Şirketine kiralandığı, Bursa 5. İş Mahkemesinin 2008/477 Esas sayılı dosyasında görülen rücuan tazminat davasında SGK’nun davalılar …, … ve … İnşaat Limited Şirketi aleyhine alacak davası açtığı ve davanın halen derdest olduğu anlaşılmaktadır.
Tazminat hukukunda iş kazasından dolayı tarafların sorumluluklarının ve kusurlarının belirlenmesi öncelikli sorundur. İşverenin, tazminattan sorumlu tutulması giderek, tazminat miktarının belirlenmesinde; İş Kanunun 77. maddesi ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Yönetmeliğinin öngördüğü önlemlerin işyerinde alınıp alınmadığının saptanması ile mümkündür. Bu yön ise, başka bir anlatımla, işverenin kusurlu olup olmadığı, varsa kusur oranı, uzman bilirkişiler tarafından düzenlenecek kusur raporu ile, tesbit edileceği yönü tartışmasızdır. Ancak öncelikle meydana gelen iş kazasından kimlerin sorumlu oldukları yani işverenin kim olduğu belirlenecek, bundan sonra kusur paylaşımı yönüne gidilecektir.
Somut olayda ölümlü iş kazasının meydana geldiği ve mülkiyeti dava dışı … adlı kişiye ait olan fabrikanın bahçe istinad duvarının inşası işinde asıl işverenin kim olduğu önem arzetmekte olup, mahkemece bu husus şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmeksizin sonuca gidildiği görülmektedir. Gerçekten söz konusu duvar inşaatını fabrikada kiracı olan … Limited Şirketi mi yoksa mülk sahibi ve dava dışı …’in mi yaptırdığı net olarak belirlenmemiştir. Yukarıda belirtildiği gibi inşaatın betonunu sağlayan … İnşaat Limited Şirketi’nin çalışanının beyanından anlaşıldığı üzere, ölen işçinin betonu sipariş eden firmanın işçisi olup olmadığı, betonu kimin sipariş ettiğinin anlaşılamaması karşısında, … Limited Şirketi’nin olaydaki işverenlik sıfatı şüpheli kalmaktadır. Ayrıca sipariş edilen betonla ilgili kimin adına sevk irsaliyesi ve fatura kesildiği de araştırılmamıştır. Bu konunun açıklığa kavuşturulması açısından mülk sahibi ve dava dışı … hakkında ölümlü iş kazası nedeniyle SGK’ca açılan rücuan alacak davasının da, (olaydaki işverenlik sorununun çözümü açısından) mahkemece getirtilerek incelenmediği görülmektedir.
Yapılacak iş, ölümlü iş kazasına sebeb olan ve davalılardan … Limited Şirketi’nin olay tarihinde içerisinde kiracı olarak faaliyet gösterdiği fabrikanın bahçe duvarının inşaatı işinin kimin tarafından yaptırıldığının; inşaat için kullanılacak betonun davalı … İnşaat Limited Şirketi’nden kimin tarafından sipariş edildiği, sevk irsaliyesi ve faturanın kimin adına kesildiği, fabrika organize sanayi bölgesinde bulunmakla fabrika sahibine veya kiracısı şirkete, organize sanayi müdürlüğü tarafından bahçe istinad duvarı yapımı konusunda herhangi bir yazılı talimat verilip verilmediği, verildiyse açıkça kimin muhatap alınarak verildiği, ölen işçinin davalı … Limited Şirketi’nin işçisi olup olmadığı, bahçe istinat duvarı yapım işini kimin üstlendiği hususları araştırılıp, Bursa 5. İş Mahkemesinin 2008/477 Esas sayılı rücuan tazminat davası dosyasından mevcut delillerde incelenerek birlikte değerlendirme yapılarak, şayet … Ltd.Şirketinin işveren olmadığı anlaşıldığı takdirde, görev itirazının buna göre değerlendirilerek mevcut sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalıların öteki itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde edenlerden davalılara iadesine, 06.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.