YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15891
KARAR NO : 2011/15671
KARAR TARİHİ : 26.12.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 02.06.2008 tarih 2008/4306 – 8124 sayılı bozma kararında özetle: “Birinci keşif sonrası bilirkişi … … tarafından düzenlenen raporda taşınmazın, Çile köyü orman kadastro sınırı içinde ise de resmi belgelerin uygulanması sonucu, açık alanda kaldığı ve orman sayılmayan yer olduğunu bildirilmiştir. Teknik bilirkişi … … tarafından hazırlanıp dosyaya sunulan 21.11.2005 tarihli rapor ve krokide ise dava konusu 101 ada 507 nolu parselin arazi kadastrosuna göre, Doğanca köyü sınırları içinde, orman kadastrosunda Çile köyü orman kadastro sınırları içinde kaldığı ve 372, 373, 374, 98, 97, 96, 95, 94 ve 93 nolu OS noktalarına koordinat verilmeksizin çizilen krokide taşınmazın tahdit dışında bulunduğu, ikinci keşifte bilgisine başvurulan orman bilirkişi … …’un 17.11.2007 tarihli raporunda taşınmazın kesinleşmiş orman sınırları içinde ve orman sayılan yer olduğu bildirilmiştir. Raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla yapılan üçüncü keşif sonucu, aynı bilirkişi … … resmi belgelerin uygulanması sonucu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunu bildirmiştir. Dosya içerisindeki resmi nitelikli belgelerden taşınmazın memleket haritası ve amenajman planında yeşil renkli orman alanında kaldığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporları hem tahdit uygulaması bakımından, hem de resmi belgelerin uygulanması bakımından yetersiz olup, taşınmazın orman olup olmadığını ve hukuki durumunu belirlemeye yeterli ve kanaat verici olmayıp bu raporlara dayanılarak hüküm kurulamayacağı” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne, 101 ada 507 parsel sayılı taşınmazın (A) ile gösterilen 6387,55 m2’lik kısmının … adına, (B) ile gösterilen 18018,79 m2’lik kısmının orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmaz, genel arazi kadastro sırasında Doğanca köyü çalışma alanı sınırları içinde, orman kadastrosunda ise Çile köyü orman kadastro sınırları içinde kalmaktadır. Çile köyünde yapılan orman kadastrosu tespit tarihinden önce, 01.04.1993 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiş, Doğanca köyü orman kadastrosu ise 26.04.1991 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir.
Çekişmeli 101 ada 507 parselin davalı … adına tapuya tesciline karar verilen ve (A) ile gösterilen 6387,55 m2’lik kısmı; çekişmeli 101 ada 507 parselin (B) ile gösterilen ve orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilen ve temyiz edilmeden kesinleşen kısım ile hükmen orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilen 101 ada 505, 506, 508 ve 509 parsel sayılı taşınmazlarla çevrili orman içi açıklık niteliğindedir.
6831 sayılı Yasanın 17/2. maddesinde açıklanan orman içi açıklık niteliğinde olduğu, gerek 26.05.1958 tarihli Orman Tahdit ve Tescil Talimatnamesinde gerekse 25.06.1970 günlü Resmi Gazetede yayımlanan 31.05.1970 gün ve 531 sıra no’lu Orman Tahdit ve Tescil Yönetmeliğinin 33/3 ve 19.08.1974 günlü Resmi Gazetede yayımlanan 25.07.1974 tarihli Orman Kadastro Yönetmeliğinin 40/A ve 30.05.1984 günlü Resmi Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 30/1 ve 02.09.1986 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/1 ve 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26/a maddesinde “… 6831 sayılı Yasanın 17. maddesinde yer alan orman içinde bulunan doğal olarak ağaç ve ağaççık içermeyen, genel olarak otsu bitki veya bazı durumlarda yer yer odunsu bitkiler içeren açıklıkların orman olarak sınırlandırılacağı” öngörülmüştür.
6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (17/06/2004 gün ve 5192 Sayılı Yasa ile değişik hali).
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle … açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR]. Bu tür yerlerin 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılması gerekir.
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar, özel mülke dönüşüp tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan … kazanmasını sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; orman içi açıklık ve boşluklar ile orman ve … muhafaza karakteri taşıyan … ve makilik alanlar, yasa gereği orman sayıldığı için, 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26. maddesinin (a) ve (j) bentleri gereğince Devlet Ormanı olarak sınırlandırılması öngörülmüştür. Bu tür yerler zilyetlik yolu ile kazanılamaz ve özel mülk olarak tescil edilemez.
Mahkemece değinilen yönler gözetilerek Orman Yönetiminin davasının tamamen kabulüne karar verilmesi gerekirken, dava konusu taşınmazın (A) ile gösterilen kısmının özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde davanın kısmen kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 26/12/2011 günü oybirliği ile karar verildi.