YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13118
KARAR NO : 2010/13154
KARAR TARİHİ : 27.10.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, … Köyü 397 parsel sayılı 7520 m2 yüzölçümündeki taşınmazın tapuda davalılar adına kayıtlı olduğunu, yörede 1945 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde iken 2003 yılında 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılıp işlemin kesinleştiğini belirterek davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, taşınmazın öncesi itibariyle orman olmadığı ve 2/B madde uygulaması ile de ilgisinin bulunmadığı belirlenerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalıp nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman rejimi dışına çıkartıldığı iddiasına dayalı tapu kaydının iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1945 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda, dava konusu taşınmaz orman sınırları dışında bırakılmış, 2003 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulamasında da bu durum değişmemiştir. 09.12.1966 tarihinde kesinleşen arazi kadastrosunda ise, taşınmaz gerçek kişiler adına tespit ve tescil edilmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan Orman Bilirkişi…tarafından hazırlanan 24.04.2007 havale tarihli raporda çekişmeli taşınmazın 1945 yılında kesinleşen orman kadastro sınırları dışında olduğu ve bu nedenle 2/B uygulamasına da konu edilmediği bildirilmişse de bilirkişi uygulamasının hükme yeterli görülmemesi üzerine dairenin 14.04.2010 günlü geri çevirme kararı ile ek rapor hazırlanması istenmiştir. Bunun üzerine aynı bilirkişi tarafından hazırlanan 17.09.2010 tarihli ek raporda, önceki raporun hatalı düzenlendiği, gerçekte çekişmeli taşınmazın (B) işaretli 930 m2 bölümünün P.LXVI numaralı 2/B poligonu içinde kaldığı açıklanmıştır.
O halde; uzman bilirkişi tarafından kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın (B) bölümünün 1945 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, daha sonra 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini yitirmesi nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılma işleminin de kesinleştiği, taşınmaz daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerince bu durumu gözönünde bulundurulmadan, hata ile ikinci kere kadastrosu yapılıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026 (E.M.Y.nın 934. İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihden itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023 (E.M.Y.931 İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, şartları varsa davalıların taşınmazı satın aldıkları kişilere karşı sebepsiz zenginleşme hükümlerini ileri sürebilecekleri gözönünde bulundurularak (B) işaretli bölümün tapu kaydının iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya uygun olmayan hükmün BOZULMASINA 27/10/2010 günü oybirliğiyle karar verildi.