Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/10845 E. 2011/15867 K. 27.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10845
KARAR NO : 2011/15867
KARAR TARİHİ : 27.12.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı, … köyü 101 ada 123 parsel sayılı 7343,38 m2 yüz ölçümlü taşınmazın, tarla niteliği ile davalı köy adına, 101 ada 273 parsel sayılı taşınmazın ise orman niteliği ile Hazine adına tapuda kayıtlı olduğunu, taşınmazların kısmen … 1960 tarih 47 – 35 sayılı tapu kayıtları kapsamında kaldığını belirterek tapu iptali ve tescil istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu kaydının iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 5304 sayılı Yasa ile değişik 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre orman sınırlandırması yapılmıştır.
Davacı, davalı  taşınmazların  kısmen … 1960 tarih 47 – 35 sayılı tapu kayıtları kapsamında kaldığı iddiasıyla dava açtığı halde,  mahkemece;  davalı köy tüzelkişiliği adına tespit gören 101 ada 123 sayılı parsel yönünden zilyetlik koşullarının oluşmadığı, 101 ada 273 sayılı orman parseli yönünden ise, orman kadastrosunun kesinleştiği 2007 yılından dava tarihine kadar zilyetlik süresinin dolmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin hükmü  yerinde değildir. Şöyle ki; davacı tapu kaydına dayandığı ve  dayandığı tapu kaydının, davacısı … , davalılarının Hazine ve … köyü olan  … Asliye Hukuk Mahkemesinin 1956/19-1959/204 sayılı tescil ilamı ile oluştuğu halde, tescil dosyası ve krokisi ile tapu kaydının tedavülleri getirtilerek uygulanmamış ve belirtilen tescil hükmünün Hazine ve davalı köy yönünden kesin hüküm oluşturup oluşturmadığı üzerinde durulmamıştır. Diğer taraftan, davacının tapu kaydı ile orman parseline itiraz ettiği, 6831 sayılı Yasanın 11.maddesine göre de, kesinleşen orman kadastrosuna tapu kaydı ile on yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılabileceği kabul edildiğine göre, eski tarihli memleket haritası ve … fotoğraflarına göre taşınmazların niteliğinin belirlenmesi gerekir. Kaldı ki; kesinleşmiş tahdit sınırları içinde kalan bir taşınmazın zilyetlikle kazanılması mümkün değildir. Bu yönüyle, mahkemenin orman parseli yönünden zilyetlik süresinin orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra başlayacağı yönündeki kabulü de isabetsizdir. O halde;
Mahkemece, davacının dayandığı tapu kayıtlarının ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ve kaydın oluşumuna esas … Asliye Hukuk Mahkemesinin 1956/19-1959/204 sayılı tescil dosyası getirtilmeli, tapu kayıtlarının dava dışı başka taşınmaz yada taşınmazlara revizyon görüp görmediği, tapu sicil müdürlüğü ve kadastro müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz yada taşınmazlarla birlikte revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita kadastro müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, yine eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafları ve varsa
amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde  görev yapmayan bu konuda uzman yüksek  orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, dava konusu 101 ada 273 sayılı orman parseli ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan … kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; … yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de  içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, (101 ada 273 sayılı orman parseli için),  daha sonra 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca dayanılan tapu kayıtları ve krokileri  yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, (her iki parsel için) uygulamada kayıtların revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar varsa özellikle gözönünde tutulmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, bu yolla dava konusu taşınmazların  dayanılan tapu kayıtlarının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalı, tapu kaydının dayanağını oluşturan tescil hükmünün taraflar için kesin hüküm oluşturup oluşturmadığı değerlendirilmeli ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ile … biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı …’ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 27/12/2011 günü oybirliği ile karar verildi.