YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5792
KARAR NO : 2013/6622
KARAR TARİHİ : 03.04.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, meslek hastalığı sonucu malüliyetinden doğan maddi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, açılmamış sayılmasına karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, meslek hastalığı nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı vekilinin 18.12.2012 tarihli mazeret dilekçesinin kabul edilmeyerek davanın (2.) kez takipsiz bırakıldığı gerekçesiyle HMK’nın 320/4.maddesine göre davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, davacı vekilinin mazeretinin reddine dair ara kararın ve sonucunda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanun’un 7.maddesine göre İş Mahkemelerinde uygulanan şifahi yargılama usulünü düzenleyen HUMK’un 473 vd. maddeleri 6100 sayılı HMK’nın 450.maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. Yasa’nın 316/d bendine göre “hizmet ilişkisinden doğan davalara”, 316/g maddesine göre de “Diğer kanunlarda yer alan ve yazılı yargılama usulü dışındaki yargılama usullerinin uygulanacağı belirtilen dava ve işlere” basit yargılama usulünün uygulanması gerektiğinden eldeki uyuşmazlığa basit yargılama usulünün uygulanması gerektiği açıktır.
Basit yargılama usulüne ilişkin kurallar HMK’nın 316-322.maddelerinde düzenlenmiş olup Yasa’nın 320/4 maddesine göre basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, davanın açılmamış sayılmasına karar verilir ve Yasa’nın 322/1 maddesine göre bu Kanun ve diğer kanunlarda basit yargılama usulü hakkında hüküm bulunmayan hâllerde, yazılı yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır.
HMK’nın 150.maddesine göre usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır.
6100 HMK’nın 30.maddesine “Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür” ve HMK’nın 150/2 maddesinde ifade edildiği üzere “geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez”. Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde; Anayasa’nın 141/son ve HMK’nın 30.maddelerine göre “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması” biçiminde açıklanan temel ilke çerçevesinde davacının duruşamaya katılmama gerekçesi “geçerli bir özür” olarak kabul edilebilir ise davacının “geçerli bir özrü nedeniyle duruşmaya katılmadığı” kabul edilerek dosya işlemden kaldırılmamalıdır.
Somut olayda, davanın 15.12.2011 tarihinde takip edilmemesi nedeniyle (1.) kez dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, davacı vekilinin “Küçükçekmece 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/1019 E. sayılı dava dosyasının duruşmasında hazır bulunacağını belirten ve UYAP üzerinden gönderilen avans ile ara kararın tebilğini ve davacının Adli Tıp Kurumuna sevkini istediği” 18.12.2012 tarihli mazeret dilekçesini sunduğu, mahkemece 19.12.2012 tarihli duruşmada “davacı vekilinin geçen oturumlarda bir çok defa mazeret bildirdiği belgelendirmediği, davalı tarafça da kabul edilmediğinden mazeret talebinin reddine” karar verilerek davanın ikinci kez takipsiz bırakıldığı gerekçesiyle yazılı biçimde davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Öncelikle davacı vekilinin mazeret dilekçesinde duruşmaya katılmama gerekçesi yer aldığı gibi mazeret dilekçesinde yeni duruşma gününün tebliği için masrafın da gönderildiği ifade edilmiştir. Temyiz dilekçesine ekli onaysız duruşma tutanağı örneğinden Küçükçekmece 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/1019 E. sayılı dava dosyasının 19.12.2012 tarihli duruşmasında davacı vekilinin hazır bulunduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan dava dosyasında Kurumun yaptığı idari tahkikatın sonucunun beklendiği, mazeretin kabul edilmediği 19.12.2012 tarihli duruşmada davanın esasına yönelik bir işlem yapılmasına dair herhangi bir ara kararın da bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bunların yanında mahkemenin mazereti reddetme gerekçesi de yeterli ve hukuki değildir. Mahkemece “davacı vekilinin geçen oturumlarda bir çok defa mazeret bildirdiği belgelendirmediği, davalı tarafça da kabul edilmediğinden mazeret talebinin reddine” karar verilmiş ise de önceki duruşmalarda kabul edilen mazeretlerin daha sonra sunulan mazeretleri red gerekçesi yapılması da doğru değildir. Dava tazminat istemine ilişkin olup davacı tarafın davanın sürüncemede kalmasında kural olarak menfaati bulunmamaktadır. Davacı vekilinin kötüniyetli bir biçimde davanın sürüncemede kalması için çaba gösterdiği kanıtlanmadıkça daha önce kabul edilen mazeret sonraki mazeretin reddi için başlıbaşına gerekçe olamaz.
Yukarıda yer alan açıklamalar ışığında davacı vekilinin 18.12.2012 tarihli mazeret dilekçesinin “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması” biçiminde açıklanan temel ilkeye aykırı ve kötüniyetli bir davranış olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin geçerli bir özrü bulunmasına karşın yetersiz gerekçe ile mazeret dilekçesinin reddi ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 03.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.