Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/16393 E. 2010/1857 K. 23.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/16393
KARAR NO : 2010/1857
KARAR TARİHİ : 23.02.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi

Davacı,506 sayılı Yasa sigortalılığının geçerli olduğunun tespiti ile maluliyet aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere verilen kararın bozma kararına uygun olmasına göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, davacının ıslah ettiği dava dilekçesi ile, 14.7.2004 tarihine kadar geçen 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığının geçerli olduğunun ve bu hizmet süresi esas alınarak olmadığı taktirde hizmet birleştirmesi yapılmaksızın sadece 1.11.2000 tarihi öncesi 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalısı olduğu süreler esas alınmak suretiyle 1.8.2004 tarihinden itibaren 506 sayılı Yasa’ya tabi maluliyet aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece bozma kararına uyularak davacının 1.2.1984 tarihinde başlayıp 14.7.2004 tarihine kadar devam eden 506 sayılı Yasaya tabi sigortalılığının geçerli olduğunun ve davacıya 1.8.2004 tarihinden itibaren 506 sayılı Yasa uyarınca maluliyet aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiş ise de, varılan bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
Dosya içindeki kayıt ve belgelerden davacının 1.2.1984 tarihinden itibaren 14.7.2004 tarihine kadar 4.145 gün 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olarak çalıştığı, 6.6.1995 tarihinden itibaren devam eden Limited Şirket ortaklığından dolayı davalı Kurumca 12.6.2002 tarihinde geriye doğru yapılan bir işlem ile 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığa ara verilen 1.11.2000 tarihinde resen 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı olarak tescil edildiği, … sigortalılığından dolayı herhangi bir prim ödemediği, şirket ortaklığının 25.1.2005 de sona erdiği, S.S.K. Maluliyet Dairesinin 17.6.2004 tarihli yazısına göre davacının 22.1.2004 tarihli ve 239 sayılı raporu maluliyetine başlangıç olmak üzere çalışma gücünün 2/3’ünü kaybettiği başka birisinin bakımına muhtaç olmadığı ve kontrol kaydının bulunmadığı, yine davacıya ait Güzelyalı 600 yataklı Hava Hastanesinin 11.11.1988 tarih ve 1513 sayılı raporunda “çocukluğundan beri her iki gözününde iyi göremediğini ifade eden hastanın yapılan muayenesinde her iki gözün haricen tabii, kırıcı vasatlar saydam, tigroid görünüm (oftal maskopide) skiaskopide sağ göz dikey 9.00 yatay -7.00 DPT miyop astimat olup görmesi 1 MPS tashihle 0,4,sol göz dikey 10.00 astimat -8.00 DPT miyop astimat olup görme 1 MPS tashihle 0,4 olduğunun ve askerliğe elverişli olmadığının tespit edildiği, davacının SSK’dan 15.7.2004 tarihinde maluliyet aylığı talebinde bulunduğu ve Kurumca 2/3 oranında çalışma gücünün kaybolduğu belli ise de en son çalışma … bünyesinde olduğundan 2829 sayılı Yasa^nın 8. maddesine göre talebin reddedildiği, bozma kararından sonra yapılan yargılama sırasında kurumdan verilen cevapta davacının maluliyetinin kurum kararıyla belirlendiği, askerlik raporuna göre belirlenmediğinin belirtildiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık mahkemece maluliyet oranının ve başlangıcının yasal prosedüre uygun olarak tespit edilip edilmediği noktasındadır.
506 sayılı Yasa’nın 54/B maddesinde bu Kanun kapsamında ilk defa çalışmaya başladıkları tarihte mevcut hastalık veya arızası bulunanların bu hastalık veya arızasının malul sayılmayı gerektirecek düzeyde olmadığını Kurum veya Kurum dışındaki hastanelerden işe girmeden önce alınmış,usulüne uygun sağlık raporu dayanağı tıbbi belgelerle kanıtlamakla yükümlü oldukları,sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihte,malul sayılmayı gerektirecek derecede hastalık ve arızalarının bulunduğunu önceden veya sonradan tespit edilmesi sigortalıların bu hastalık veya arızaları nedeni ile malullük sigortası yardımlarından yararlanamayacağı bildirilmiş olup 5510 sayılı Yasa’nın 25.maddesinde de aynı düzenlemeye yer verilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduğu halde, bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. 9.5.1960 gün ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bozma kararına uyan Mahkeme artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır.
Gerçekten davacının maluliyet oranının ve başlangıç tarihinin usulüne uygun ve uyulmasına karar verilen bozma ilamında belirtildiği şekilde, belirlenmeksizin sonuca gidildiği görülmektedir.
Yapılacak iş; davacıya ait Güzelyalı 600 yataklı Hava Hastanesinin 11.11.1988 tarih ve 1513 sayılı raporunda “çocukluğundan beri her iki gözüde iyi göremediğini ifade eden hastanın yapılan muayenesinde her iki göz haricen tabii, kırıcı vasatlar saydam, tigroid görünüm (oftal maskopide) skiaskopide sağ göz dikey 9.00 yatay -7.00 DPT miyop astimat olup görmesi 1 MPS tashihle 0,4 dür. Sol göz dikey 10.00 astimat -8.00 DPT miyop astimat olup görme 1 MPS tashihle 0,4 dür” bulgularının tespit edildiği belli olup, söz konusu bu rapor dikkate alınarak, S.S.K Yüksek Sağlık Kurulu’ndan rapor alınarak , davacının ilk defa sigortalı olarak çalışmaya başladığı 1.2.1984 tarihinde maluliyet oranının 2/3 oranında olup olmadığını, belirlemek Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına davacı tarafından itiraz edilmesi halinde Adli Tıp Kurumu giderek Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu aracılığıyla inceleme yaptırmaktır.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir. Maluliyetin başlangıç tarihinin belirlenmesinden sonra 506 sayılı Yasa’ya tabi 1800 günden fazla çalışması olduğu belli olmakla çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece yukarıda açıklanan bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 23.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.