YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/852
KARAR NO : 2013/5960
KARAR TARİHİ : 27.03.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 18/03/2004 tarihinden itibaren isteğe bağlı sigortalı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
KARAR
Davacı, davalı Kurum tarafından geçersiz sayılan 1479 sayılı Yasa kapsamındaki isteğe bağlı sigortalılığının 18.03.2004 tarihinden itibaren geçerli olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının, Bakanlar Kurulu’nun 01.09.1998 Tarih ve 11096 sayılı kararı ile 01.09.1998 tarihinde Türk vatandaşlığından çıkmasına izin verildiği, daha sonra İçişleri Bakanlığı’nın 03.02.2009 Tarih ve 2009/1 sayılı kararı gereğince 03.02.2009 tarihinde yeniden Türk vatandaşlığına alındığı, dava tarihi itibari ile hem Türk hem de Almanya vatandaşı olduğu, ev kadını olan davacının 18.03.2004 tarihli isteğe bağlı sigortalılık talebi ile 1479 sayılı Yasa kapsamında isteğe bağlı sigortalı olduğu, ancak daha sonra davalı Kurum tarafından, aynı yasanın 79. maddesinde “ Türkiye’de ikamet etmek şartı ile Türk asıllı yabancı uyrukluların da talepleri halinde isteğe bağlı sigortalı olabileceklerinin düzenlendiği ” belirtilerek, davacının Türkiye’de ikamet etmemesi nedeni ile tescil tarihi olan 18.03.2004 tarihi itibari ile sigortalılığının durdurulduğu, davacının 20.04.2004 – 27.03.2009 tarihleri arasında düzenli olarak isteğe bağlı prim ödemesi bulunduğu, 01.09.1987 – 31.03.1988 tarihleri arasında da 506 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalılığı bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 5901 sayılı Yasa’nın 28. maddesinde; “ Doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenler ve kendileri ile birlikte işlem gören çocukları; millî güvenliğe ve kamu düzenine ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla askerlik hizmetini yapma yükümlülüğü, seçme ve seçilme, kamu görevlerine girme ve muafen araç veya ev eşyası ithal etme hakları dışında, sosyal güvenliğe ilişkin kazanılmış hakları saklı kalmak ve bu hakların kullanımında ilgili kanunlardaki hükümlere tabi olmak şartıyla Türk vatandaşlarına tanınan haklardan aynen yararlanmaya devam ederler. ” hükmü düzenlenmiştir.
Somut olayda; her ne kadar mahkemece, “ 1479 sayılı … Yasası, 1479 sayılı Yasa ile getirilen 33. madde ve 4956 sayılı Yasa’nın 33. maddesi ile Türk asıllı yabancı uyrukluların isteğe bağlı sigortalı sayılabilmeleri için Türkiye’de ikamet etme şartını yerine getirmelerinin gerektiği, Türkiye’de ikamet etme koşulunu yerine getirmeyen davacı hakkındaki Kurum işlemlerinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı” gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmişse de davacının, “ Türk asıllı yabancı uyruklu ” olan kişilerden olmadığı, doğumdan itibaren Türk vatandaşı olmakla sonradan Bakanlar Kurulu Kararı ile vatandaşlıktan çıkarılmasına izin verildiği, 5901 sayılı Yasa’nın 28. maddesinde de doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin sosyal güvenliğe ilişkin kazanılmış haklarının saklı kalacağının düzenlenmiş olması karşısında, … gerekçelerle sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin hatalı değerlendirme sonucu … şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 27/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.