YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5719
KARAR NO : 2010/4186
KARAR TARİHİ : 12.04.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalı işveren nezdinde 15.9.1997- 10.4.2005 tarihleri arası çalıştığının tespiti ile işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere temyiz edenin sıfatına göre davalı Kurum’un aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 15.9.1997-10.4.2005 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sürelerin tespiti ile işçilik alacaklarının davalı işverenden tahsili istemine ilişkinidir.
Mahkemece, hizmet tespiti isteminin kabulü ile davacının davalı işyerinde kesintisiz çalıştığı 15.9.1997-10.4.2005 tarihleri arasında, 1997 yılında 106 gün, 1998 yılında 330 gün, 2000 yılında 3 gün olmak üzere toplam 439 gün eksik bildirilen sürelerin tespitiyle bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388. ve 389. maddelerinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki,dava içinden davalar doğar,Hükmün hedefine ulaşılmasını engeller, Kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Yargıtay’ın yerleşmiş görüşü de bu yöndedir (Hukuk Genel Kurulu’nun 19.6.1991 gün 323/391 sayılı ve 10.9.1991 gün 281-415 sayılı ve 25.9.1991 gün 355-440 sayılı kararları).
Somut olayda, kısmen kabul edilen işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilirken bu konuda aleyhine hüküm kurulanın hangi davalı olduğu belirtilmeksizin infazda tereddüt olacak şekilde karar verilmesi davalı Kurum harçtan muaf olduğu halde 12.20 TL başvuru harcının yargılama giderleri içine katılarak davalı Kurumun harçla sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir
Ne var ki bu yanlışlıkların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, HUMK.’nun 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasına 7. bendinde yer alan”Davalıdan tahsili ile” sözcüklerinin silinerek yerine “ Davalı işverenden tahsili ile” sözcüklerinin yazılmasına ve hüküm fıkrasının 12.nolu bendinin silinerek yerine”Davacı tarafından yapılan 123.20 TL yargılama giderinden takdiren 40.65 TL sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,12.20 TL harç giderinin davalı işverenden tahsili ile davacıya verilmesine “rakam ve sözcüklerinin yazılmasına, hükmün bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, 12.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.