YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13968
KARAR NO : 2011/15850
KARAR TARİHİ : 27.12.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerde 3402 sayılı Yasanın Ek 4. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, … ilçesi, … köyü, 108 ada 588 parsel sayılı 1832,40 m² yüzölçümündeki taşınmaz 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereği orman niteliğini kaybedip, orman kadastro komisyonlarınca orman alanı dışına çıkarılan yerlerden olduğu gerekçesiyle, tutanağın beyanlar hanesine 2/B madde ve kullanım şerhi verilerek Hazine adına tarla niteliğiyle tespit edilmiştir. Davacı, kadastro tutanağının beyanlar hanesine lehine kullanım şerhi verilen taşınmazın yaklaşık olarak 1200 m² eksik yüzölçümü ile ölçüldüğü iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, kadastro müdürlüğü aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine, davalı Hazine aleyhine açılan davanın ise kısmen kabulüne ve … köyü 108 ada 588 parselin 1832,40 m² olan yüzölçümüne krokide (A) ile gösterilen 125,36 m² alanında ilave edilerek 1957,76 m² olarak düzeltilmesine, taşınmazın bu haliyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 3402 sayılı Yasanın ek 4. maddesine göre yapılan kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1970 yılında yapılan orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra evvelce sınırlaması yapılmış ormanlarda 6831 sayılı Yasanın 3302 sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulaması 06/11/2001 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir.
Mahkemece, davacı gerçek kişinin davasının kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamı ve 3402 sayılı Yasanın ek 4. maddesindeki düzenlemeye uygun düşmemektedir. Şöyle ki; 3402 sayılı Yasaya 5831 sayılı Yasanın 8. maddesi ile eklenen Ek madde 4’de “6831 sayılı Orman Kanununun 20/06/1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2 nci maddesi ile 23/09/1983 tarihli ve 2896 sayılı, 05/06/1986 tarihli ve 3302 sayılı Kanunlarla değişik 2 nci maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edilir.” hükmü yer almıştır. Bu maddeye göre yapılan kadastro çalışmasında, öncesinde orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların Hazine adına tespiti yapılıp fiili kullanım durumları ve varsa üzerindeki muhdesatın sahipleri belirlenmektedir.
Somut olayda mahkemece, 108 ada 588 parsel sayısıyla ve 1832,40 m² yüzölçümlü
olarak tespit edilen dava konusu taşınmaza blok 2/B parseli içinde ve … bilirkişisi krokisinde (A) ile gösterilen 125,36 m²’lik bölüm ilave edilmiştir. Ancak kabule konu (A) bölümü, hakkında kullanım kadastro tutanağı düzenlenerek Hazine adına tespit edilmiş bir yer değildir. Hazine adına 2/B niteliğiyle tespiti yapılmayan yani kullanım kadastrosuna konu olmayan ve hakkında kullanım kadastro tutanağı düzenleyemeyen bir yer hakkında şerhe yönelik dava açılamaz. Zira kullanım şerhinden söz edebilmek için öncelikle taşınmaz hakkında tutanak düzenlenerek tapuya kaydedilmesi gerekir. Kullanım kadastrosuna konu olmayan bir yerin kullanıcı tarafından şerhe yönelik olarak dava konusu edilmesi halinde taşınmazın 3. kişinin zorlaması ile tapuya tescili sonucu doğmaktadır. Bilindiği üzere tapu kütüğüne esas itibarıyla mülkiyetin veya sınırlı ayni hakların iktisabına veya bunların kaybedilmelerine ilişkin tesciller yazılır. Geniş anlamda tescil ise kütüğe yazılan her husustur. Nitekim kütük sahifesinde mülkiyet, rehin ve irtifak hakları sütunları dışında bir de “…” ve “Beyanlar” adı altında iki sütun daha vardır. Ancak bir hususun şerh veya beyanlar sütununa yazılması için öncelikle tapuya kayıtlı bir taşınmazın olması gerekmektedir. Kullanıcı şerhi sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak sağlamaz. Kullanıcı şerhinin sahibinin hakkı, sadece şahsi bir haktır. Şahsi hak sahipliği iddiasıyla 3. kişi yararına mülkiyet hakkı tesis edilemeyeceğine göre, krokide (A) ile gösterilen bölüm yönünden davacı gerçek kişinin davasının reddi gerekirken açıklanan hususlar gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme sonucu … şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle; davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 27/12/2011 günü oybirliği ile karar verildi.