Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/1273 E. 2010/8670 K. 20.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1273
KARAR NO : 2010/8670
KARAR TARİHİ : 20.09.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacılar, meslek hastalığı sonucu maluliyetten doğan manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, sigortalının meslek hastalığı sonucu oluşan fark maluliyeti nedeniyle uğradığı manevi zararın giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğindeki belgelerde; dava dilekçesinin davalı şirkete tebliğ edildiği, başlangıçta şirket yetkilisince görevlendirilen vekillerin şirkete kayyum atanması nedeniyle görevlerinin sona ermesinden sonra, kayyum tarafından görevlendirilen vekillerinde vekalet görevinden istifa ettiklerini mahkemeye yazılı olarak bildirdikleri, istifa keyfiyetinin tebliği için şirket adına ve adresine çıkan tebligatın, muhatabın adreste bulunamaması ve 2. adresinde belirlenememesi nedeniyle iadesi gerekirken, dağıtım görevlisince kendiliğinden TK 35. md. uygulandığının tebligat parçası üzerine yazıldığı, tebligatın usule uygun yapılmadığı görülmüştür.
Ayrıca dosyada davalı şirket hakkında iflas kararı verildiğine ilişkin yazılı ya da zapta geçmiş sözlü bir bildirim olmadığı halde “İflas İdare Memuru … ” adına tebligat çıkarılıp duruşma gün ve saatinin tebliğ edildiği görülmektedir.
Tebliğ ile ilgili Yasa ve Tüzük hükümleri tamamen şeklidir. Değinilen işlemler nedeniyle tebligat; bilgilendirme yanında belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir. Gerek tebliğ işlemi ve gerekse tebliğ tarihi ancak yasa ve tüzükte emredilen şekillerle tevsik ve dolayısıyla ispat olunabilir. Bu sebeple tebligatın usul yasaları ile ilişkisi de daima göz önünde tutulmalıdır.
Hal böyle olunca, yasa ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur. Kanunun ve Tüzüğün belirlediği şekilde yapılmamış ve belgelendirilmemiş olan tebligatların geçerli olmayacağı Yargıtay içtihatlarında açıkça vurgulanmıştır.
7201 sayılı Yasa’nın 35. maddesine göre ; “Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır.
Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve yeni adres tebliğ memurunca da tespit edilemediği takdirde tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi, tebliğ tarihi sayılır.
Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır.
Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, taraflar arasında yapılan, imzası resmi merciler önünde ikrar olunmuş sözleşmelerde belirtilen adresler ile kamu kurum ve kuruluşları ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına, ticaret sicillerine ve esnaf ve sanatkârlar sicillerine verilen en son adreslerdeki değişiklikler hakkında da bu madde hükümleri uygulanır.”
Öte yandan Tebligat Tüzüğünün 55. ve 28. maddelerinde uygulamanın nasıl yapılacağı açıklanmıştır. Buna göre 35.madde gereğince tebligat yapılabilmesi için önce; muhataba daha önce tebligat yapılan yada Ticaret Sicilinde yazılı bulunan adrese çıkarılan tebligat üzerine tebliğ memuru 28 inci Maddenin ilk fıkrasındaki usule göre yeni adresi tespit ederse aynı Maddenin üç ve dördüncü fıkraları mucibince ve son fıkrasındaki hal vaki ise 30 uncu Maddeye tevfikan muamele yapar
Tebliğ memuru bu suretle muhatabın yeni adresini tespit edemezse, tebliğ evrakı, çıkaran mercie iade edilir. Bu mercie muhatabın yeni adresi bir diğer alakalı tarafından bildirilirse, tebliğ evrakı o adrese gönderilir. Aksi takdirde mercice tahkik muamelelerine tevessül olunmayarak bu Tüzüğe ekli 6 numaralı örneğe göre düzenlenecek tebliğ evrakının bir nüshası eski adrese ait kapıya talik ettirilir. Eski adresin kapısına talik tarihi, tebliğ tarihi sayılır.
Öte yandan iflas hükümde açılır. (İİK. md 165) İflasın açıldığı zamanda müflisin haczi kabil bütün malları hangi yerde bulunursa bulunsun bir masa teşkil eder ve alacakların ödenmesine tahsis olunur. (İİK md. 184) Acele haller müstesna olmak üzere müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ancak alacaklarının ikinci toplanmasından on gün sonra devam olunabilir. (İİK. md 194) İflas masası ile ilgili davalarda taraf müflis değil iflas masasıdır. İflastan önce müflis tarafından veya müflise karşı açılmış olan hukuk davalarına iflas masası tarafından devam edilmesine karar verilirse, müflisin bu davalardaki taraf sıfatı son bulur, bu davaları takip yetkisi masanın kanuni temsilcisine aittir. İflas tasfiyesinde basit tasfiye usulü (İİK. md 218) uygulanması halinde iflas dairesine tebligat yapılabilirse de, adi tasfiye usulünün (İİK. md 219) uygulanması halinde tebligatın iflas idare memurlarına yapılması gerekir . Zira iflas masasının kanuni mümessili iflas idaresidir. (İİK md. 226)
Savunma hakkı Anayasa (md. 36) ile güvence altına alınmış olup, HUMK. 73. maddesinde de ayrıca düzenlenmiştir. Hakim tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez . Kamu düzenine ilişkin bu husus resen gözetilmelidir.
Yapılacak iş; öncelikle davalı şirket hakkında iflas kararı olup olmadığı , varsa tasfiyenin ne şekilde yapıldığı, ikinci alacaklılar toplantısı yapılıp iflas idare memurları belirlendi ise isim ve adresleri iflas müdürlüğünden yazı ile sorulup tespit olunarak iflas tasfiyesine göre taraf teşkili sağlanmalı, iflas kararı yoksada, davalı şirket vekillerinin istifası usule uygun şekilde asile tebliğ edilmelidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın, usule uygun taraf teşkili sağlanmadan yargılamaya devam olunup, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer itirazların incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, 20.9.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.