YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2748
KARAR NO : 2010/8587
KARAR TARİHİ : 15.07.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işveren nezdinde Eylül 1993-06.01.2003 tarihleri arasında çalışmış olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere ve temyiz edenin sıfatına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, 1993 Eylül ayından itibaren 06.01.2003 tarihine kadar davalıya ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak sürekli çalıştığını,hiçbir haklı neden gösterilmeden 06.01.2003 tarihinde haksız olarak işten çıkartıldığını,hizmetlerinin eksik gösterildiğini,tazminat ve alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek Eylül 1993 ile 06.01.2003 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tesbiti ile ödenmeyen tazminat ve işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacının 01.09.1994 ile 06.01.2003 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığının kabulüyle Kurum’a bildirilmeyen sürelerin tesbitine, tazminat ve işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmiş ise de işçilik alacakları yönünden varılan sonuç yerinde değildir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden,uyulmasına karar verilen bozma ilamından önce mahkemece ilk olarak 13.04.2005 tarihinde asıl, 21.09.2005 ve 29.12.2005 tarihlerinde aynı bilirkişiden ek rapor alındığı,üç ayrı bilirkişi raporunda işçilik alacaklarının hesabına esas alınan hizmet süresi ile mahkemenin kabul ettiği hizmet süresinin farklı olduğu anlaşılmaktadır.
HUMK’nun 388/3. maddesi gereğince hükmün gerekçe bölümünde iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, ihtilaflı konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep gösterilmelidir. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiği hususu bir Anayasa emridir. Kararın gerekçesiz olması mutlak bir temyiz (bozma) sebebidir. Çünkü gerekçe hakimin tesbit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Hakim gerekçe sayesinde verdiği hükmün hukuka uygun olup olmadığını yani kendi kendini denetler. Yargıtay’da bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir.
Somut olayda, işçilik alacaklarının hesabında dosyada bulunan üç ayrı bilirkişi raporundan hangi bilirkişi raporunun hükme esas alındığının belirtilmemesi ve yapılan hesaplamanın denetime elverişli şekilde kararda gösterilmemesi usul ve yasaya aykırıdır.
Yapılacak iş;işçilik alacakları yönünden hükme esas alınan bilirkişi raporunu karar yerinde göstermek, davacının kabul edilen hizmet süresine göre hak ettiği ve talep edilen işçilik alacaklarının tek tek denetime elverişli olarak açıklanmak suretiyle davacının işçilik alacakları belirlenerek bir karar vermektir.
Kabule göre de,hizmet tesbiti yönünden istemin kısmen kabulüne karar verildiğine göre Kurum yararına avukatlık ücretine hükmolunmaması isabetsiz olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan …’ya iadesine, 15.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.