YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1923
KARAR NO : 2011/2025
KARAR TARİHİ : 08.03.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, primlerini ödediği isteğe bağlı sigortalılığının SSK’dan almaya hak kazandığı yaşlılık aylığında geçerli olduğunun ödenmesi gereken yaşlılık aylığı ve faiz miktarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, isteğe bağlı sigorta primlerini ödeyen davacının SSK’dan almaya hak kazandığı yaşlılık aylığının geçerli olduğuna Sinop İş Mahkemesinin 2003/458 Esas, 2006/153 Karar sayılı ilamı gereğince karar verilen davacıya ödenmesi gereken yaşlılık aylığı ve faiz miktarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davacının eksik ödeme nedeniyle davalı Kurumdan asıl alacak miktarı olan 3.447,14 TL alacaklı olduğunun tespitine, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, davacının tespit davası açmakta hukuki yararı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davalar mahkemeden istenen hukuki korunmaya göre eda, tespit ve inşai olmak üzere sınıflandırılır.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda tespit davaları açıkça düzenlenmiş değildir. Ancak, bu davaların da dinlenilebilir olduğu, gerek öğretide ve gerekse de uygulamada kabul edilmektedir.
Özel kanun hükümleri ile düzenlenen tespit davaları dışında kalan bir hukuki ilişkinin var olup olmadığını belirleyen tespit davasının dinlenilebilmesi için, genel dava şartlarının yanında iki ek şartın da bulunması gerekir. Tespit davasının konusu, yalnız hukuki ilişkiler olabilir. Davacının bu hukuki ilişkinin tespitinde hukuki yararı bulunmalıdır.
Hukuki yararın varlığı, dava koşulu niteliğinde olup; mahkemece, kendiliğinden göz önünde tutulur.
Kural olarak, eda davalarında hukuki yararın varlığı asıldır ve ayrıca bu yönde bir ispat yükümlülüğü yoktur. Tespit davalarında ise; hukuki ilişkinin varlığının, “hemen” tespit edilmesinde davacının korunmaya değer bir hukuki yararının bulunması gerekir.
Davacının tespit davası ile istediği hukuki koruma diğer dava çeşitlerinden biri ile sağlanabiliyorsa o zaman davacının tespit davası açmakta hukuki yararı yoktur.
Eda davası açılabilecek hallerde istisnai hükümler dışında tesbit davası açılamaz. Esasen her eda davası içeriğinde bir tesbit isteminide içerir. Davacı haklı olduğu inancında ise eda davası açmak suretiyle istekte bulunabilir.
Somut olayda, davacıya 01.03.1996 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmıştır. Kurum davacının …’a prim borcu bulunduğu gerekçesi ile SSK’dan almakta olduğu yaşlılık aylığının iptaline karar vererek yersiz ödenen aylıkların iadesini talep etmiş ise de Sinop İş Mahkemesinin 2003/458 Esas, 2006/153 Karar sayılı ilamı davacının Kuruma borcunun bulunmadığına ve isteğe bağlı sigorta primlerini ödeyen davacının SSK’dan almaya hak kazandığı yaşlılık aylığının geçerli olduğuna karar verilmiştir. Kurum karar gereğince yaşlılık aylığını ödemeye yeniden başlayarak 18.10.2003 tarihinden itibaren biriken aylıklar ve ek ödemeler dahil davacıya 20.995,70 TL ödemiştir. Davacı ise yaşlılık aylığının eksik ödendiğini belirterek ödenmesi gereken yaşlılık aylığı ana para ve faiz miktarının tespitini talep etmektedir. Yaşlılık aylığının eksik ödendiği iddiasına dayalı ana para ve faiz isteminin eda davası niteliğindeki alacak davası ile Mahkeme önüne getirilmesi mümkün iken davacıya ödenmesi gereken yaşlılık aylığı ve faiz miktarının tespitine yönelik bir davada davacının hukuki yararının bulunmadığı açıktır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde eda davası açılması gereken durumda tesbit davası açılmasında davacının hukuki yararının bulunmadığı göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı Kurumun öteki itirazlarının davacının tüm temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 08.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
.