YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8693
KARAR NO : 2010/7120
KARAR TARİHİ : 17.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, davalılardan işveren nezdinde Ekim 1996-Nisan 2001 tarihleri arasında çalışmış olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalının ve davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının ekim 1996-nisan 2001 tarihleri arasında davalıya ait Gelibolu Balıkçılık işyerinde sevkiyattan sorumlu ve kumanyacı olarak ve gemi yapımı işinde idareci olarak geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davacının davalıya ait işyerinde 08.03.2001-30.04.2001 tarihleri arasında 53 gün hizmet süresinin tesbitine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır.Yönetmelikle tesbit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurum’ca tesbit edilmeyen sigortalılar, çalışmalarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse bu çalışmaların Kurum’ca dikkate alınacağı belirtilmiştir. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden,davacı adına işe giriş bildirgesi verilmediği,davalıya ait işyerinden bildiriminin bulunmadığı,davalı adına birden fazla tescilli işyerinin bulunduğu,davacının davadışı şirkete davalı işyeri tarafından kesilen irsaliye ve faturalarda yazısının bulunduğu kısımların getirtildiği ancak bu belgeler üzerindeki yazıların davacıya ait olup olmadığı konusunda inceleme yapılmadığı,tanıkların bordro veya komşu işyeri tanıkları olup olmadıklarının belli olmadığı anlaşılmaktadır.Somut olayda mahkemece dava tarihinden geriye doğru 5 yıldan öncesinin hak düşürü süreye uğradığının kabulü ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de davacının davalı işyerindeki çalışmasının sona erdiği 2001 yılının sonundan itibaren 5 yıl içinde 08.03.2006 tarihinde dava açıldığından hak düşürücü süre söz konusu olmadığı halde davacının çalıştığını iddia ettiği davalı işveren adına kayıtlı işyerlerine ait dönem bordroları getirtilmeden ve davacının davalı işyerinde çalıştığına ilişkin bordro veya komşu işyeri tanığı dinlenmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul yasaya aykırıdır.
Yapılacak iş; davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınarak, davacının çalıştığını iddia ettiği davalı işveren adına kayıtlı işyerlerine ait dönem bordrolarını getirtmek, davacı ile aynı dönemlerde davalıya ait işyerlerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlarına geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına, resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarını tesbit edip beyanlarına başvurmak,davacının davalıya ait işyerinde çalıştığı süreyi kuşkuya yer vermeyecek şekilde tesbit etmek ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı ve davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davacı ve davalılardan …’e iadesine, 17.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.