Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/10463 E. 2010/7538 K. 28.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10463
KARAR NO : 2010/7538
KARAR TARİHİ : 28.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, davalılardan işveren nezdinde 1.1.1995-25.1.2006 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili ile diğer davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

Davacı, 1.1.1995-25.1.2006 tarihleri arasında … İlçesi, … Köyü’nde, 25.1.2006 tarihinden itibaren de aynı ilçenin …. Köyü’nde fahri köy imamı olarak geçen çalışmalarının tespitini istemiştir.
Mahkemece davacının 1.1.1995-11.2.2009 tarihleri arasında fahri köy imamı olarak Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu’na tabi hizmetinin bulunduğunun tespitine karar vermiştir.
Yapılan incelemede davacının Emekli Sandığından gönderilen hizmet belgelerine göre … Köyü İlkokulunda 1.5.1997-2.6.1997 ve 30.10.1996-7.4.1997 tarihleri arasında vekil öğretmen olarak, 23.9.1997-23.2.1998 tarihleri arasında … köyü’nde, 27.9.1999-22.3.2000 tarihleri arasında … Köyü’nde ve 7.11.2002-10.12.2003 tarihleri arasında da … Köyü … Mezrasında vekil imamhatip olarak Emekli Sandığına tabi hizmetlerinin bulunduğu, … Köy Muhtarlığı yazısında davacının 1.1.1995-25.9.2006 tarihleri arasında, … Köy Muhtarlığı yazısında da davacının 25.9.2006 tarihinden itibaren fahri imam olarak görevde bulunduğunun bildirildiği, dava dilekçesi ve tanık beyanlarından davacının maaşının köy halkınca kendi aralarında para toplanmak suretiyle ödendiği anlaşılmaktadır.
Hizmet tespiti davalarında 506 sayılı Yasa’nın 79. (5510 sayılı Kanununu 86. maddesi) ve HUMK’nun 38. maddelerinin uygulanmasında husumet dava şartlarındandır.
Genel olarak davacı aktif, davalı pasif husumet ehliyetine sahiptir. Davanın usulüne uygun olarak doğru hasma yöneltilmesi gerekir. Öte yandan HUMK’nun 73. maddesine göre de, mahkeme yasada gösterilen belirli durumlar ayrık olmak üzere tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için yasaya uygun şekilde davet etmeden hükmünü veremez. Davalıya savunma hakkını kullanabilmesi için dava dilekçesinin usulünce tebliğ edilmesi gerekir.
Davacının Emekli Sandığına tabi hizmetleri dışındaki çalışmalarının fahri köy imamı olarak geçtiğinin ve ücretinin de köy halkı tarafından ödendiğinin belirtilmesine göre, bu süreler yönünden dava doğru hasım olan köy tüzel kişiliğine (köy muhtarlığına) yöneltilerek sonuçlandırılmalı, çalışmaların geçtiği yerler birden fazla işverene tabi ise aynı dava dilekçesi ile dava açılabilmesinin işverenler arasında zorunlu veya ihtiyari dava arkadaşlığının bulunmasına bağlı olduğu da göz önünde bulundurulmalıdır.
Diyanet İşleri Başkanlığına husumet yöneltilebilecek dava koşullarının farklı olduğu, borçlanmaya esas olmak üzere saptanmasının amaçlandığı bu tür davaların Sulh Hukuk Mahkemelerin de görülerek sonuçlandırılabileceği dikkate alınmaksızın sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek kurulan hüküm usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 28.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.