Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/10322 E. 2010/6700 K. 10.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10322
KARAR NO : 2010/6700
KARAR TARİHİ : 10.06.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, emeklilik başlangıç tarihinin 5.12.2007 olduğunun ve 2.850,00 TL birikmiş emeklilik maaşının ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının 05.12.2007 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece; davalı Kurumun ilk itiraz olarak yapmış olduğu yetki itirazı reddedilerek yargılamaya devam olunmuş ve “davanın kabulü ile, davacının emeklilik başlangıcının 05/12/2007 tarihi olduğunun tesbiti ile bu tarihten itibaren biriken emeklilik maaşının davacıya kurumca hesaplanarak ödenmesine,” karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, yetkili mahkemenin belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanaklarını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 134. maddesinde, “Bu kanunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar, yetkili iş mahkemelerinde veya bu davalara bakmakla görevli mahkemelerde görülür.” hükmü düzenlenmiştir.
HUMK 9. maddesinde tanımlanan genel yetki kuralına koşut hüküm içeren 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 5. maddesinde, “İş mahkemelerinde açılacak her dava, açıldığı tarihte dava olunanın Türk Medeni Kanunu gereğince ikametgahı sayılan yer mahkemesinde bakılabileceği”, 15. maddesinde; bu Kanunda sarahat bulunmıyan hallerde Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmektedir.
Genel yetki kuralı dışında düzenleme öngörülmemiş olması karşısında, HUMK’da yer verilen özel yetkiye ilişkin düzenlemelerin İş Mahkemelerinin yetkisinin belirlenmesinde dikkate alınması gerekmektedir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 17. maddesi uyarınca; “Hakiki veya hükmi bir şahsın muhtelif mahallerde şubeleri bulunduğu takdirde o şubenin muamelesinden dolayı iflas davası müstesna olmak üzere o şubenin bulunduğu mahalde dahi dava ikame olunabilir”.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 20.11.2007 tarihli tahsis talebinin ve tahsis talebi ile ilgili işlemlerin yapıldığı davalı Kurum Şubesinin İzmir İl Müdürlüğü olduğu,davalı Kurumca, işlemlerin yapıldığı İzmir veya Kurum ikametgahının bulunduğu Ankara mahkemelerinin yetkili olduğunu ileri sürülerek cevap dilekçesinde ilk itiraz olarak ve süresi içinde yetkisizlik itirazı bulunulduğu,Mahkemece yetkisizlik itirazının 30.12.2008 tarihli ara kararı ile reddedildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda,davaya konu uyuşmazlık Sosyal Güvenlik Kurumu İzmir İl Müdürlüğü işleminden kaynaklanmaktadır. Tüzel kişilere karşı açılacak davalarda genel yetkili mahkeme, tüzel kişilerin yerleşim yerinin, yani merkezinin bulunduğu yer mahkemesi olmakla birlikte, şube işlemleri nedeniyle açılacak dava, taraf olarak bağlı bulunulan merkez davalı gösterilerek, şubenin bulunduğu yerde de açılabilir.
“Kurum adına işlem yapmaya yetkili bulunmak” şubenin tanımından ortaya çıkan bir sonuç olup, şubenin bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olmasında tek başına yeterli değildir. Şubenin bulunduğu yer yetkisi, o şubenin yapmış olduğu işlemlerden, davacıya ait işlemlerin yürütülmesinden doğan uyuşmazlıklarda geçerli bulunmaktadır.
Davaya konu Kurum işlemi İzmir İl Müdürlüğünce yapılmıştır. Uyuşmazlığa konu Kurum işleminin bu şube muamelesinden kaynaklanmış olması karşısında, o yer iş mahkemesi yetkili kabul edilmelidir.HGK’nun 2008/10-329 E,2008/334 K,16.04.2008 tarihli ilamıda bu yöndedir.Hal böyle olunca yerel mahkemece, davanın esasına girilmeksizin , dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, talep halinde dosyanın yetkili İzmir Nöbetçi İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz nedenine göre diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına ,10.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.