YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/21062
KARAR NO : 2010/643
KARAR TARİHİ : 26.01.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde Ekim 1997-Temmuz 2005 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillere,hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2. Davacı, davalıya ait işyerinde Ekim 1997-Temmuz 2005tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak sürekli çalıştığının tesbitini istemiştir.
Mahkemece, davacının 18.06.2004-23.12.2004 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde çalıştığının tespitine karar verilmiş ise de bu sonuca eksik inceleme ve araştırma ile varılmıştır.
506 sayılı Yasa’nın 79/8. maddesinde yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilmeyen sigortalıların çalışmalarının çalıştıkları hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilecekleri öngörülmüştür.
Öte yandan çalışmanın kesintisiz olması, bildirgenin verildiği tarihten önce başka bir işyerinden bildirilmiş çalışmanın bulunmaması halinde sonradan verilen bildirgenin bildirilen önceki dönem yönünden hak düşürücü süreyi keseceği kabul edilmelidir.
Davacının, işyerindeki çalışmaları işe giriş bildirgelerine, aylık ve üç aylık bordrolara dayanılarak Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak da primleri ödenmiştir. Öte yandan işe giriş bildirgesi ve bordrolar davacı çalışmalarının işyerinde kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise eşdeğerdeki belgelerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Bu gibi durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesi olup bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat edilebilir ise de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir.
Sigortalı hesap cetveline göre; davacının iddia ettiği şekilde 1997-1998-1999 yıllarında davalı işyerinde çalıştığını gösterir şekilde davalı işverence verilmiş işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu bulunmamaktadır. Davacının davalı işyerinde 16.08.2000 tarihli işe giriş bildirgesine dayalı olarak davalı işyerinden kuruma bildirilen 197 günlük çalışma süresi mevcuttur. Bir başka deyişle davacının 16.08.2000 ile 2001 yılı birinci dönem arasında 1 adet işe giriş bildirgesi ile kısmi olarak çalıştığına dair bildirimler yapılmıştır. 01.04.2000 tarihli ve sigortalının imzasını taşıyan işe giriş bildirgesi ise dava dışı … işyerinden verilmiş olup bu işyerinden 15 günlük çalışması davalı Kuruma bildirilmiştir.İşe giriş bildirgelerindeki imzaların davacıya ait olup olmadığı yönünden inceleme yapılmadığı gibi, anılan imzalar davacı tarafından açıkça inkar edilmiş de değildir. Bu durumda davanın 13.06.2007 tarihinde açıldığı gözetildiğinde 01.04.2000 tarihinden önceki döneme ait istemin hak düşürücü sürenin dolmuş olması nedeniyle, 01.04.2000-15.04.2000 tarihleri arasındaki sürenin ise başka işyerinden bildirilmiş olması nedeniyle reddine ilişkin olarak verilen karar doğrudur.
16.04.2000-Temmuz 2005 tarihleri arasındaki istem dönemine gelince; gerçekten , davacının işyerindeki çalışmaları 16.08.2000 tarihli işe giriş bildirgesi ile Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak primleri ödenmiştir. Mahkemenin tesbit ettiği dönemle ilgili olarak yazılı delil bulunmamaktadır.
Mahkemece dinlenen bordro tanıklarından … davacının işyerinde 2001 yılı Ocak ve Şubat aylarında çalıştığını, diğer bordro tanığı … ise davacının 2004 yılı ve 2005 yılı mayıs ayı başına kadar çalıştığını davalının atölyesinde mobilya imalatı yaptığını zaman zaman kendisine iş yaptığını, ancak davalıdan yevmiye alıp almadığını bilmediğini, ifade etmiş, dinlenen diğer tanıklar da davacının değişik hızar atölyelerinde çalıştığını, kendi işini yaptığını ifade etmişlerdir.
Bu durumda davacının davalı işyerinde ve çalıştığı diğer atölyelerdeki hizmetinin hizmet akdi kapsamında mı yoksa kendi nam ve hesabına atölye veya hızar sahibine kullanılan aletler için kira veya ücret ödemek sureti ile mi geçtiği kısacası hizmetin niteliği tam olarak aydınlanmamıştır.
Yapılacak iş; davacının davalı işyerindeki hizmetinin kesintili geçtiği gözetilerek varsa işyeri ücret bordroları ile dönem bordroları getirtilerek imzalı bordrolardaki hizmet yönünden davanın reddi ,imzalı olmayan bordrolardaki süreler yönünden ise eksik bildirilen süre ile ilgili yukarıda belirlenen yönteme uygun ve davacının işyerinde geçen hizmetini bilebilecek durumda olan, davacı ile aynı dönem çalışmış bordro tanıkları ile komşu işyerlerinin aynı nitelikleri taşıyan başka çalışanlarının ifadelerine başvurmak, tanık beyanları arasında aykırılıklar bulunduğu takdirde aykırılıkları usulen gidermek ve hizmetin süresi, niteliği ve hangi tarihleri kapsadığı noktalarını hiçbir kuşku ve duraksamaya neden olmayacak şekilde belirlemek davacının kesintili mi yoksa kesintisiz çalıştığını açıklığa kavuşturduktan sonra 16.04.2000-16.08.2000 tarihleri arasındaki istem yönünden hak düşümü süreyi tartışmak ve tüm deliller bir arada değerlendirilip çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının davacı ile davalı işverene iadesine, 26.01.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.