Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/2900 E. 2010/1895 K. 25.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2900
KARAR NO : 2010/1895
KARAR TARİHİ : 25.02.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, 1.6.1996- 30.9.2008 tarihleri arasında esnaf … sigortalılığı dışında tarım … sigortalılığının geçerli olduğunun ve l.l0.2008 tarihinden itibaren kısmi yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

1-Dosyadaki yazılara toplanan delillere hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 01.06.1996-30.09.2008 tarihleri arasındaki 1 yıl 11 ay 8 günlük Esnaf … sigortalılığı dışında Tarım … sigortalısı olduğunun ve 01.10.2008 tarihinden itibaren kısmi yaşlılık aylığına hak kazandığının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiştir.
Gerçekten Tarım … sigortası kapsamında kesintisiz tarımsal faaliyetin bulunduğunun anlaşıldığı hallerde, 506 sayılı ve 1479 sayılı Yasa kapsamındaki kısa süreli çalışmaların 2926 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığı tümden sona erdirmeyeceği, 2926 sayılı Yasanın 36 ve 10.maddesindeki şartlarında gerçekleşmesi halinde 506 sayılı ve 1479 sayılı Yasa’ya tabi Yasa kapsamındaki kısa süreli çalışmalar dışında kalan süreler bakımından Tarım … sigortalısı olunduğunun kabulünün gerekeceği, 506 sayılı ve 1479 sayılı Yasa kapsamındaki çalışmaların uzun süreli olduğu hallerde ise, tarımsal faaliyetin kesintiye uğradığının ve SSK’lı ve 1479 sayılı Yasa’ya tabi çalışmanın sona ermesinden sonra, 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığın yeniden başlatılabilmesi için, doğrudan prim yatırılması veya aynı yasanın 36.maddesine göre ürün bedelinden tevkifat yapılması yoluyla yeniden kayıt ve tescil yolundaki iradenin ortaya konulması gerektiği Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Somut olayda davacının 01.01.1996 tarihinden itibaren Ziraat Odasına, 22.01.1990 tarihinden itibaren Pancar Ekicileri Kooperatifine ortak olduğu, Tarım Kredi Kooperatifine ortaklığının bulunmadığı, davacının 23.01.2002-31.12.2003 tarihleri arası uzun süreli kesintisiz 1479 sayılı Yasa’ya tabi çalışmasının olduğu, Kurum tarafından 01.06.1996 tarihinde tarım … sigortalısı olarak tescil edildiği, 1479 sayılı Yasa’ya tabi çalışması nedeniyle 22.01.2002 tarihinde terkin edildiği ve prim ödemesi nedeniyle 01.08.2008 tarihinden itibaren yeniden tescil edildiği,böylece 1479 sayılı Yasa’ya tabi çalışmasının sona erdiği 01.01.2004-31.07.2008 tarihleri arasındaki tarım … sigortalılığının iptal edildiği görülmektedir.
Mahkemece davacının ilk tescilinin yapıldığı 01.01.1996 tarihinden itibaren Esnaf … sigortalılığının başladığı 22.01.2002 tarihi arasında tarım … sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesi doğru ise de prim ödemesi nedeniyle yeniden tescil edildiği 01.08.2008 tarihi ile 12.09.2008 tahsis talep tarihine kadar davalı Kurumca sigortalı sayıldığından bu dönemin tespitinde hukuki yarar bulunmadığı halde bu dönemle ilgili tespit karar verilmesi 1479 sayılı Yasa’ya tabi uzun süreli kesintisiz çalışmasından sonra davacı yeniden tescil talebinde bulunmadığı ve prim ödemediği halde 01.01.2004-31.07.2008 tarihleri arasındaki dönem yönünden tesbit kararı verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davacının 1479 sayılı Yasa’ya tabi uzun süreli kesintisiz çalışmasından sonra prim kesintisi olup olmadığını araştırmak, prim kesintisi varsa Tarım … sigortalılık süresini ve aylık şartlarını buna göre belirlemek, prim kesintisi yoksa davacının 01.01.1996-22.01.2002 tarihleri arasında Tarım … sigortalısı olduğunun tespitine, 01.08.2008-12.09.2008 tarihleri arasındaki dönemle ilgili ihtilaf bulunmadığından bu dönemle ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmeli ve davacının yaşlılık aylığı ile ilgili taleplerini kabul edilen bu sigortalılık süresine göre değerlendirip bir sonuca varmaktır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 25.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.