Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/10623 E. 2011/1131 K. 15.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10623
KARAR NO : 2011/1131
KARAR TARİHİ : 15.02.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, yersiz ödenen dul aylığının iadesi hakkındaki işlemin iptaline, birikmiş aylıkların tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava nitelikçe 506 sayılı Yasanın 66. maddesi gereğince davacı eşe bağlanan ölüm aylığını başlangıç tarihi itibarıyla iptal ederek yersiz ödenen 4.497,23-TL’nin iadesi istemine yönelik Kurum işleminin iptali ile birikmiş aylıkların yasal faiziyle tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece: “Davacı vekilinin açmış olduğu davanın KABULÜNE,
-Davalı kurumun 26.11.2009 tarih 684622 sayılı İŞLEMİNİN İPTALİ ile davacıya dul aylığının 23.06.2009 tarihi itibari ile YENİDEN BAĞLANMASINA,
-23.06.2009 tarihinden itibaren kesilen aylıklarının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı kurum tarafından davacıya ÖDENMESİ GEREKTİĞİNİN TESPİTİNE,
-Davacının 01.10.2008-23.06.2009 tarihleri arasında yapılan ödemelerden dolayı davalıya BORCU OLMADIĞININ TESPİTİNE,” karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının ölüm aylığı bağlanmasına ilişkin yasal koşullar bulunduğundan, davacıya bağlanan ölüm aylığını iptal ederek yersiz ödemelerin iadesini talep eden Kurum işleminin iptali yerindedir. Aynı nedenle davacının borçlu olmadığının tespiti de doğrudur. Ancak birikmiş aylıkların dava tarihinden tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline ilişkin karar hatalı olmuştur. Her şeyden önce bir para alacağına faiz yürütülebilmesi için miktarı açıklanmış, harcı yatırılmış bir alacak talebi, diğer bir deyişle usulüne uygun olarak açılmış bir alacak davası mevcut olmalıdır. Somut olayda böyle bir dava söz konusu değildir. Öte yandan bir para borcunun miktarı kesin olarak belli değilse ya da ancak inceleme sonucu belirlenebilecek durumdaysa böyle bir para alacağına faiz yürütülemez. Hal böyle olunca da mahkeme kararının bu yönüyle HUMK’nun 389. maddesine aykırı olduğu açık ve seçiktir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı, düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 1. bendinin silinerek yerine;
“1-Davacı vekilinin açmış olduğu davanın KABULÜNE,
– Davalı kurumun 26.11.2009 tarih 684622 sayılı İŞLEMİNİN İPTALİ ile davacıya dul aylığının 23.06.2009 tarihi itibari ile YENİDEN BAĞLANMASINA,
-Kesilen aylıkların davalı kurum tarafından 23.06.2009 tarihinden itibaren davacıya ÖDENMESİ GEREKTİĞİNİN TESPİTİNE,
-Davacının 01.10.2008-23.06.2009 tarihleri arasında yapılan ödemelerden dolayı davalıya BORCU OLMADIĞININ TESPİTİNE,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, 15.02.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.