YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9401
KARAR NO : 2011/15798
KARAR TARİHİ : 27.12.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
5831 sayılı Yasanın 8 ve 3402 sayılı Yasanın Ek-4 maddesine göre yapılan kadastroda … ilçesi, Kurşunlu köyü, Yörükler mevkii 202 ada 94 parsel sayılı 4576,84 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine “6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır” ve “… oğlu 1973 doğumlu … kullanımındadır” şeklinde şerh yazılarak Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı gerçek kişi soy adı … ve baba adı … olduğu halde, beyanlar hanesine yanlışlıkla soy adının …, baba adının … olarak yazıldığı, bu yanlışlığın giderilmesi ve baba adını düzeltilmesi için dava açmıştır. taşınmazın yüzölçümünün eksik belirlendiği iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın KABULÜNE, çekişmeli Kurşunlu köyü 202 ada 94 sayılı parsel Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığından yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına davacının soyadının … baba adının da … olduğuna, taşınmazın … kullanımında olduğunun tesbitine karar verilmiş, hüküm davalı … Müdürlüğünü temsilen Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 3402 sayılı Yasanın Ek-4 maddesi gereğince yapılan kadastroya itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1945 yılında yapılıp 16.01.1946 tarihinde askı ilanı yapılarak 10.04.1946 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1981 yılında yapılarak 24.09.1982 tarihinde askıya çıkartılan ve dava tarihinde kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Kadastro tesbitine itiraz davalarında davalı sıfatı tesbit malikiyle birlikte var ise beyanlar hanesinde yararına şerh yazılan kişi ya da kişilere aittir. Yüksek Hukuk Genel Kurulunun HGK.2010/7-70-86 sayılı kararında da değinildiği gibi, aleyhine dava açılanların davalı sıfatının bulunmaması halinde dava, sıfat yokluğundan (husumet yönünden) reddedilecektir. HUMK. 179/1.maddesi gereğince dava dilekçesinde tarafların ve varsa kanuni temsilcilerinin ad ve adreslerinin bildirilmesi gereklidir. Bu bildirim esnasında yapılan yanlışlıklardan bazıları, davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddi sonucunu doğurmamakta, oluşan hataların giderilmesi, davalının temsilcisinde yanılmış olması halinde olduğu gibi olanak dahilindedir. Somut olayda, Kadastro Müdürlüğü’nün davalı gösterilmesinin ve Hazine vekili tarafından temsil edilmiş olmanın temsilcide yanılgı olarak değerlendirilmesi gereklidir.
Dava, tutanağın beyanlar hanesinde kullanıcı olarak görülen davacının, soy isminin ve baba adının yanlış yazıldığı, bu yanlışlığın düzeltilmesi istemiyle açılmış olup, davanın niteliğine göre, husumetin Hazineye yöneltilmesi gerekirken, dava dilekçesinde sadece Kadastro Müdürlüğü hasım gösterilmiştir. Dava dilekçesindeki anlatım ve istemden, asıl dava edilmek istenenin Kadastro Müdürlüğü değil, Hazine olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın davalı olarak sadece kadastro müdürlüğüne yöneltildiğinden söz edilemez. Ortada
belirgin biçimde temsilcide yanılma hali vardır. Mahkemece temsilde yanılma hali resen gözetilerek, davanın tesbit maliki Hazineye yönlendirilmesi için davacı yana olanak verilmeli, davanın Hazineye yaygınlaştırılması halinde davaya devam edilmelidir.
Diğer taraftan, açılan dava nedeniyle çekişmeli parselin kadastro tesbiti kesinleşmemiş, tesbit tutanağı mahkemeye gönderilmiştir. 3402 sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince Kadastro Mahkemesinin, Medeni Yasanın öngördüğü biçimde doğru sicil oluşturma görevi vardır. Başka bir deyişle, uyuşmazlığın esası hakkında karar verirken, çekişmeli parselin hangi nitelikte, miktarda ve kimin adına tapuya tescil edileceğine, beyanlar hanesinde hangi şerhlere yer verileceğine tereddüte yer bırakmayacak biçimde karar vermelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeden yargılama devamla hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı … Müdürlüğüne vekaleten Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına 27/12/2011 günü oybirliği ile karar verildi