Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/137 E. 2010/717 K. 28.01.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/137
KARAR NO : 2010/717
KARAR TARİHİ : 28.01.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı,davalılardan işverene ait işyerinde 4.12.1992-4.2.2005 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davalı şirkete ait iş yerlerinde geçen ve kuruma bildirilmeyen 4.12.1992-4.2.2005 tarihleri arasındaki çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın tanık sözlerine dayanılarak kabulüne karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge veya yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kim diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince;davacının davalı iş verene ait 644083,11085092,603460 ve 481280 sigorta sicil nolu 4 ayrı iş yerinden 4.12.1992-4.2.2005 tarihleri arasında yıllar itibariyle kısmi bildirimleri bulunmaktadır.Dinlenen bordro tanıklarından …’ sadece 1085092 sigorta sicil nolu iş yerinden 2000 yılında bildirimin bulunduğu her iki tanığında 603460 nolu iş yerinden herhangi bir bildiriminin olmadığı görülmüştür.Öte yandan davacının 390397 sigorta sicil nolu iş yerinden ihtilaflı dönem içinde 8.3.1994 tarihinden itibaren 54 günlük çalışmasının bildirildiği bu iş yerinin davalı iş veren adına mı yoksa başka bir iş veren adına mı kayıtlı olduğunun araştırılmadığı anlaşılmaktadır.8.3.1994 tarihinden önceki işten çıkış ve giriş tarihleri arasındaki sürelerin 506 sayılı Yasa’nın 79.maddesi uyarınca hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığının tesbiti yönünden bu işyerinin hangi işveren adına kayıtlı olduğunun tesbitinde yasal zorunluluk bulunduğu açıktır.
Bu durumda yapılacak iş, öncelikle 390379 sigorta sicil nolu iş yerine ilişkin SSK kayıtları getirtilmeli bu iş yerinin davalı işveren adına kayıtlı olmaması halinde 4.12.1992-8.3.1994 tarihleri arasındaki işten çıkış ile işe giriş tarihleri arasındaki sürelerin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı tartışılmalı ,uyuşmazlık konusu dönem olan 1992-2005 yıllarının tamamına ilişkin iş yerindeki dönem bordrolarının istenilerek,dönem bordrolarının davalı işverence verilmiş olması halinde dönem bordrolarında kayıtlı tanıklar arasından ihtilaflı dönemin tamamında adı geçen ve özellikle 1992-2005 yılları arasında bildirimi bulunan re’sen tesbit edilecek tanıkların bilgilerine başvurmak, bordro tanıklarının adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, zabıta, maliye ve meslek Odası aracılığı veya muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tesbit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28.1.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.