Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/2559 E. 2010/779 K. 28.01.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2559
KARAR NO : 2010/779
KARAR TARİHİ : 28.01.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalı işveren nezdinde Temmuz 1981 tarihinden itibaren 3 ay çalıştığının tespiti ile yaşlılık aylığı bağlanmasına, aksine kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının davalı işverene ait işyerinde 1981 yılı Temmuz ayı sonlarından itibaren 3 ay süreyle fiili olarak 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olarak çalıştığının tesbiti ile aykırı Kurum işleminin iptali ve tahsis talep tarihi itibariyle yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tesbiti istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, “davacı … sigorta sicil numaralı …’un 07.08.1981 tarihinde …’a ait sanat yapıları inşaat işyerinde asgari ücretle çalışmış olduğunun tespitine,kurumun karşı işleminin iptaline,” karar verilmesi doğrudur. Ancak “davacının kuruma yaşlılık aylığı bağlanması için yapmış olduğu 29.04.2008 tarihli müracaatı izleyen aybaşından itibaren yaşlılık aylığı bağlanması için diğer şartlar oluşması halinde 01.05.2008 tarihinden itibaren kendisine yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine” şeklinde şarta bağlı hüküm kurulması hatalı olmuştur.
HUMK’nun 389. maddesinde, Mahkeme kararında taraflara yükletilen görev ve verilen hakların şüphe ve tereddüdü gerektirmeyecek biçimde açık olarak yazılması öngörülmüştür. Hüküm fıkrası, kararın esası olup, açık ve infazı mümkün olmalıdır. Şarta bağlı ve terditli olarak hüküm kurulamaz. Davanın açıldığı tarihteki duruma göre hüküm fıkrasında, asıl talep ile yardımcı talepler hakkında, şüphe ve tereddüdü gerektirmeyecek biçimde, açık olarak karar verilmelidir.
Yapılacak iş; davacının tahsis talep tarihi itibariyle emeklilik aylığına hak kazanıp kazanmadığına ilişkin yasal koşulların somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğini tüm unsurlarıyla birlikte araştırıp, tahsis koşullarını değerlendirdikten sonra, bu konuda açık ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde karar verilmesinden ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde şarta bağlı hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28.01.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.