YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/15091
KARAR NO : 2010/7741
KARAR TARİHİ : 29.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan … vekilince duruşmasız , diğer davalılar vekillerince de duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 435/2. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki delillerle karardaki gerektirici nedenlere göre davalı … yönünden her ne kadar 15 gün temyiz süresi verilmişse de davaya iş mahkemesi olarak bakıldığından, iş mahkemelerinde temyiz süresinin 8 gün olduğu nazara alınarak bu davalının karar yüzüne karşı tefhim edildiği temyiz dilekçesi ise 08.09.2009 tarihinde verildiğinden temyiz süresi geçtiğinden temyiz talebinin reddine,
2-Diğer davalılar yönünden aşağıdaki bendin kapsamı dışında diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3-Uyuşmazlık iş kazası sonucu davacılar murisinin ölümü ile hak sahibi davacıların anne Şehri için 7.000-TL maddi 6.000,00-TL manevi, kardeşler için ayrı ayrı 500.00’er TL maddi 400.00’re TL manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece annenin maddi zararı SSK geliriyle karşılandığından kardeşlere maddi tazminat verilemeyeceğinden reddine, anneye 6.000,00-TL, kardeşlerin her birine ayrı ayrı 4.000.00’er TL manevi tazminata hükmedilmiştir.
Davacılar murisinin iş kazası sonucu öldüğü olayda murisin %20 davalı işveren tarafın %80 oranında kusurlu olduğu olayda davacıların davalı kusuruna dayandığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalıya verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarınıetkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı ölenin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı kardeşler yararına 3.000 ,00TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 4.000,00 TL’sına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tümüyle silinerek yerine,
“1-Davacının manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile, davacıların maddi tazminat taleplerinin reddine.
Anne Şehri için 6.000,00 TL kardeşler …., … için herbirine ayrı ayrı 3.000.00-TL manevi tazminatın olay tarihi olan 19.04.2008 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine
2-Alınması gereken 1.296.00 TL karar ve ilâm harcından peşin alınan 1.080.00 TL harcın düşümüyle kalan 216.00-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan anne için 720.00 TL kardeşlerin her birine ayrı 575.00’er TL avukatlık ücretinin davalılardan tahsili ile davacılara ödenmesine
4- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince ret edilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan anne için 575.00 TL , kardeşler için ayrı ayrı 575.00’er TL olmak üzere ve kardeşler için işveren maddi tazminat istenemeyeceği nedeniyle dava reddedildiğinden red edilen maddi tazminat içinde 600.00-TL nisbi avukatlık ücretinin davacılardan alınıp davalılara ödenmesine
5- Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.080,00 TL nispi harç, 11.09-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 1.091.09-TL harç giderinin davalılardan tahsili ile davacılara ödenmesine
Davacı tarafından yapılan toplam 2.225.10-TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre hesaplanan takdiren 1.335.06-TL’ sının davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine ,kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, davalı … ’in yaptığı 48.20-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre 19.28.-TL’sına davacılardan tahsiline bu davalıya verilmesine, kalanının bu davalı üzerinde bırakılmasına ” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine, 29.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.