Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/1718 E. 2010/1379 K. 15.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1718
KARAR NO : 2010/1379
KARAR TARİHİ : 15.02.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalı işveren nezdinde 01/05/1993 tarihinden itibaren çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

Davacı, davalılara ait farklı plakalı halk otobüslerinde aynı hatta şöför olarak 01.05.1993 tarihinden dava tarihi olan 27.3.2006 tarihine kadar çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece istemin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, trafik tescil kayıtlarına göre davacının çalıştığını iddia ettiği ……plakalı halk otobüsünün 17.05.1993 tarihinden itibaren …adına tescil edildiği ve trafik kaydının devam ettiği, …. plakalı halk otobüsünün … adına tescilli iken 15.05.2001 tarihinde Isparta iline nakil gittiği, ….plakalı halk otobüsü ise … adına tescilli iken 14.04.2004 tarihinde hurdaya ayrıldığı, …..plakalı halk otobüsünün 01.04.2004 tarihinden itibaren … ve … adına tescil edildiği ve halen tescilinin devam ettiği; ….. plakalı halk otobüsünün … adına 20.6.1996 tarihinde Ankara Büyükşehir Belediyesinden 30.06.1999 tarihinden itibaren … ve …adına işletme ruhsatı alındığı, 12.05.2000 tarihinden itibaren aracı … devralarak kendi adına işletme ruhsatı aldığı, …’ın 16.01.2001 tarihinden itibaren …… plakalı halk otobüsü yerine ….. plakalı halk otobüsü ile çalışmaya devam ettiği 26.08.2003 tarihinde bu aracı da değiştirerek ….. plakalı araç ile faaliyetine devam ettiği, …’ın 08.03.2005 tarihinden itibaren 0…… plakalı halk otobüsünün işletme ruhsatını … ve …’a devrettiği ve bu tarihten itibaren davalıların kendi adlarına işletme ruhsatı alarak Halk otobüsünü işletmeye devam ettiği, Ankara Büşükşehir Belediyesine halk otobüsünde çalışan personel ile ilgili 12.05.2000 tarihinden kayıtların tutulduğu buna göre de davacının …..plakalı araçta 15.01.2003-01.01.2004 ile 26.08.2003-01.01.2004 tarihleri arasında şoför olarak bildirildiği görülmektedir.
Davada sıfat, tarafın, dava konusu maddi hukuk ilişkisinin süjesi olup olmamasıyla ilgilidir. Taraf ehliyeti, dava şartlarından olup yargılamanın her safhasında resen gözönünde tutulması gerekir. Taraf sıfatının bulunmaması halinde dava, sıfat yokluğundan (husumet yönünden) reddedilecektir. HUMK. 179/1.maddesi, dava dilekçesinde tarafların ve varsa kanuni temsilcilerinin ad ve adreslerinin bildirilmesi gerektiğini hükme bağlamıştır. Bildirim esnasında yapılan kimi yanlışlıklar, davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddi sonucunu doğurmamakta, oluşan hataların giderilmesi bazı durumlarda mümkün olabilmektedir. Davalının temsilcisinde yanılmış olma hali de bu duruma örnek oluşturmaktadır.
Davanın hasımda değil, temsilcide yanılma sonucu açılması halinde davanın husumetten reddedilmeyip, gerçek temsilciye davanın yöneltilmesi gerektiği Yargıtay’ın giderek Dairemizin yerleşmiş görüşlerindendir.Somut olayda davacının, çalıştığını iddia ettiği halk otobüslerinin trafik kayıtları ve Büyükşehir Belediye Başkanlığı işletme ruhsatı bilgilerine göre 06 GC 838 plakalı halk otobüsünün 01.04.2004 tarihinden itibaren trafik kaydı 08.03.2005 tarihinden itibaren ise araç işletme ruhsatının davalılar adına olduğu anlaşılmaktadır. Davacı 01.05.1993 tarihinden itibaren halk otobüsünde şoför olarak çalıştığını iddia ettiğine göre çalıştığını iddia ettiği plakalı halk otobüslerinin resmi kayıt ve belgelerde adına kayıtlı kişileri davalı olarak göstermediği anlaşılmaktadır. Davacının davasını çalıştığı halk otobüslerinin işvereni … ve … olduğu düşüncesiyle davalılar aleyhine açtığının, bu durumda husumette değil, temsilcide yanılma halinin söz konusu olduğunun kabulü gerekir. Hal böyle olunca, dava ekonomisi ve hizmet tesbitine ilişkin davalarda kamu yararı ön planda olduğu için bu eksikliğin (hatanın) mahkemece doğrudan (resen) dikkate alınıp gerçek hasma husumetin yöneltilerek davanın sonuçlandırılması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18.04.2007 gün, 2007/9-218 Esas, 2007/227 Karar sayılı kararı da bu yöndedir.
Yapılacak iş, davacıya dava dilekçesinde 01.05.1993 tarihinden itibaren resmi kayıtlarda işveren olarak kayıtlı kişileri tespit ederek davaya dahil etmesi için önel verilerek tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir.
Öte yandan davanın yasal dayanağını oluşturan dava tarihinde yürürlükte olan 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında; resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması, salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması, inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordroları, tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken işverenler tarafından Kuruma bildirilen komşu işyerleri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Somut olaya gelince; mahkemece davacının fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan, uyuşmazlık konusu dönemin tamamında çalışması bulunan bordro tanıkları yada kayıtlara geçmiş komşu iş yeri sahibi veya çalışanı oldukları belli olan tanıkların dinlenmesi gerekirken, anılan nitelikleri taşımayan tanıkların beyanı ile yetinilerek sonuca gidildiği ortadadır. Bu nedenle eksik araştırma ile sonuca gidilmiş olmasıda mahkemenin kabul şekli bakımından hatalı olmuştur.
Yapılacak iş,öncelikle davacıya önel verilerek çalıştığını ileri sürdüğü plakalarını bildirdiği araçların uyuşmazlık konusu dönemde üzerine kayıtlı olduğu kişileri ruhsat sahiplerini yöntemince davaya dahil edilmesi için önel vermek davacının tespitini istediği sürelerle ilgili olarak eğer varsa davalı işverence SSK’ya verilen dönem bordrolarında dava konusu dönemde kesintisiz çalışması bulunan bir diğer deyişle çalışmanın kesintisiz olup olmadığını bilmesi mümkün olan kayıtlı tanıklar saptanarak, bu tanıkların bilgilerine başvurmak, dönem bordroları yok ise işverenin komşu işyerlerinin kayıtlara geçmiş kişileri veya benzer işi yapanların kayıtlara geçmiş yukarıda açıklanan niteliklerdeki kimseleri tespit edilip dinlenmek ve tüm deliller toplandıktan sonra delilleri takdir edip ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 15.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.