Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/2870 E. 2010/1901 K. 25.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2870
KARAR NO : 2010/1901
KARAR TARİHİ : 25.02.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu malüliyetindendoğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı ve davalılardan ….. Tekstil San. Tic. Ltd. Şti. Ve … vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, iş kazası olduğu iddia olunan olay sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının hak sahiplerinin maddi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Davacı hak sahiplerinin Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açtığı maddi ve manevi tazminat davası eldeki dava ile birleştirilmiştir.
Mahkemece, dava konusu olayın iş kazası olmaması nedeniyle davacıların destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin asıl dava yönünden reddine,birleştirilen dosyanın tefrikine ve tefrik edilen dosyada mahkemenin görevsiz olduğunun tesbiti ile dosyanın Bursa Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2005/487 Esas ve 2006/247 Karar sayılı eldeki dava ile birleştirilen dava dosyasında 20.06.2006 tarihli birleştirme kararının taraflara tebliğe çıkartılıp kesinleştirilmediği ve eldeki davada birleşen dosyanın taraflarına duruşma gününün tebliğ edilmeden yargılamaya devam olunduğu anlaşılmaktadır.Mahkemece öncelikle birleşen dosyanın, ilgili mahkemeye gönderilerek kesinleştirildikten sonra eldeki davada birleşen dosyanın taraflarına duruşma günün tebliğ edilmesi gerekirken usuli işlemler tamamlanmadan ve birleşen dosyanın davalılarına duruşma günü tebliğ edilmeden yargılamaya devam olunarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Kabule göre de, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası niteliğinde olup olmadığı, haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından hak sahiplerine bağlanan gelirin hükme en yakın tarihteki peşin sermaye değerinin hüküm tarihine en yakın tarihteki verilere göre belirlenen tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. 5510 sayılı Yasa’nın 13. maddesinde iş kazasının 4 ncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5 nci madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kurum’a en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile bildirilmesinin zorunlu olduğu, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde bu sürenin iş kazasının öğrenildiği tarihten başlayacağı, Kurum’a bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurum’un denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya bakanlık iş müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabileceği, 5510 sayılı Yasa’nın 20 nci maddesinde ise iş kazasına bağlı nedenlerden dolayı ölen sigortalının hak sahiplerine gelir bağlanacağı bildirilmiştir.
Somut olayda iş kazası olduğu iddia olunan olayın Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmediği anlaşılmaktadır. Kurum’ca hak sahibine gelir bağlanabilmesi için öncelikle zararlandırıcı olayın iş kazası niteliğinde olup olmadığının tespiti ön sorundur. İş kazasının tespiti ile ilgili ihtilaf Sosyal Güvenlik Kurumunun hak alanını doğrudan ilgilendirmekte olup asıl davada … taraf gösterilmiş ise de Kurum tarafından olayın iş kazası olup olmadığı yönünde bir tesbit yapılmış değildir.
Yapılacak iş; öncelikle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2005/487 Esas ve 2006/247 Karar sayılı birleşen dosyanın, ilgili mahkemeye gönderilerek kesinleştirildikten sonra eldeki davada birleşen dosyanın taraflarına duruşma gününü tebliğ etmek, daha sonra Sosyal Güvenlik Kurumunun olayı iş kazası olarak kabul edip etmediğini sormak, Kurum’ca yapılacak soruşturmanın sonucunu beklemek, olayın Kurum’ca iş kazası olarak kabul edilmemesi halinde,tarafların bu yöne ilişkin delillerini toplayıp olayın iş kazası olup olmadığını tesbit etmek, yapılan yargılama sonucunda mahkemece olayın iş kazası olduğu sonucuna varılması durumunda her iki davayı birlikte görüp sonucuna göre karar vermek, olayın iş kazası olmadığının mahkemece tesbit edilmesi durumunda ise şimdiki gibi karar vererek dava dosyalarını tefrik etmektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 25.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.