YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1994
KARAR NO : 2010/1908
KARAR TARİHİ : 25.02.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 31.12.1998 -20.5.2008 tarihleri arasında tarım … sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, 31.12.1998-20.5.2008 tarihleri arasında 2926 sayılı Yasa’ya tabi tarım … sigortalısı olduğunun tesbitini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Yasa’da 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesine koşut geçmiş tarım … hizmetlerinin tesbitine ilişkin bir düzenleme mevcut değildir. 2926 sayılı Yasa’nın 7. maddesi hükmüne göre, bu yasaya göre sigortalı sayılanlar, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorundadırlar. Anılan yasanın 5. maddesi ile 7. madde de belirtilen süre içinde kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlayacağı hükmü getirilmiştir. 2926 sayılı Yasa’nın 2. ve 3. maddeleri kapsamında kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunanlardan yasanın uygulanma tarihinde 58 yaşını dolduran kadınlarla, 60 yaşını dolduran erkekler dışındakiler bakımından tarım … sigortalılığı zorunlu sigortalılık niteliğinde bulunmaktadır. Başka bir ifade ile sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçip kaçınmak mümkün değildir. Diğer yandan, resen tescil başlığını taşıyan 9. maddeye göre bu yasa kapsamında sigortalı sayılanların sigortalılıklarının başladığı tarihten itibaren üç ay içinde Kuruma kayıt ve tescilini yaptırmayanların tescil işlemlerinin Kurumca resen yapılması gerekmektedir. 2926 sayılı Yasa’nın 36. maddesi kapsamında Kurumun prim alacaklarını Bakanlar Kurulu Kararı ile ürün bedellerinden tevkifat suretiyle tahsil etmesi mümkündür. Bu bağlamda 2. madde kapsamına girenlerin belirtilen şekilde prim borçlarının ürün bedellerinden tevkifat suretiyle kesilerek Sosyal Güvenlik Kurumu’na ödenmesi halinde kayıt ve tescil için Kuruma başvuru olmasa dahi bahse konu biçim de prim ödenmesi suretiyle kayıt ve tescil konusundaki iradelerini ortaya koydukları tartışmasızdır. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun iş bu prim ödenmesine rağmen, sigortalıyı resen kayıt ve tescil etmemesi yasanın kendisine yüklediği resen tescil mükellefiyetine aykırılık teşkil etmektedir. Ayrıca, 2926 sayılı Yasa’nın 10. maddesine göre kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifler kanununa göre kurulan … kooperatifleri ile birliği, Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir. Bu kayıtların tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmanın yasal karinesi olduğu ortadadır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının 1.9.1998 31.12.1998 ,20.5.2008-10.4.2009 tarihleri arasında tarım … sigortalısı olarak tescil edildiği, 20.5.2008 tarihinden itibaren ziraat odası kaydının bulunduğu, tarım kredi kooperatifi kaydının bulunmadığı, davacının sattığı ürün bedelinden 30.8.1998 tarihinde prim kesintisinin yapıldığı, bunun dışındaki sürelerde ürün bedelinden prim kesintisi yapıldığına ilişkin dosyada belge bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Tarım … sigortalılık niteliğini yitirenlerin tarım … sigortalılığının yeniden başlaması için tescil veya tescil yerine geçen iradi prim ödemesi ya da prim tevkifatı yapılması gerekmektedir. Belirtilen durumlar dışında, tarım … sigortalılığının ziraat odası kaydı, tarım kredi kooperatifi kaydı, doğrudan gelir desteği ödemelerinden yararlanma, zirai kredi kullanımı ve benzeri nedenlerle kendiliğinden yeniden başlayıp devam etmeyeceği dikkate alınmalıdır. Bu husus, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14.02.2007 gün ve E:2007/21-73, K:2007/71, 03.10.2007 gün ve E:2007/10-658, K:2007/71; 28.11.2007 gün ve E:2007/10-907, K:2007/893 ve 25.02.2009 ve E:2009/21-39, K:2009/92 sayılı kararlarında da benimsenmiş bulunmaktadır.
Davalı Kurum tarafından davacının,23.5.2008 tarihli bildirgeye göre tescil başvurusuna dayalı olarak tarım … sigortalılığı 30.8.1998 prim kesintisini takip eden aybaşı olan 1.9.1998 tarihi itibariyle başlatılarak devam ettirilmiş,davacı 5763 sayılı Yasa’dan yararlanarak pirimlerini ödemiş,davalı Kurumca bilahare bu tarihten sonra iradi prim ödemesi yada prim kesintisi olmadığından sigortalılığı 31.12.1998 tarihinde terkin edilerek Ziraat odası kaydının başladığı 20.5.2008 tarihi itibariyle sigortalılığı yeniden başlatılmıştır.
Dairemizin istikrar gösteren içtihatlarına göre davacının zorunlu sigortalılık koşullarını taşımadığı dönem için Kurum’un hatalı işlemi sonucu geriye yönelik prim yatırması yararına kazanılmış hak oluşturmaz. Ancak, fazla prim ödemeleri ödeme tarihinden itibaren isteğe bağlı sigortalı olarak değerlendirilebilir. Y.H.G.K’nun 20.11.2002 gün ve 21/892-990 sayılı kararları da bu yöndedir.
Davacının 31.12.1998-20.5.2008 tarihleri arasında 2926 sayılı yasa’nın 10.maddesinde belirtilen kayıtları bulunmadığı ve tarımsal faaliyet bu madde kapsamında kanıtlanmadığı halde bu yılların hataya dayalı Kurum işlemi ile primlerinin 5510 sayılı yasa kapsamında yapılandırılarak tahsil edilmesi davacıya hak bahşetmemelidir.Davacının tescil işlemi geriye dönük olarak 25.6.2008 tarihinde gerçekleştirilmiş olup ,prim tahsili 18.8.2008 tarihinde gerçekleştirildiğinden ,Sosyal Güvenlik Hukuku ilkeleri ve Medeni Kanunun 2. maddesinin uygulanmasının zorunlu bir sonucu olarak sigortalıya uzunca bir süre sigortalı olduğu inancı verilmesi ve uzun süreli prim kullanımından da söz edilemez.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulu usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 25.2.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.