Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/3430 E. 2010/8042 K. 06.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3430
KARAR NO : 2010/8042
KARAR TARİHİ : 06.07.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, dava tarihi itibariyle kısmi emekliliğe hak kazandığının tespitine ve maaşlarının dava tarihi itibariyle ayrı ayrı ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava: davacının 01.12.1988-19.12.2003 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamındaki kısa süreli zorunlu sigortalı çalışmaları dışında 2926 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı olduğunun, dava tarihi itibarıyla kısmi yaşlılık aylığına hak kazandığının ve bu aylıkların ödenmesi gereken tarihten yasal faiziyle ödenmesi gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, 01.12.1988-19.12.2003 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamındaki kısa süreli zorunlu sigortalı olduğu süreler dışında 2926 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı olduğunun tespiti ile Davacıya 01.08.2008 tarihinden itibaren 15 tam yıl hizmet üzerinden kısmi yaşlılık aylığı bağlanmasına ve aylıkların her ay için hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı vekilince temyiz edilmiştir
Yerel mahkemenin 506 sayılı Yasa kapsamındaki kısa süreli çalışmalarla çakışan süreleri dışlamak suretiyle davacının Tarım … sigortalısı olduğuna ilişkin kararı doğrudur. Yaşlılık aylığına gelince: Yaşlılık aylığına ilişkin kararda hata yapıldığı görülmektedir.
Davanının yasal dayanağının oluşturan 2926 sayılı Yasa’nın Ek 3.maddesi delaletiyle 1479 sayılı Yasa’nın 35 ve geçici 10/c maddeleri gereğince davacının yaşlılık aylığına hak kazanabilmesi için tahsis talebinde bulunması, 15 tam yıl prim ödemesi ve 57 yaşının bitirmiş olması gerekmektedir. Somut olayda 1951 doğumlu olan davacının yaş koşuluna sahip olduğu görülmektedir. Yaşlılık aylığı bağlanması için 26.07.2008 tarihinde kuruma yazılı başvurusu da mevcuttur. Prim ve her türlü borçların ödenmiş bulunması koşuluna gelince: tahsis talep tarihinde, Kurum’ca uyuşmazlık çıkarılan sürelere ilişkin primlerin davacı tarafından ödenip ödenmediği belli olmadığı gibi, uyuşmazlık konusu olmayan sürelerle ilgili primlerin ödenip ödenmediği de belli değildir.
Dosya içerisindeki 27.05.2009 tarihli ekstrede davacının 19.12.2003 terk tarihinde 3.042,67 TL’lik fazla ödemesinin bulunduğu görülmekte ise de bu fazlalığın uyuşmazlık konusu döneme ilişkin primlerin karşılığı olup olmadığı belli değildir. Bu duruma göre hiç bir kuşku ve tereddüte yol açmayacak biçimde davacının prim ve her türlü borçlarının ödendiği belirlenmeden yazılı şekilde yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesi isabetsizdir. Öte yandan ödenmesi gereken aylıklar belli olmadığı, miktarı belli olmayan alacak için faize karar verilemeyeceği göz ardı edilerek, aylıkların her ay için hesaplanacak yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi de hatalı olmuştur.
1479 sayılı Yasa’nın 37. maddesine göre yaşlılık aylığı, sigortalının, aylık bağlanması için Kurumda yazılı istekte bulunduğu tarihi takip eden aybaşından başlar. Kural bu şekilde olmakla birlikte davacı vekili 13.02.2009 tarihli dava dilekçesinde davacının dava tarihi itibarıyla kısmi emekliliğe hak kazandığının tespitini istemiştir. HUMK’ nun 74.maddesine göre “hakim her iki tarafın iddia ve müdafaalarıyla mukayyet olup ondan fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremez.” Bu husus kamu düzenine ilişkin olup re’sen göz önüne alınır. Hal böyle olunca da istemle bağlılık ilkesine aykırı biçimde dava tarihinden önceki bir tarihten itibaren yaşlılık aylığının bağlanmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Yapılacak iş; davacının tespit edilen sigortalılık süreleriyle birlikte tahsis talep tarihinde prim ve her türlü borçlarının ödenmiş olup olmadığını araştırmak, prim ve her türlü borçlarının tahsis talebinden sonraki bir tarihte ödendiğinin tespit edilmesi halinde aylığın ödemenin tamamlandığı tarihi takip eden aybaşından itibaren başlatılması gerektiği ve davacının dava dilekçesinde dava tarihinden itibaren aylık talep ettiği ve miktarı belli olmayan alacak için faize karar verilemeyeceği dikkate alınarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 06.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.