YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/467
KARAR NO : 2011/8288
KARAR TARİHİ : 20.10.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetten doğan manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, kazalı sigortalı … ile bir arada oturmayan davacılar …, … ve…’ın tüm temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, geçirdiği işkazası sonucu %100 işgöremez duruma gelmesi nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının annesi olan davacı …, babası … ve … …, …, …, … ve …’nun uğramış olduğu manevi zararının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacıların manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan Borçlar Kanununun 47. maddesine göre manevi tazminat isteme hakkı doğrudan doğruya cismani zarara uğrayan kişiye aittir. Yansıma yoluyla aynı eylem nedeniyle manevi üzüntü duyanlar manevi tazminat isteyemezler. Ancak cismani zarar kavramına (B.K.46 ve 47) ruhsal bütünlüğün ihlali sinir bozukluğu veya hastalığı gibi hallerin girdiği bu maddelerde sadece maddi sağlık bütünlüğünün değil ruhsal ve sinirsel bütünlüğünde korunduğu öğretide ve Yargıtay kararlarında kabul edilmektedir. Öyleyse bir kişinin cismani zarara uğraması sonucunda, onun (ana, baba, karı, Koca, evlat gibi) çok yakınlarından birinin de aynı eylem nedeniyle hukuken korunan ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğü ağır şekilde bozulmuşsa onlarında manevi tazminat isteyebilecekleri kabul edilmelidir. Bu durumda olanların zararları ile haksız eylem arasında uygun illiyet bağı mevcut olduğundan yansıma yoluyla değil, doğrudan zarara uğrama söz konusudur. Cismani zararın ağır olduğu hallerde, aksi kanıtlanmadığı sürece, kazalının çok yakınlarının ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğü ağır şekilde bozulduğunun kabulü, hayatın olağan akışı gereğidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.4.1995 gün ve 1995/ 11-122,1995/430 23.9.1987 gün ve E.1987/9-183 K.1987/655 sayılı kararları da aynı esaslara dayanmaktadır.
Somut olayda, 09.11.2005 tarihinde 26 yaşında olan …’nun geçirdiği işkazası sonucu felç olarak, ömür boyu başkasının bakımına muhtaç yatalak hale geldiği, işgöremezlik oranının %100 olduğu dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Çocuklarının bu derecede ağır vücut bütünlüğü ihlali olayının davacı anne ve baba ile davacı ile birlikte yaşayan … … ve …’nun gözleri önünde cereyan etmesi ve ömür boyu devam edecek olması karşısında ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğünün ağır biçimde ihlal edildiği kabul edilmelidir.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular nedeniyle, davacının B.K.’nun 47. maddesine dayanan manevi tazminat isteği yönünden olayda uygun illiyet ve hukuka aykırılık bağı koşullarının gerçekleştiği ve davacılardan kazalı işçinin annesi, babası ve birlikte oturduğu … … ile …’ün doğrudan manevi zarara uğradığı ve davanında zamanaşımı süresi içinde açıldığı gözetilmeden üzüntüyü hafifletici bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde manevi tazminat istemlerinin reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
O halde, davacılar …, …, … ve …’nun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, 20.10.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.